8/10
·945 syf.··
2026 33. kitabı
·
33 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 23:40
Merhaba sevgili okur, Middlemarch, okuduğum çeşitli kitaplarda değinilen, edebiyat çevrelerince kabul gören bir eser olduğu için kitaplığıma girmişti. Son olarak Foucault Sarkacı’nda da karşıma çıkınca uzun zamandır beklediği yerden çıkarmaya cesaret ettim. Henüz 900 sayfalık bir kitabı bitirmişken tekrar 945 sayfalık bir yolculuğa çıkma cesaretini nasıl buldum bilmiyorum, ben iflah olmam efenim. Kitabın çevirmeni Ünal Aytür’ün kitabın üslûbuna dair hazırladığı kapsamlı önsözüyle başlayan eseri, iç kapak yazısı çok güzel özetliyor: “Kendi döneminde kadınların hapsolmaya zorlandığı fantezi dünyası yerine sıradan insan hayatının karmaşasını gözler önüne seren George Eliot, İngiliz edebiyatının başyapıtlarından biri olan Middlemarch'ta bireysel trajediler, küçük başarısızlıklar, küçük zaferler, sıkıntılı evlilikler ve seçimlerin önemi gibi meselelerle aslında sadece bir kasabanın sakinlerine değil, tüm insanlığa ışık tutuyor.” Asıl adı Mary Ann Evans olan George Eliot’un, nice kadın yazar gibi, sırf ciddiye alanabilmek için erkek ismiyle yazılarını yayınlaması kalbimde bir yaradır. Ünal Aytür, önsözde yazarın hayatına ve eserlerine dair geniş bilgiler veriyor. YKY’nin Kâzım Taşkent klasiklerini okuyanlar kitabın kalitesini iyi bilir. Sayfa yapısı, sayfa rengi, yazım stili ve puntosu, kâğıt kalitesi ve dikişlerinin muntazamlığıyla okura muazzam bir okuma denetimi sunar. Üstelik bir matbaa kokusu var ki inanılmaz. Basım camiasının aristokratı diyebilirim. “Görgülü tutumluluk” diye tabir ettiği durumu çok beğendim. Sırf imkanın var diye gerekli gereksiz ya da aşırı gösterişten bilinçli olarak uzak durma hâli harika bir varoluş şekli. Kitabın giriş ve bitiş yazılarını çok beğendim. Seçimleri ve yaşadıklarıyla romanın merkezinde yer alan isim olan Dorothea ekseninde
MiddlemarchGeorge Eliot · Yapı Kredi Yayınları · 2025534 okunma
10/10
·496 syf.··
Beğendi
·
2026 33. kitabı
13 yıl sonra. Ahanashtani. Golden Hotel. Suikasta kurban giden Shara Komayd. Bu olayın intikamını almak için and içen Sigrud ve geride kalan ancak Ivanya Restroyka’nın bakımını üstlendiği üvey kız Tatyana Komayd. Sigrud suikastçının peşine düştüğünde bu işin başında bir ilahın ve yine mucizevi işlerin olduğunu çok geçmeden anladı.Malwina ise Sigrud’a oldukça yardımcı olacak ve yol gösterecekti. Tüm bu karmaşaya sebep olan ise ismini zikreden insanların peşine düşen karanlık; Nokov.O ilahi bir çocuk.Nokov insanlar tarafından ele geçirilmiş ve işkencelere uğramıştı çünkü gecenin, karanlığın ta kendisiydi ancak o bir şekilde hapis tutulduğu yerden kaçtı ve diğer kardeşlerini yok ederek güçlenmek ve tüm dünyayı karanlığa boğmak için kollarını sıvadı. Sigrud buna engel olmak için elinden gelen her şeyi yapacaktı.Shara’nın intikamını alacak, kızı Taty’in daima yanında olacak ve tüm mucizelerin içinden geçecekti. Ahhhh o son neydi be, bir süre dondum ve duvara bakakaldım.Sigrud, sen adamsın, ilk kitaptan sana hayran olmam boşa değildi biliyordum.Shara, Mulaghesh, Ivanya, Tatyana hepsi aşırı harika karakterlerdi, uzun süre hiç bir karakteri ve tüm seriyi aklımdan çıkaramayacağım.Böylece İlahi Kentler serisine noktayı koyuyor ve favorilerimde başa çekiyorum.Genelde serilerde ilk kitaptan sonra ivme gittikçe düşer ama bu seride ivme her bir kitapta kendini oldukça yükseğe taşıdı ve arşa ulaştı, son kitapta uçtu gitti hatta.Okumayanlar çok şey kaybeder, fantastik severlerin kaçırmaması lazım.
