"İfade edemediğim bir eksiklik var içimde, sanki her şey başka türlü olabilirdi." |Oğuz Atay|
Alıntı
Odasında hemen hemen hiç kitap görmediğimi hatırlıyorum; şu halde, Goryançikov’un çok okuduğu hakkındaki söylentiler doğru değildi. Gene de bir iki kere, gecenin geç vaktinde evinin önünden arabayla geçerken pencerelerinde ışık görmüştüm. Şafak sökene kadar oturarak ne yapıyordu acaba? Bir şey mi yazıyordu? Böyleyse yazdığı şeyler ne olabilirdi?
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
“İfade edemediğim bir eksiklik hissi var içimde, sanki her şey başka türlü olabilirdi.” Oğuz Atay
Elhamdulillah
Murat Menteş erken davranmasaydı başlık “ kaosa mütevazı bir katkı” olabilirdi..
"İfade edemediğim bir eksiklik hissi var içimde,sanki her şey başka türlü olabilirdi..."
Alıntı
Hadsiz.
Alnındaki teri elinin tersiyle sildi. Zor bir anında sizinle tanışmaktan dolayı soğuk terleri artmıştı. Yaz ayının silik, boğucu bir günüydü. Seninle —ya da sizinle— tanışmaktan mutluydu. Düşünsenize, varlığa gelmek yetmezmiş gibi bir de üç beş şekil sayesinde, kendisi dışında olduğunu düşündüğü bir bilinçle anlaşabilmeyi arzuluyordu. Mucize başka ne olabilirdi ki? "Beni bir başkası anlayacak." Ne kadar büyük bir iddia taşıyordu! Ne kadar da hadsiz bir düşünceydi! Derince bir nefes aldı. Siz bu şekilleri okudukça, o, varlığa yeniden gelecekti. Bu varlık, okuyanın zihninde can bulmaktı. Yazı bunu mümkün kılıyordu. Kendi varlığının, sizin zihninizde yeniden yaratılması için çabalıyordu. Çaba? Parmaklarını klavyede heyecanla hareket ettirmesi miydi? Pek tabii... Tam olarak bu çabaydı. Yine, yeniden var olmak için çırpınıp duruyordu; karada nefes almak için çırpınan balıklar gibi. Bir gün birisi karada nefes alabilecekti. "Bir gün ben de bir zihinde var olabileceğim," diye yazmaktan geri durmadı. Aptal avuntusu; bu yazısını, nefes aldığını düşündüğü birkaç canlıya göndermek olacaktı. Onların okumasındaki dirilişinin utancıyla kızaracak ama bununla çok mutlu olacaktı. Tatlı bir rüzgârla kendisine geldi. Önce parmakları klavyede yavaşladı, sonra Word'ün imleci hızını düşürdü. Baştaki hevesi böylece, yavaşça öldü. Var olmak mı? Yeniden dirilmek mi zihinlerde? Ne kadar hadsiz bir istekti bu böyle!