Kadın için 'lanetli' topraklarda var olmak mütemadiyen bitmeyecek bir yaşam savaşı vermek demektir.
Altı kız çocuğu olmasından utanan despot bir babanın yedinci kız çocuğundan sonra onu saklayıp, erkek gibi yetiştirip, çevresine de bir erkek çocuğu olarak tanıttığı Ahmet, aslında Zehra'nın hikayesi. Zahra bir kadın olduğunu babası ölüm döşeğindeyken öğreniyor ve onun yeniden doğuşu başlıyor. Fakat yaşanılan topraklar bir kadın için yeniden doğmayı bırakın, sadece nefes almayı reva görüyor. Zahra için bir yolculuk başlıyor, çöllerde, kimi zaman bir yabancının yanında... anlatım lirik, kimi zaman muğlak, kimi zaman gerçekle hayal arasındaki o ince çizgi belirsizleşiyor.
Yine de o arayış hissini duyumsuyorsunuz, yazar bunu başarmış. Severek okudum fakat benim çok içselleştiremediğim bir roman oldu.
..
..
"Kendi ellerimle boğduğum sesimin suskunluğu içinde yalamaya karar verdim. Ama, bir kez olsun haykırabilmek için, kısa da olsa, zamanım olsun istiyorum; bir çığlık atmak için, yalnızca bir kez; ruhun derinliklerinden, çok eskilerden, doğumunun öncesinden gelecek bir çığlık..."
Kutsal GeceTahar Ben Jelloun · Kırmızı Kedi Yayınevi · 2018233 okunma
Hiç kuşkusuz Müslüman Osmanlı ailesinin çocuğunu gönderdiği mektebden başka, şeyhin elini öptürüp emanet ettiği bir kurum daha var ki, o da ailenin bağlı olduğu tarikatın dergâhıydı.
Mesela çocuklar kısırlaştırılarak harem ağası (eunuch) olarak satılabilirdi. Evde işgücü olarak kullanılırdı. Çocuk, İustinianus hukukunda da kabul edildiği gibi, babanın otorite ve tasarrufuna bırakılmıştı.