Mucizeler KentiRobert Jackson Bennett · İthaki Yayınları · 201953 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Puan vermedi·280 syf.·
2026 15. kitabı
Yüksek beklenti bazen okuma deneyimini gereksiz yere etkileyebiliyor. En doğrusu, kitaba kendi hikâyesini anlatması için fırsat vermek. Ben O Değilim'e başlarken de tam olarak bu düşünceyle yaklaştım. Ben O Değilim, baştan sona akıcı bir polisiye-gerilim romanıydı. Sayfalar su gibi aktı ve her bölümde merak duygusunu canlı tutmayı başardı. Büyük ters köşeler ya da "bunu asla tahmin edemezdim" dedirten bir kurgu beklememek gerekiyor. Ama bence kitabın amacı da bu değil. Okuru yormadan ilerleyen, sürekli "bir bölüm daha" dedirten ve tam anlamıyla kafa dağıtmalık bir okuma sunuyor. Kitaba yüksek bir beklentiyle başlamamış olmam, aldığım keyfi de artırdı. Hatta son dönemde okuduğum popüler psikolojik gerilimlerle kıyasladığımda, okuma deneyimi açısından Ben O Değilim'i daha çok sevdim.
Ben O DeğilimMegan Lally · Beta Byou · 2026240 okunma
7/10
·416 syf.··
2026 31. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 12:11
Anne yine asla bitmeyen macerasına ve sıcacık kalbiyle herkesin hayatına dokunmaya devam ediyor. 4. Kitapta artık üniversite hayatını bitirmiş Anne'nin Summerside Lisesi'nde müdürlük yaptığı 3 yılı okuyoruz. Anne bu okulda ve üç yaşlı kadının yanında kaldığı yeni evinde karşısına çıkan problem ve sıkıntıları en tatlı şekilde halletmeye çalışıyor. Çoğu kısım Anne'nin Gilbert'a yazdığı mektuplardan oluşuyor. Fakat Gilbert'ın mektuplarına asla yer verilmemiş. Hatta Anne'nin mektubunda romantik konuşmaya başladığı anlar bile atlanmış. Bu yüzden bu kitapta Gilbert'ı göremiyoruz. 3. Kitaba göre karakter kadrosu neredeyse tamamen değişiyor diyebilirim. Anne yepyeni insanlarla tanışıyor. Küçük Elizabeth favorim. Özellikle 'Yarını bulma' tabiri. Kitabın sonu onun için çok mutlu bitti. Anne'nin betimlemelerini yine postitlemeye doyamadım. Serinin en sevdiğim yönü olabilir. O kadar güzeller ki, sanırım hepsini görmek için seriyi bitireceğim. Bunu deme sebebim biraz sıkılmaya başlamış olmam. Fazla monoton ilerlemeye başladı, artık çıkan sorunları bile az çok nasıl halledeceğini tahmin edebiliyorum. Yeni karakterlerin bunda biraz etkisi olduğunu söyleyebilirim. Bir başka olumsuz yorumum -bu önceki kitaplarda var mıydı hatırlamıyorum- bir karakterden bahsedilen ilk cümlenin dış görünüşü hakkında olumlu veya olumsuz bir sürü yorum olması. "Güzel bir kadın değildi." "Asla yakışıklı olduğu söylenemezdi." "Kocaman bir burnu vardı." Kitapta bu tarz cümlelerden o kadar vardı ki, postitlerime geri bakmaya döndüğümde o sayfada hemen bir tane görebiliyorum. Karakterler bunları kişinin yüzüne olsun veya olmasın çok rahat konuşabiliyorlardı. Sanırım sevmedim. Çok daha yazabilirim ama sanırım bu kadarı yeterli. 5. Kitap için çok heyecanlıyım, özellikle Gilbert'ı çok özledim.
