Andrei Tarkovski, filmlerinin anlaşılmasının zorluğuyla bilinen,ancak onu ve filmlerini tanıyıp içselleştirenlerin bir daha vazgeçemedikleri bir deha.Filmlerinin neredeyse tamamını izledim.Hatta Stalker ve Ayna'yı birkaç kez izledim ve herkes gibi çekim tekniklerine,seyirciyle ilişkisine ve özellikle de ritmine hayran olmamak elde değil bu filmlerin.
Buradaki en önemli sıkıntım,verilmek istenen metaforları veya bize hazırlanan sürprizleri çözümleyemedikçe rahatsız olmam ve bunun kendimde bir yetersizlik duygusu oluşturmasıydı.Tarkovski'yi ve onun sinematografisini anlayabilmek amacıyla edindiğim bu kitap ile yönetmenin sinemaya bakışı ve filmlerine dair birinci kaynaktan öğrendiklerim beni yönetmene ve onun sinemasına daha çok bağladı.Yönetmen filmleri ile ilgili özet olarak diyor ki: Metafor aramayın.Sürpriz aramayın.Net bir hikaye,mekanik bir kurgu aramayın.Filmle yoğrulun,bütünleşin ve izlenen bir sahne herkes için farklı anlamlara gelsin.Tarkovski'ye göre oyuncular yönetmenin sözcüsü,fikirlerinin bayraktarı olma-malı;izleyicinin,insanlığın duygularını bağırabilmelidir.Yani yönetmen filmi ortaya çıkartmalı ve onu azat etmelidir.Son olarak bu kitapta gördüm ki;Andrei Tarkovski sadece dahi bir yönetmen değil,felsefe,sanat ve edebiyat alanında da çok büyük bir bilge.Şimdi tekrardan, yeni bakış açısıyla onun filmlerini baştan sarmaya gidiyorum.Hoşçakalın.
-Pamuk ve Katran-
Yaşamak bilmektir;
Pamuğu ve katranı.
Yaşlanmak ise özgürleştiriyor
Ne yapacağından bihaber olan insanı.
Ölüme yaklaşmak,
Ola ki cennete düşme ümidi,
Eylemsizlik,
Barış.
Nerede şimdi o gençlik marazları,o hep dıştan bakış.
İnsanlar...İnsanlar tanıdım
Gök kadar asi,yer kadar durgun
Bulutlara asılmak istedim ayaklarım yere basarken.
Binlerce yüz,
milyonlarca kelime,
Hepsi uçup gitti boşluğa.
Bir zaman bilim
Bulup getirecekmiş atmosfere dağılan tüm sesleri.
Ben görmem o günleri.
Zaten sesimin aksinden hazzettiğim söylenemez.
Unutulmak da isterim ayrıca,
Ayrıca hiç yer kaplamamanın konforu hiçbir şeyde yoktur.
Kendimi tanıdım,o bile fazla bana.
Dünya güzel şeyler de sundu
Çiçek bahçesinde gül,
Üç yapraklı bir yonca.
İnsanoğlu ne şükürsüz,
Bunlar aklıma gelince...
Buzlu bir camın ardında şimdi
Silüetler: