'Sevgili oğlum Mehmed Said'e'
Uçun kuşlar uçun, doğduğum yere
Şimdi dağlarında mor sümbül vardır
Ormanlar koynunda bir serin dere
Dikenler içinde sarı gül vardır
O çay ağır akar, yorgun mu bilmem
Mehtabı hasta mı, solgun mu bilmem
Yaslı gelin gibi mahzun mu bilmem
Yüce dağ başında siyah tül vardır
Orda geçti benim güzel günlerim
O demleri anıp bugün inlerim
Destan-ı ömrümü okur dinlerim
İçimde oralı bir bülbül vardır
Uçun kuşlar uçun, burda vefa yok
Öyle akarsular, öyle hava yok
Feryadıma karşı aks-i sada yok
Bu yangın yerinde soğuk kül vardır
Hey Rıza kederin başından aşkın
Bitip tükenmiyor elem-i aşkın
Sende derya gibi daima taşkın
Daima çalkanır bir gönül vardır
Sen doğurdundu hep o serverleri,
Cihâna ün salan dilâverleri,
Belli bile değil bugün yerleri
Bunda anlaşılmaz sırr-ı kader var.
Kurban etmek için evlât doğurdun,
Kara toprakları kanla yoğurdun!
En ücrâ yerinde şu viran yurdun
Adları belirsiz binlerce er var!
Devrimler, ya Türkiyedeki gibi, dış kaynaklıdır -medeniyet başkalaşması: İslâmdan Çağdaş İngiliz-Yahudî meddeniyetine- ya da Fransada 1789 İhtilâlikebîrde olduğu üzre, özkaynaktan yararlanılarak yapılırlar .
Gazzali, uykudayken bize çok mantıklı gelen rüyaların uyandıktan sonra nasıl saçma olduğunu anladığımızı, dünyanın da -hayat dediğimiz bu uykudan uyanınca- aynı şekilde saçma gelebileceğini söyler.