Yeşilin Kızı Anne 4L. M. Montgomery · Ephesus Yayınları · 20203,821 okunma
Ufolar ve Uzaylılar !
Puan vermedi
Esasında iki farklı kimse tarafından yazılan Bu kitabın iki yazarı olsa da Ben Kuzey Bey üzerinden bu incelemeyi Yapıyor olacağım. Zira öteki Beyefendiyi Daha önce hiç izleyip dinleme fırsatım olmadı. Zaten bir şey izleme işinde de Çok iyi sayılmam. Bir şey izlemeye vakit ayırmak Benim açımdan her daim sorun olmuştur. Her neyse, konuya dan diye girip Artık incelemeye başlayacak olursak, Kitapta yer almakta olan Pek çok bilginin, zaten forum sayfalarında Ya da hem Kuzey Bey hem de başka YouTuber Mesleğini ifa etmekte olan kimselerin YouTube videolarında yer alması hasebiyle, Kitabın bu noktada zayıf kaldığını Ve aman Allah'ım dedirtecek Yeni bir bilgi içermediğini söyleyebilirim. Bu sebepten de bu kitabı satın alırken Ben farklı bir şey bulurum diye Heves etmeyin. Zira bu hevesiniz %70 kursağınızda kalacaktır. Kitap akıcı ya da kendini okutuyor mu diye Merak ediyorsanız ise,
Düşünce
Çağlar Boyu Gizlenen Ufo GerçeğiKuzey Atacan · Az Kitap Yayınları · 202112 okunma
Edebi Derinlik ve Okuma Deneyimi Üzerine
7/10
·126 syf.··
2026 19. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 08:12
Bir kitabı okurken benim için belirleyici olan, anlatılanların ahlaki sınırları ya da karakterlerin tercihleri değildir. Ben, bir metnin taşıdığı ebedi derinliğe ve yazarın o evreni nasıl inşa ettiğine bakarım. Goethe’nin Genç Werther'in Acıları adlı eseri, tam da bu yönüyle beni içine çeken, tutkulu ve melankolik bir yolculuktu. Goethe'nin kalemi, betimlemeleri ve kurduğu dil gerçekten çok etkileyici. Ancak dürüst olmam gerekirse, kitabın akıcılığı konusunda biraz zorlandım. Eserin çevirisinden kaynaklanan pürüzler mi, yoksa kurgudaki kopukluklar mı emin değilim; ama kitap oldukça kısa olmasına rağmen bitirmem üç günümü aldı. Tabii bu okuma sürecinde, o döneme denk gelen yoğun iş tempomun (karne işleri ve benzeri sorumluluklar) da üzerimde ciddi bir etkisi oldu. Yine de bu deneyim benim için çok kıymetliydi. Goethe’nin kaleminden okuduğum bu ilk eser, yazarın neden dünya klasikleri arasında başı çektiğini bana gösterdi. Çevirinin ya da kurgusal yapının yarattığı o ufak tefek pürüzleri bir kenara bırakırsam, Werther’in o sarsıcı dünyasında iz bırakan bir edebi derinlik bulduğumu söyleyebilirim. Edebiyatın "doğru" olanla değil, "güzel" olanla ilgilenenler için Werther, üzerinde durulması ve mutlaka okunması gereken bir başyapıt. Şimdi aklımda şu soru var: Goethe’nin diğer eserlerinde bu edebi derinlik nasıl bir form kazanıyor?
İnceleme
Genç Werther'in AcılarıJohann Wolfgang Von Goethe · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024150,3bin okunma