Yalnızca tanrıyı ya da öte dünyayı değil, aynı zamanda gerçekliğin kendisini de ilgilendiren modern inanç kaybı, insan yaşamını radikal bir şekilde geçici hale getiriyor. İnsan yaşamı hiçbir zaman bugün olduğu kadar geçici olmamıştı. Yalnızca insan yaşamı değil, genel olarak dünya da radikal bir şekilde geçici hale geliyor. Hiçbir şey içerik ya da süreklilik vaat edemez. Bu varlık eksikliği karşısında sinir bozuklukları ve huzursuzluklar ortaya çıkar.
Merhum der ki:
Târihten adam hisse kaparmış... Ne masal şey!
Beş bin senelik kıssa yarım hisse mi verdi?
"Târîh"i "tekerrür" diye ta'rîf ediyorlar;
Hiç ibret alınsaydı tekerrür mü ederdi?
Ve izâ kâneti'n-nüfûsu kibâran
Ta'ibet fî murâdihe'l-ecsâmu
"Ruhlar büyük olursa, bu büyük ruhların, yüce emel ve arzularının tahakkuku uğrunda bedenler yorulur. Ruh sonsuz âleme bağlı İlâhî bir feyz kaynağı olduğu için yorulmaz, doymaz, bıkmaz, usanmaz... Yorulan bedenlerimizdir."
Vakit boşa geçmeyecek. Melekler madem ağzımızdan çıkan sözü kaydediyor, hayır kaydedecekler. Hayat bir medresedir. Ne öğrenirseniz burada öğrenirsiniz. Bu medrese, aleyhinize şehadet etmeyecek. Her geçen lâhza, ya zikirle, ya şükürle, ya fikirle geçecek. Bunu da yapmadınız mı, ibretle bakacaksınız kâinata... Gafil olmak yok. Kainat kitabını gözlerimizle okuyacağız.
Oğlum, hakiki hürriyet, Allah'a kul olmaktır.
Allah'a kul olan, ne kimseden korkar, yılar; ne de kimseye minnet eder. İnsanların vazifesi Allah'a kul olmaktır. Kulluğun ruhu da, evladım, ihsandır.