Oldi

Oldi
Derinleşsin ben içerledikçe ruhumdaki sakarlık. #42257405
Eskiden soyut, somut demez onların yerine mücerret, müşahhas kelimelerini kullanırdık. Bu kelimeleri kullananlar ne dediklerini fark edecek kadar Arapçaya vâkıf idiler. Türkçede soymak diye bir mastar var. Bu yüzden konmaktan konut yaptığımız gibi soymaktan soyut yapmamızda bir mahzur görülmedi. Türkçede kof veya kaplama olmayan anlamında bir som kelimesi var; ama sommak diye bir mastar yok. Olmayıversin, biz yine öztürkçecilik adına somut demekte ısrar ediyoruz diyecek olursanız cehaletin yolunu genişletmiş olursunuz. Biz her gün biraz daha dar kafalı, her gün biraz daha geniş mezhepli olmakla rahatını bozmayan kimseler topluluğuyuz. Sağlıklı mıyız? İsmet Özel
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Başından beri soyuta yönelmiş olan İslâm sanatının, sanatların en somutu olan heykelde ısrar etmesi, şüphesiz, kendi kendini inkar etmesi demekti. Ölü formlara tapmayan ve gerçeği bütün görünenlerin ardında arayan Müslüman sanatçının objektif gerçekliğe, özellikle insan vücuduna bağlılığı zorunlu olan heykelciliği hiç düşünmeden gözden çıkarması gerekiyordu. Heykel, İslâm sanat dünyasında varlığını, mimarînin mücerret formlarında ve mezar taşlarında belli ölçüde devam ettirmiştir, diyebiliriz. Mezar taşlarının mânâsı bu bakımdan çok derindir; hemen hepsinde kazılmış olan "hüvelbāki" sözü, İslâm sanatının ilk ve temel prensibini vermektedir.
Sayfa 126·Kitabı okudu
"Geçmişinden geri kalmak"
Türklere gelince, biz geçmişinden geri kalmış bir millet olduğumuzdan, dolayısıyla nutkiyetimizdeki parçalanmışlık nedeniyle, hem nutkiyetimizi ilgilendiren ilk ilke-evren-insan hakkında soru sorma ve cevap verme işlemini (örf) hem de hayvaniyetimize ilişkin yaşama ihtiyaçlarının giderilmesini (âdet), başkalarına bakarak yarım-yamalak bir şekilde giderme, deyim yerindeyse, idare etme kolaylığı içerisindeyiz. Bu durum da bizi hızla, edebi dolayısıyla da edebiyatı bulunmayan tarihi bir millet olmaktan çıkarmaktadır.
Sayfa 171·Kitabı okudu
Gsb bir personel kaybetti fındık bahçesi bir ırgat kazandı fjkhjg
Küpem
İnsanlar bir şeyleri eleştirirken önce kendinde bir hak görür. Meselâ vergi verdiği için bir çok şeyi eleştirir. Siyasetçilerin lükslerini falan... Fakat konu Cumhuriyeti kuran büyüklerin lükslerine gelince kimse laf etmez. Onlara bu şatafat hak görülür. Onlara bu şatafatı ve lüksü hak görmesem bile onları eleştirecek hakkı da kendimde görmüyorum. Hele ki vergi vermekle. Dedemin dedesi 16 yıl askerlik yapmış, vücudunda bir sürü savaş yarası. Babamın dedesi uzun süre askerlik yapıp en son Sarıkamış harekâtı için çağrılıp Erzurum'a kadar gitmiş. Kardeşinin birisi Yemen'de kalmış. Babamın dedesi Mustafa Çavuş Erzurum'dan döndüğünde sülalesinde kendinden sonra hayatta kalan en büyük kişi amca oğlu Kazak Ali 19 yaşındaymış. Hepsi yetim, gariban. Rahmetli babannem dedem askerde iken başını örtmek için örtü almaya gittiğinde faizle ancak alabilirsin demiş topraklarımızı istilâ eden dönmelerin büyüğü. Odun yapmak için diktiği akasya fidelerini söktüklerinde geri almak için canını ortaya koymuş. Bu adamların dehşet bir yoksulluk içinde kalmış olmaları bir yana dönmeliğin imkânlarından faydalanarak şehitleri olmayan aileler nüfus ve nüfuzları sayesinde Siyonist istilacılar gibi topraklarını ellerinden almışlar: Zorbalayarak, kışkırtarak, kandırarak... Şimdi vergi verdiği için her şeyi eleştirme hakkını kendinde görenlere bakınca, ömürlerini, ailelerini, topraklarını adamış dedelerimizin haklarını düşünüyorum. Benim bu topraklar için ödediğim bedel paşalarımızı eleştirmeye elbette yetmez. Onların balolarını, lüks hayatlarını eleştirecek bir bedel ödemedik belki de hiçbir zaman bizim kuşak ödemeyecek. Fakat dedelerimizin, ninelerimizin ödediği bedelin zekatı bile fazla gelir. Bana onlardan kalan en büyük hatıra o dede ve ninelerimizin pula vurulmayan fedakârlığı, hiçbir