Misak-ı Millî ’ye ihanet edenlerin idareci kadroyu teşkil etmelerinden anlıyoruz ki, Türkeli kendi milletinden güç almayan bir tür milliyetçilik tuzağına düşmüştü.
İsmet Özel
17. Yüzyıl’da Avrupalı sömürgecilerin Amerika’daki yerli halkla ilk teması oldukça diplomatiktir. Kâse verip altın, bıçak verip elmas almak gibi. Bu durum yerel halkın ticaretteki zayıflığını ya da daha doğru bir ifadeyle “keriz”liğini göstermez. Bilakis, maddi anlamda “paha” dediğimiz şey, işlevsellikle alakalı. Sömürgeciler az verip çok alıyor, yerliler ise süs verip eşya alıyor. Sömürgecilerin ticareti aldatma, yerlilerin ticareti ise takas etme üzerine kurulu.
Tokluğun sınırı vardır ama açlığın
sınırı her an genişlemektedir.
Hadi çatışma olur şehit edilir anlarım. Pusu olur, mayın olur tüm pis hesapları tüm çirkinliklere rağmen anlarım. Sivil ve ata evine giderken kaçırılıp 6 yıl esir edilen şu genci 'Babasından!' istemeyen adama rahmet okumam.
“Her yenilik, bir şeyler getirir ve bir şeyler götürür evlat. Eskiden saatler tamir edilirdi, şimdi değiştiriliyor. İnsan bedeni de öyle olacak belki. Ama şunu
unutma… Ruh, herhangi bir makineye sığmaz. Ya da belki de..’’