Tübitak'ın yasakladığı ama 2007 yılında “İngiliz Galaxy Kitap Ödülü” sahibi olan eserin incelemesi!
Merhabalar... İncelemeye başlamadan önce belirtmek gerekirki Ateist değilim, dine veya ilaha karşı biri de değilim. Her kitap bir bilgi hazinesidir ve bizlerde o hazinelerden yararlanan sıradan okuyucularız. Bunu belirtmemdeki sebep, kitabı okurken yakın çevremde insanların (reel hayat) tepkileri uçuk düzeyde acımasız ve bir o kadar üzücü oldu. Aslında böyle düşünceleri pek umursayan, ilgilenen biri değilim ama nedense belirtmek istedim. Naçizane tavsiyem, tavsiyelerim ;insanları düşüncelerine göre yargılamayı bırakın,bırakın ki insanların da size saygı duymasını bekleyin. Düşünce ayrılıklarını sansürlemeye veya yok etmeye çalışmayalım ;diğer insanların sizinle farklı görüşte olma haklarına saygı duyalım.
Kitabın ismi başlı başına düşünceler yığını.
Bir Ateist'in gözünden, geçmişten (dini inançlarının başlangıçı) günümüze kadar süren dini mitolojileri, nesnel (kitapta gösterilen kaynakçalardan ötürü nesnel diyorum) ve yer yer öznel bakış açılarıyla okumaya ne dersiniz?
Yazar, kitabının girişinde Ateist olduğunu ve kitabının devamında ise neden Ateist olduğunu birçok yönle açıklıyor. Bu açıklamasından dolayı birçok tehdit aldığını ve hatta 268.sayfada kendisine gelen mektupları, mailleri okuyucu ile paylaşıyor. Gelen o tehditkar mesajları okurken tüylerim ürperdi, “yazık tutuculuk ve bağnazlık insanlarda bir hastalık haline gelmiş” , dedim kendi kendime. . Tutuculuk demişken, yazar 358.sayfada tutuculuk için şöyle söylüyor, “Çocuklara küçük yaşlarından itibaren sorgusuz bir inancın bir erdem olduğunu öğreterek dünyayı aşırı tutuculuğa uygun hale getiriyor.” Ağaç yaş iken eğilir, derler. Ama aslında böyle olmamalı, SORGULAMAYI öğretmeliyiz çocuklara. Devam