Psikoloji temalı eserleri oldum olası sevmişimdir. Asıl öznesi gezegendeki en komplike bilinçaltına, öngörülemeyen davranışlara ve fikirlere sahip insan canlısı olduğu için kişisel bir ilgi duyuyorum bu bilim dalına karşı. Dr Jekyll ve Bay Hyde, iki ana karakter üzerinden müthiş bir metaforik anlatımla kişilik bölünmesi konusunu işleyen ve bu konuyu aynı zamanda bilimkurgu öğeleri ile destekleyen, oldukça sağlam bir altyapıya sahip bir novelladır. Birçok yerde bilimkurgu romanlarının öncüsü olarak da geçen bu eser oldukça rağbet görmüş; şarkılara, tiyatro oyunlarına, müzikallere, sinemaya ve hatta belgesellere uyarlanmıştır.
Kitap gerek ön kapağındaki resimle gerekse arka kapağındaki tanıtım yazısıyla oldukça spoiler verdiğinden, ben yine de naçizane konunun anlaşılmasından kaçınmak maksadıyla daha çok temasına uygun bir değerlendirme yazısı yazmaya çalışarak düşüncelerimi paylaşmak istiyorum.
Ünlü nörolog Sigmund Freud'a göre kişiliğimizi oluşturan üç psikanalitik unsur vardır: id, ego ve süperego.
Id, insanın doğuştan sahip olduğu en temel kişilik bileşenidir. Kişinin en ilkel, tamamen içgüdülerine dayalı davranışlarının temelidir. Temel insani dürtülerimizin, istek ve ihtiyaçlarımızın karşılanmasını tetikleyen ve iyi-kötü fark etmeksizin her insanda doğumdan itibaren faaliyet gösteren bir yapıdır. Bu yapı, kişinin ilerleyen yaşlarındaki karakter gelişiminden bağımsız olarak, yani toplumda iyi insan veya kötü insan olarak bilinmesinin bir önemi olmaksızın kişinin vücudunda yer edinmeye devam eder, kısacası insanın eylemlerini meydana getiren o talep dürtüsünü tetikleyen şeydir id.
Bu dürtülerinden hareketle insanı bir davranışa sevk eden bilinçsel hareketin temelinde ise ego yatar. Adeta bir rehber, yol gösterici işlevi görür. Kişinin id kaynaklı arzularını