Bir cümle söyleyebilmek için koca kitaplar yazılıyordu. En azından kapaklarına "Bu kitap bilmemkaçıncı sayfadaki o sarsakça cümleyi söyleyebilmek için yazılmıştır" diye not düşülebilirdi.
"İnsan düşünmeli; elini attığı her zeytin tanesinde, her pirinç ve her buğday tanesinde ne kadar, ne çok alın teri, ne kadar çok emek var. İnsan soyunun güzelliği alın terindedir. Bir buğday tanesi bile yüz damla alın teridir."
"Abdülvahap Bey iyi adam, onu çok mağdur etmişler. O çok zulüm görmüş. O Vali olacakmış da yapmamışlar, doğru adam olduğu için. O kadar iyi bir adam ki, kimseye bir kötülük edemeyeceği için onu Vali yapmamışlar."
Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana İnsan, yeryüzünün herhangi bir yerinde böyle çiçekler açtığını bilse, dünyayı diyar diyar dolaşır da, bu çıçekleri, Kafdağının ardında da olsa, arar bulur da görür.