Geçici.*
Haha! Aşırı komik olmuştu.
1000Kitap
Refik Halid'in 1 Nisan Şakası =)))
Sürgünde iken, bir keresinde, Halep kaynaklı bir haberle İstanbul'a kendisinin ölüm haberini ulaştırmıştı. «Refik Halid, Pehlivan Kadri ile birlikte Halep civarında Amik gölünde ördek avlarken, bir timsahın hücumu ile sandal devrilmiş, Refik Halid'le, Pehlivan Kadri yüzme bilmediklerinden sulara gömülmüşler, yüzerek sahile çıkan sandalcı, iki Türk'ün cesedini bir daha su üstünde görmediğini beyan etmiştir.» Bu haberi ilkin Halep'te yayınlanan (Doğruyol) gazetesi yazmış, daha sonra olaydan bütün İstanbul gazeteleri haberdar olmuştu. Ölüm haberi üzerine bu gazetelerde Karay'la ilgili biyografik bilgi, eserlerinin listesi, edebî ve siyasî kişiliği üzerine yazılar yayınlanmaya başlandı. Böylece, Refik Halid, hayatında, ölümünden sonra dost ve düşmanların ne diyeceğini bir Nisan şakası aracılığı ile öğrenmek olanağını bulmuştu. Bu olay dahi, onun şakacı, Galatasaray'lı, muzip -öğrenci kişiliğinin orta yaşlılığında da bütün yurdu aldatacak boyutta süregeldiğini göstermek bakımından ilginçtir. Ölürse Ten Ölür Canlar Ölesi Değil
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Kintsugi yahut bir kırıklığın anatomisi 2
Komedi dükkanında bile çalışsam yine de ağlamanın o kaçınılmaz girdabından kendimi kurtaramazdım. Evet her gece gibi yine ağladım. Yine bir hüzün, pişmanlıklar çöküyor yüreğime. Bitti ağlayınca. Öyle böyle akmazsa gözyaşım, bitmiyor ağırlığı yüreğimin. Öyle böyle bir insana sevdalandım ki her gecesinde günün ve düşüncelerimin her karanlığında... Ağlatıyor beni. Bülbül yine meyyustu, vatan virandı diyen şairin memleketlisi olmuştu yüreğim. Eyvahlar ediyor ruhum her gün onunla. Nefsim onunla derbeder oluyor her an. Kırılıyor uçan kuşumun kanatları insafsızca. Bu ateşlerde yanmaya benzemiyor. Ateş olmuş etrafını yakıyor artık yüreğim. Beni Kerem gibi kül etmeden durmayacak mısın?
Altı çizili yerlerden ,
John Steinbeck Fareler ve İnsanlar Bazı kitapların tekrar tekrar kapağı açılmalı. Insanları , davranışları ile anlamaya çalışmaya bırakalı çok olmuştu.
1000Kitap
Ayla ve ölü saçları ve de ölü anneciği
Sahi annem küçük yumuşak bir fırçayla bebek şaçlarımı tarıyor muydu? Peki ya babam nefesi kahve kokarken öpmüş müydü yanağımdan usulca ve ürkek? Babam bana yeni doğmuş olmama rağmen Nutuk okur muydu? Ayla yine başlamıştı. Geçmişine yönelik sorular zihnini tırmıklıyor fakat nihayetsiz kalıyordu. Belki de annesi öldü diye saçları da ölmüstü. Cansız dökülen düz ince fakat yumuşacık saçları vardı. Kendini bildi bileli de kahve kokusunu çok severdi. Atatürke olan derin sevgi ve bağlılığını ise söylemeye bile gerek yoktu. Hiç bir şeyi net olarak bilememek insanı iyiden iyiye yoran bir belirsizlik. Ayla en has belirsizlik savaşçısıydı ama artık bilememek bulamamak canına tak etmişti. Sevgi en büyük muradı olsa da yıllardan beri sevip sevilmek pek nasibi olmamıştı. Çünkü o anlamamış olsa da yüreği en derinlerde yastaydı. Öyle bir yas tutmaktaydi ki yas semptomları neredeyse kişiliğine gömülüp benliğinin bir parçası haline gelmişti. Olsundu. Er ya da geç o DNA testini yaptırıp hakikatlerini huşu ile kucaklayacagi günler gelecekti. Buna ve yaradanina olan inancı tamdı.
SELİM GÜRBÜZER KİTAPLARI-KDY
ÖLÜRÜM TÜRKİYE’M SELİMGÜRBÜZER Uzun yıllardır hem Bayburt Postası, hem En Politik adlı internet sitesinde yayınlanan yazıları 2023 yılı içerisinde Ölürüm Türkiye’m adlı üçüncü eserimi Kitap Yurdu Doğrudan Yayıncılık’tan okuyucu ile buluşturmanın heyecanını yaşamak apayrı bir duygu seli olsa gerektir. Yayınlanan bu eserim 612 sayfa hacimli, 10 bölüm altında 100’e yakın makaleden oluşuyor: -Hayat öykümden Ölürüm Türkiye’m Sevda kareleri, -Ölürüm Türkiye’m Sevdama ruh katan Şahsiyetler, -Türkiye’m Sevdasını Tehdit Eden İç ve Dış Mihraklar, -Fitne Katilden Beterdir, -Hepimiz Aynı Kilimin Desenleriyiz, -Türkiye’m Sevdasından Yeni Türkiye Yüzyılına Doğru, -Kimlik Bunalımı, -Kültür Buhranı ve Medeniyet Ruhu, -Rol Model Arayışları, -Sivil Toplum-Sivil Katılım-Sivil İnisiyatif vs. adlı bölümlerden oluşan kitapta, ayrıca Lise çağlarımda matbaasında çalıştığım Bayburt Postası Gazetesinin kurucusu Osman Okutmuş’u da “Kop Tipisi Işığı: Osman Okutmuş” başlıklı yazısı ile yâd etmiş oldum. Kitabın önsözünde şu ifadelere yer verdim: “Ölürüm Türkiye’m ölümüne bir sevdadır. Çocukluğumuzdan gençliğe, gençliğimizden ihtiyarlığımıza ve ölene dek heyecanı hiç dinmeyecek sevda yüklü bir tutkudur bu. Hatta sevda yüklü bu tutku seli öyle derinlemesine ruh iklimimize işlemiş ki, geriye dönüp şöyle baktığımda hayat hikâyemin hemen her karesinde bunu görebiliyorum. Nitekim kaleme aldığım eser incelendiğinde Dede Korkut hikâyeleriyle doğup büyüdüğüm Bayburt’tan tutun da Dadaşlar diyarı Erzurum’da üniversite yıllarıma uzanan öğrencilik anılarımda, mezuniyet sonrası meslek hayatına başladığım Aziz İstanbul’un manevi ikliminde ve kuvayı milliye ruhunun merkezi Ankara’da meslek hayatımın devamında bir kısım