Kelimeleri altın ve ipekten bir Samanyolu ile birbirine nakış eden yazarım Janet, bir kabus ancak bu kadar özenli, muhteşem ve olağan üstü kaleme alınabilirdi.
‘Öz’ annelerin, ‘Koruyucu’ annelerin, hemşirelerin, küçük bedenler üzerinde ki etkisi. Cenneti ve cehennemi bu küçük meleklere yaşatanlar. Ve parallel olarak erkeklerin dünyası olan gezegenimizde aynı (anne) kadının kendini kaybetmesi. Gerçekten bu şiirsel bu sanat kitabının her kelimesini, satırın NASIL yazıldığının büyüsüne kapılmasaydım kalbim kaldıramazdı küçük kızlarımı için den alır geri kalan cehennemi yakardım kendi ateşinde! Yeniden başlardık ama külleri ne yapacağız? Yok etmek mümkün mü yaşananları? Sonunda merdivensiz bir kuyuda bırakmıyor üst insan/yazar Janet sizi. Bu yavrulara umut ışığı oluyor. Geceyi ay ışığında olsa dahi aydınlatıyor.
Sevgi ile beslenmeyen kadın (erkek) sevginin ne olduğunu bilemez kanımca. Müdahale etmek isterseniz satır aralarında bu çok güzel demek sevgi’nin sıcaklığını tattınız… Bir damla dahi olsa mutlu olun çünkü bu yavrular bu küçük kadınlar bir damlası için katil oluyorlar intihar ediyorlar yaşadıkları o bir damlayı vintage sandıklarda menekşe kokulu hapishane tellerine sarıp saklıyorlar.
Kimse anne annelerden bahsetmiyor ve bilmiyoruz gerçekten kötülük mü yol alan yoksa kötülüğün etkisinde kalan iyi mi sonradan kör olan.. ??
Ben Felemenkçe ve İngilizce olarak okudum. İngilizce de anlamadığım şiirsel mektupları Felemenkçe kitabım dan takıp ettim. Umarım iyi bir Türkçe tercümesi vardır.
İyi okulamar dilerim,
Hoşçakalın.
(Dünyayı güzellik kurtaracak.. Fyodor Dostoyevski! )
Evet Lise ‘artık’ parlak renkleri seviyor ve ona eşlik edecek birini arıyor. Bu uğurda her şeyi ardında bırakıyor birer birer ama size bunu açıkça söylemiyor. Sadece sezdiriyor. Takipte kalın her yere bir ekmek ufağı bırakıyor yazarımız Muriel Spark . ‘Beni bul.’
İşine gelene kötü, canının istediğinin ise önüne kendisini atmak için bir yola çıkıyor. Kendi belasını arayıp bulacak mı? Sorumuz bana göre bu? Bilmiyorum neden, Şebnem in şarkısı geldi aklıma son satırlarda.. ‘ mayın tarlasında dolaşıp durmuşum aşk sanıpta…’
Bir kez daha hayatta ailelerimizin ortasında bile yalnız olduğumuzu hatırlattı bana..bazen kimse bizi duymaz bizde söylenenleri dinlemeyiz. Kitap bir çok farklı konuları da içeriyor, ama kısa ve Satır aralarında.
Birşey leri aramadan gelenler, güzellikle ve kitapta da yazdığı gibi ‘insan her zaman nazik olmalı, bu belki de son şanstır’..(sayfa (bul beni)…) nazikçe.. gelmelerini temenni ediyorum.
Hatta beklememeyi gelecek olan ‘güzelliği’ önce kendimiz olma ‘yolunda’ olmayı seçmeliyiz. Ama güzellik de göreceli bişey kime göre neye göre.. kendime göre, şu anki güzellik (iyilik) algıma göre. Ve kitaplarla kendi güzellik algımı törpülemeye devam ederek. Canım Fyodor Dostoyevski dediği gibi ‘Dünyayı güzellik kurtaracak!’ Budala
Kitap tan herkes ayrı bir bakış açısı kazanabilir mi? kimi anlar kimisi anlamaz derim. Seversiniz veya sevmeyebilirsiniz ( 6puan verilmiş bende bunu sevmedim), ‘Sürücü koltuğunda’ siz varsınız sonuçta..
Kitapla kalın,