5/10
·104 syf.··
2026 25. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 00:00
bir dönem zweig kitaplarının o derin dünyasını çok sevdiğim için her ay mutlaka 1-2 kitabını okuyordum ama 1-1.5 yıldır ara vermiştim. ara verdikten sonra böyle bir kitapla geri dönmek biraz talihsizlik oldu çünkü açık ara en sevmediğim kitabı oldu. kitabı okurken çok zorlandım, 2 gün boyunca bugün okuyacağım artık diyerek sürekli elimde gezdirdim; neyse ki sonunda okuyabildim ama okumasam da olurmuş. okurken zevk almadım, bitirdikten sonra da ne okudum ben diye durup düşündüm; kısaca sevmedim.
Karmaşık DuygularStefan Zweig · Can Yayınları · 202413,1bin okunma
10/10
·264 syf.··
2026 5. kitabı
·
29 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 03:45
Genel olarak motivasyon kaybı yaşadığım bir dönemde karşıma çıkan ve bana iyi gelen kitaplardan biri oldu. Okurken yazarın anlatım dili bana sık sık Aykut Oğut'u hatırlattı. Özellikle düşünce gücü, inanç kalıpları ve hayata bakış açısıyla ilgili anlatılan bazı konular iki yazar arasında benzerlikler kurmama neden oldu. Ancak bu benzerlikler, daha önce okuduğum bir kitabın tekrarıymış hissini vermiyor hatta tam tersine tanıdık gelen fikirler farklı örnekler ve farklı bakış açılarıyla ele alınıyor. Bu da anlatılanları üzerinde düşünerek benimseyerek hayatıma katmamı kolaylaştırdı diyebilirim. En sevdiğim yanı ise okurken üzerimdeki zihinsel yorgunluğu hafifletmesi oldu. Sayfalar ilerledikçe olaylara daha olumlu ve sakin yaklaşmaya başladığımı farkettim. Sen Yeter ki İste Pierre Franckh Kesinlikle bu kitabı doğru zamanda en ihtiyacınız olan bir dönemde okuyacaksınız buna eminim çünkü enerjisi çok başka.
Sen Yeter ki İstePierre Franckh · Koridor Yayıncılık · 2025323 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Puan vermedi
Mukaddes ilk bakışta bir aşk hikâyesi anlatıyormuş gibi görünse de, sayfalar ilerledikçe bunun çok daha derin bir anlatı olduğunu fark ediyorsunuz. Yazar, aşkı yalnızca iki insan arasındaki duygusal bağ olarak ele almıyor; sevginin insanı nasıl değiştirdiğini, olgunlaştırdığını ve bazen sessizce yeniden inşa ettiğini anlatıyor. Romanın merkezinde Şerif ve Mukaddes var. Fakat asıl mesele onların birbirlerini sevmesi değil; o sevginin onları nasıl dönüştürdüğü... Güven, fedakârlık, sabır ve insanın kendi vicdanıyla hesaplaşması satır aralarında öylesine doğal işlenmiş ki, okurken kendinizi olayların değil, karakterlerin ruhunda dolaşırken buluyorsunuz. Adil Yakubov'un kaleminde beni en çok etkileyen şey ise gösterişten uzak anlatımı oldu. Büyük cümlelere, yapay dramatik sahnelere ihtiyaç duymadan okurun kalbine dokunmayı başarıyor. Karakterler kusursuz insanlar değil; tıpkı hayatın içinden çıkıp gelmiş gibiler. Belki de bu yüzden yaşadıkları her duygu inandırıcı, her kırgınlık tanıdık geliyor. Mukaddes karakteri ise romanın en güçlü yanı. O, yalnızca sevilen bir kadın değil; onuru, vakarı ve yaşadığı zorluklar karşısındaki sessiz direnciyle hafızada yer eden bir karakter. Şerif'in değişimi de onun varlığıyla anlam kazanıyor. Böylece roman, tek taraflı bir aşk hikâyesi olmaktan çıkıp, birbirini büyüten iki insanın yolculuğuna dönüşüyor. Romanın bir başka dikkat çekici yönü de Sovyet dönemi Özbek toplumunu arka planda başarıyla hissettirmesi. Gelenekler, aile bağları ve toplumun birey üzerindeki etkisi, hikâyenin içine ustalıkla işlenmiş. Yazar bunları göze sokmadan, anlatının doğal bir parçası hâline getiriyor. Kısacık bir roman olmasına rağmen taşıdığı duygu son derece büyük. Sayfa sayısı az ama etkisi uzun sürüyor. Kitabı kapattığınızda yalnızca Şerif ile Mukaddes'i
MukaddesAdil Yakubov · İleri Yayınları · 2000140 okunma
10/10
·144 syf.··
2026 6. kitabı
Bu kitabı elime aldığımda sadece bir okur değildim. Serap Kurşun Kanmaz'ın dostuydum. Kitabın hazırlık sürecinde birlikte çalıştık, uzun sohbetler yaptık, satır satır üzerinden geçtik. Kitapta yer alan röportajı da bu sohbetlerin bir parçası olarak gerçekleştirdik. Günler boyunca konuştuk. Kimi zaman yeni yazdığı bir aforizmayı heyecanla paylaştı, kimi zaman tedavi sürecinde yaşadıklarını anlattı. Ama ne anlatırsa anlatsın, konuşmalarımızın merkezinde hep yaşam vardı.Aslında Serap'ın bana en çok öğrettiği şey de buydu.O, hastalığından bahsettiğinde bile hastalığı konuşmazdı. Yaşamı konuşurdu. Tedavi süreçlerinin ağırlığını, hastane odalarının yalnızlığını, belirsizlikleri elbette inkâr etmiyordu. Ancak bütün bunların içinde hâlâ umut edecek bir şey bulabiliyor, yarınlara dair heyecan duyabiliyor, yazmaya devam edebiliyordu. Belki de bu yüzden kitabın ilk sayfalarından itibaren hissedilen duygu acı değil; yaşama tutkusu oluyor. Bazen bir aforizmada, bazen bir günlük sayfasında, bazen de içten bir itirafta Serap'ın sesini duyuyorsunuz. O sesi bugün hâlâ duyabiliyorum. Çünkü bu kitapta yalnızca kelimeler yok; onun cesareti, mizahı, sevgisi ve yaşama bağlılığı var. Ne yazık ki kitap tamamlandıktan sonra Serap'ı kaybettik.Bu cümleyi yazmak hâlâ kolay değil.Çünkü bazı insanlar aramızdan ayrılsa da hayatımızdaki yerleri değişmiyor. Serap da benim için öyle biri. Dostluğu, zarafeti, insanlara dokunma biçimi ve her şeye rağmen koruduğu yaşam sevinciyle hep hatırlayacağım bir insan.Bugün Serap Gibi'yi okurken satırların arasında yalnızca bir yazarın değil, çok kıymetli bir insanın izlerini görüyorum. Onunla yaptığımız sohbetleri, geleceğe dair planlarını, yazmak istediği yeni kitapları ve gözlerindeki o bitmeyen yaşam enerjisini hatırlıyorum. Bu yüzden bu kitap benim için sadece
Serap GibiSerap Kurşun Kanmaz · Doğan Solibri Yayınları · 20252 okunma
9/10
·384 syf.··
Beğendi
·
2026 15. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 03:14
Hz. Adem yaratılan ilk insan, ilk peygamber, ilk eş... Hata yapan ilk insan. Cennetten dünyaya sürgün edilen ve dünya hayatında babalığı tatmış ilk baba. Bir baba olarak belki de en büyük sınav ona düştü. Ölen de ondan, öldüren de ondan... Yazarın şiirsel bir dille kaleme aldığı okurken sıkılmayacağınız ve yaratılan ilk insan hakkında epeyce bilgilerin bulunduğu bu eserde yazar okuyucuyu kendisiyle muhakeme yaptırıyor. İlk Yusuf ve Züleyha kitabıyla tanıştığım yazar Nazan Bekiroğlu' nun kalemini sevdim. Diğer kitaplarını da alıp muhakkak okuyacağım. Sizlere de kesinlikle bu iki kitabı okumanızı tavsiye ederim.
Lâ: Sonsuzluk HecesiNazan Bekiroğlu · Timaş Yayınları · 202114,6bin okunma
Spoiler içerir
7/10
·280 syf.··
2026 3. kitabı
·
36 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 20:35
Gençliğiyle ve güzelliğiyle dikkat çeken Dorian, ressam arkadaşı Basil'in modelliğini yapmaktadır. Basil, onu Henry ile tanıştırdıktan sonra Dorian'ın hayata karşı bakışı değişir. Henry'nin verdiği bir kitaptan çok etkilenir. Sadece hayattan zevk almanın peşine düşer. Sibly'nin intiharından sonra Basil'in çizdiği portresine yaptığı iyilik ve kötülüklerin yansıdığını fark eder. Çünkü Sibly'nin intiharına onun sebep olması tablodaki o çok güzel yüzü çirkinleştirmiştir. Portresi çizilirken ettiği dua gerçekleşmiştir. "Keşke hep bu tablodaki gibi kalsam!" Seneler boyunca yaptığı kötülükler tabloya yansır ancak Dorianda ne bir çirkinlik ne de bir yaşlanma belirtisi vardır. Tablosunu yaptığı için Basil'i suçlayan Dorian, bir gün onu öldürür. Sibly'nin abisinin onu öldürmek için peşine düşmesiyle işler daha çok sarpa sarar. Adamdan kurtulsa da günahlarının yüklerini taşıyamaz hale gelir. Tabloyu yok etmeye karar verir. Tabloya sapladığı bıçak adeta büyüyü bozar. Bıçak Dorian'a saplanmış olur, o an oracıkta ölür ve tablodaki tüm çirkinlik kendi vücuduna sirayet eder. Tanınamaz bir hale gelir. Onu öldüğü yerde bulanlar bile üzerinde eşyalar sayesinde tanırlar. Kitaptan beklentim biraz farklıydı o yüzden bazı noktalarda çok şaşırdım bazen de çok sinirlendim. Sanırım ben Dorian'ı ahlaki olarak daha farklı bir boyutta canlandırmıştım gözümde. Okurken bazı cümleleri sosyolojik bir tespit içerdiği kanısıyla tekrar tekrar okuyup düşündüm, bu açıdan zevkliydi. Ancak bazı konuşmaları okurken çok zorlandım. Nedense hep dış görünüşün yanılgısına kapılıyoruz. Güzel biri kötü olamazmış, yakışıklı bir adamın yaptıkları aklanabilirmiş gibi. Uzun süre önce tanıştığımız birini tanıdığımızı sanmak gibi. Özellikle üst sınıf olarak adlandırılan kesimin bencillikleri, hayatlarını
1000Kitap
Dorian Gray'in PortresiOscar Wilde · Can Yayınları · 201899,3bin okunma