Ziyan kuyularıyla delinmiş dünyada
Bahanen çok düşmek için
Düş ama Yusuf'u hatırlatsın düşüşün
Düşünce, neydi ona düşen?
Sabretmekten başka
Düşüp kalışlar, bekleyiş ve kalkışlar
Anlaşılmaz, ibretle hatırlanmayınca
Hatırla! Bu kuyular ördüğün kadar derin!
Oldi
İsmail Kara'nın çalışkanlığına ve basiretine gıpta ederim. Onu durduğu veya oturduğu yerde bile sükûnet nedir bilmeyen bir genç olarak tanıdım. Bu kadar hareketli, istim üstünde bir gencin incelmiş bir zevke sahip olması ve ilgi duyduğu her şeyin temelini yoklayan bir ağırbaşlılığı elden bırakmayışı yabana atılamazdı. Ben de yabana atmadım. Birçok konuda nazımın geçtiği bir insan oluşundan hep istifade ettim. Sona erişi üzerinden de üç sene geçen üç sene boyunca, televizyonda bana her hafta sorgu melekliği yaptı. Tabir ağabeyi Mustafa Kara'ya aittir
Tanıştığımız günden beri isteklerini dikkate alırım. Arşivinde bulunsun diye ona mektup bile yazdım. İsmail Kara'ya olan sevgim ve ilgim bencilcedir. Çünkü o benim ne münasebetle yazı yazdığımı gayet soğukkanlı bir tutum içinde fark eden az sayıda insandan biridir. Onu tanıdığımdan bugüne kadar kolunu sıvadığı her işin hakkını verdi, ama bu işler dolayısıyla hak ettiklerini alabildi mi? İşte bunda kuşkuluyum.