olivia

senin hayatının tarihini yazmak, benim yokluğumun tarihini yazmaktır.
Reklam
Benim de kötü geçmedi çocukluğum Geçen de oturdum da düşündüm. Her gününde bir başka tat bulduğum, İstanbul'un bir kenar mahallesinde, Veya Eskişehir'de evimizdeyken. Şöyle birkaç saat düşteyim sandım Sanki rahat bir toprakmışım da, içime Bir cemre düşmüş gibi ısındım.
BAHAR BAŞLANGICINDA DÜŞÜNCELER
İnsanın sözden başka yaşayacağı bir yeri yok dünyada, bilirim. İnsan, kabul etmekle dönüştürmek arasında bir gergin iptir, bilirim. İnsan konuşmasaydı -yazmak da içinde- yapacağı tek şey, topluca delirmek olurdu, bilirim.
Bir gün, kendine saygı duymadan kimseye saygı duyulamayacağını anlarsan, sana bu saygıyı öğretecek en güzel bilgidir.
Harfler sadece bizim kalbimizden doğmazlar. Başka hayatların acısını, yokluğunu, heveslerini de yüklenir gelirler. Gelirler ve bize saygıyı getirirler, inceliği getirirler, kederi getirirler. Elbette huzursuzluğu da. İnsan, hastalıklı bir düşkünlükten, muhteris bir küçüklükten gelmiyorsa nasıl olur da başka hayatları, o hayatların ezik, kırık, yaralı sözlerini küçümser? Bilgi, başka insanlara götürmüyorsa nereye götürür bizi? Yazmak bir varoluş erdemi değilse nedir? Kabalık hangi kalbi iyileştirir? Küfür, nasıl bir gelecek kurar bize? İnsan nasıl bir değersizlik duygusuyla büyür ki kimseyi sevmez. Kendinden başka bilgisi olmaz. Öğrendiği her şey onu herkesten uzaklaştırır. Biliyor musun dedim, onurunu bitiriyorsun. Kendisini acısıyla var etmeye çalışan bir hayatı, kendi çaresizliğine tutunmuş bir hayatı, yürek çarpıntılarıyla boğulan bir hayatı, kendi sözüne benzetmeye çalışıyorsun. Benzemedi diye aşağılıyorsun. İnsan birisine merhaba derken bile iki cümle kurar. İkinci bir cümle kursan belki kalbin açılacak. Bu, tüketir inşam. Bu, bilgisizlik bile değildir. Güzellik, kinden doğmaz. Anlamak, nefretten doğmaz. Hiçbir büyük düşünce, hiçbir küçük akıldan doğmaz.
Reklam