Oldi

Oldi
Derinleşsin ben içerledikçe ruhumdaki sakarlık. #42257405
Saygınlığımızı faziletimizin başka milletler tarafından fark edilmesiyle kazanacak ve koruyacağız. Bir millet ithal edemeyeceğimize göre Türk milletinin kendi köklerinin bilincine varmasını bekleyeceğiz. Ancak bu ne Ruslarınki gibi Avrupa’nın talebesi olmanın nimetine talip olmanın, ne de Japonlarınki gibi Batı’nın hâkimiyet tutkusunu taklit etmenin edilgen bekleyişi gibi olacak. Her an tarih boyunca başımıza gelenlerin değerlendirmesini yaparak bünyemizi güçlendireceğiz. Önce nasıl olup da Kur’an Arapçasının ve Aruz vezninin Türkçeyi inşa ettiği gerçeğine vâkıf olmalıyız. Sonra nasıl olup da her yörede türküler doğuran zenginliğin kaynağını keşfetmeliyiz. Millî varlığımız dilimize, lisanımıza ve lügatimize sıkıdan sıkıya bağlıdır. Türkçe dünyanın hiçbir kültüründe görülmemiş bir vakıanın, Kur’an-ı Kerîm’in hak olduğu fikrinin timsalidir. Türkçede çok sayıda Arapça, sırası geldiği zaman Farsça kurallara uyularak türetilmiş ve fakat Arapların ve Acemlerin bile Türklerden öğrendiği kelime vardır. Yeryüzünde ümmet olmanın değerini bilen sadece Türk milletidir. Vazifelerine geri dönmesi beklenilenler sadece Allah’ın askerleridir. İsmet Özel, 25 Şevval 1446
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
“Maslâhatın Nedir Şârı Sorarsın?” Sözünü ettiğimiz değişim neyi ifade ediyor? Hemen belirtelim ki bu değişim, son 15 yılın bir değişimi değil. Netameli bir tarihi var. Türkiye Cumhuriyeti, kuruluşunun ilk yirmi beş yılından sonra, tarihini, tefekkür ve tahayyül boyutu eksik kalsa bile dinî hayatını, dilini, musikisini fertler bazında hatırlamaya başladı. Mimari içinse değişen bir şey olmadı. Çünkü mimari, bireysel ya da toplumsal değil devlet idesinin bizatihi kendisine dair bir “hatırlama”yı gerektiriyordu. Demokrat Parti, bu bapta bir gayretin içine girme eğilimi gösterdiğinde darağacı kurulmaya başlanmıştı. Çünkü onların düşündüklerinin tarihle bir bağı vardı… Türkiye Cumhuriyeti’nin “Türk devlet idesi”ne bırakın dönmesi, onu hatırlaması dahi dünya siyaset dengesini bugün de altüst edecektir.
Sayfa 13 - Celel Fedai·Kitabı okudu
İslâm dünyasının, Müslüman coğrafyaların Batı dünyasının ürettiği bu kullanışlı zaman anlayışını kabul etmesi anlaşılması zor bir meseledir. Günü 12 saatle yaşayan ve zamanı namazdan namaza bölen bir medeniyetin çocukları nasıl oldu da Batı dünyasının bu gayya çukuruna yuvarlandı?
Davut Bayraklı·Kitabı okudu
Yoktu kanatlarım Ne taşıdımsa kursak çıkınımda Bir emaneti süzer gibi Üzerine düşer gibi Sendin gıpta nazarında öykünürken titrediğim Kayboldum içimin iç denizinde Sen ol pusulam.
Münhasır·Kitabı okudu
korkmadan yürüyüp şehrin kalbur kokmayan, şırfıntılık dolaşan caddelerinde, sessizlik kervanına karıştım sensiz, sıfatlar bir, eylemler bir peyderpey bir seyir yürümek, yaşamak ve ölmek bir hepsi birdi sensizken
Yakuphan Ustaoğlu·Kitabı okudu