Tutunamayanlar'ın Peşinde
10/10
·724 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
Tutunamayanlar'ı 15 yıl sonra yeniden okudum. İlk okuduğumdaki zevki de hatırlıyorum elbette ama ikinci okumuşum daha çok zevk verdi. Postmodern ilk eserimiz olan Tutunamayanlar'ı önemli kılan başta anlatım teknikleri ( pastiş, parodi...)Çoklu metin türlerinden yararlanılışı ( şiir, tiyatro, ansiklopedik bilgi, ninni, mektup), çoklu bakış açısıyla anlatılması. Elbette en önemli yanı da burjuva eleştirisi. Bütün bu olgulara ironik yaklaşım. Selim Işık'ın aydınlattığı yolda Turgut Özben'in öz benliğini arayışı. İlk defa bir kitabı altını çizerek okudum, önceden beğendikleri ayrı deftere not alıyordum. Bu defa ikisini de yaptım. Bende bu eserin ve Oğuz Atay'ın yeri hep başkadır. Turgut'un kendi içinde yarattığı onu destekleyen bir karakterle konuşması, kimseyle dertleşememesi... Herkesin bir Olric'i var aslında. Romanda 76 sayfalık kısımda hiçbir noktalama işareti kullanılmamış. O bölümleri okumak biraz zor oldu. Güneş Dil Teorisi eleştirisi de yapılmış. Eserde Dostoyevski, Tolstoy, Geothe, Gogol gibi yazarlara ve Hegel, Kafka gibi düşünürlere de yer verilmesi Oğuz Atay'ın ne kadar donanımlı bir yazar olduğunu da gösteriyor. İronileri anlamak için engin bilgilere ihtiyaç var.
Edebiyat
TutunamayanlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202474,9bin okunma
Puan vermedi·724 syf.··
2026 1. kitabı
·
124 günde okudu
·
Okunma: 30 Mart 2026 23:48
Merhabalar. Uzun bir süredir okuduğum Tutunamayanlar kitabını nihayet bitirmiş bulunuyorum. Kitabımızdaki tutunamayan Selim Işık. Turgut Özben ise Selim'in arkadaşı oluyor. Kitap konusunu Selim'in intihar haberi üzerine ölümünü araştırmaya başlayan, Turgut ve düşüncelerinden alıyor. Özbenciğim kendi iç sesine Olric adını vererek iç dünyasını bizlere sunuyor. Selim'in intihar edebileceğine inanmadığı için derin bir araştırma yapıyor. Araştırma sırasında Selim'in günlüğünü bulup okuyor ve içindeki "Tutunamayanlar Ansiklopedisini" inceliyor. Sizce tutunamayan nedir? Her insan zaman zaman tutunamayan olmaz mı? Selim neden tutunamamış ve hangi sebeple intihar etmiş ya da gerçekten bu bir intihar mıydı yoksa kurtuluş mu? Kısaca herkesin okumasını tavsiye ederim. Ama uygun bir zaman ayrılması gereken , emek isteyen bir kitap olduğunu da söylemek gerekir. Okuyan ve okuyacak olan herkese keyifli okumalar dilerim. Bazılarımız şiirlere tutunuyor, Bazılarımız şarkılara... Bazılarımız filmlere tutunuyor, Bazılarımız kitaplara... Sanırım artık insan, tutunamıyor insana...
TutunamayanlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202474,9bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Tutunamayanlar
Puan vermedi·724 syf.··
2026 24. kitabı
Bazı kitaplar vardır ki okuyalı yıllar olsa da aklından çıkaramazsın. Karakterler hep aklının bir köşesinde yaşar. Tutunamayanlar'ı okuyalı yeni olmasına rağmen hala aklımın bir köşesinde duracak Selim'in yaşadığı yalnızlık, Turgut'un arayışı. En önemlisi de Olric. Tutunamayanlar sayesinde herkesin bir Olric'i olduğunu öğreniyoruz. Öyleki onsuz yaşayamıyoruz artık, nereye gitsek Olric bizimle. İlk başladığımda nasıl bitecek dediğim, bittiği zaman ise içimde bir boşluk oluşturan kitaptır. Mutlaka tekrar okumalıyım dediğim kitaplardan bir tanesidir. Tutunamayanlar hakkında hep yazmak istiyordum, bu uygulamaya girdiğimdem beri de çizdiğim yerleri (hepsini olmasa da) paylaşmaya çalıştım. Hep istediğim bir şeydi bu. Neyse ki kitapların paylaşıldığı bir uygulama var. Geç de olsa tanıştım. Kitaba başlayıp da sıkıcı geldiği için yarım bırakanlara bir sözüm yok (Çünkü çok kişi öyle yapmış). Ama devam ettikleri takdirde kaçırdıkları güzelliği göreceklerine eminim. Aslında hayat da öyle değili midir? Bir yerde sıkıcı oluyor ama yine devam ediyoruz. Bence hiçbir şeyi es geçmemek gerek, sıkıcı da olsa sonuna kadar gitmeli... Keyifli okumalar dilerim ... Oğuz Atay
1000Kitap
TutunamayanlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202474,9bin okunma
Olric’le Konuşa Konuşa Tutunamayan Olduk
8/10
·724 syf.··
2026 30. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 23 Mart 2026 09:59
Bu benim ikinci kez okuyuşum. İlk okuduğumda bu kadar içine girememiştim. Demek ki her kitabın okunması gereken vakti bambaşkaymış. Dokunacağı yerler, dokunduğu zaman anlam kazanıyormuş. Bu kez öyle yerlerime değdi ki… sanki satırlar beni benden iyi tanıyordu. Bu kitap bir hikâye değil sadece. Bir iç hesaplaşma. Bir insanın kendine, hayata ve “insanlara” yetişemeyişinin hikâyesi. Selim’de kendimi gördüm, Turgut’ta kendimi aradım. Ve en çok da Olric’te… sustuğum ama içimde konuşan o sesi buldum. “Allahım, onu neden yalnız bıraktın? Neden, yalnızlığının verdiği çaresizlikle can sıkıcı ilişkiler kurmasına izin verdin?...” Bu satırları okurken insan sadece Selim için üzülmüyor. Kendine üzülüyor. Çünkü o yalnızlık tanıdık. O çaresizlik, o iç sıkıntısı… hepimizin içinden geçmiş bir yer. Selim’in dünyaya tutunamayışı bir zayıflık değil aslında. Fazla hisseden, fazla düşünen, fazla “insan” olan birinin yorgunluğu. Çünkü; “Selim’in içgüdüleri iyi gelişmemişti. Çıkarlarını pek bilmezdi... çıkarlarını düşünmeyenler unutulacaklardır.” Belki de bu yüzden kaybediyoruz. Çünkü biz hesap yapamıyoruz. Kalbimizle yaşıyoruz. Ve kalple yaşayanlar bu dünyada hep biraz eksik kalıyor. Kitap boyunca insan ilişkilerine öyle bir yerden bakıyor ki yazar… insanın içi sızlıyor: “Kızımı bir memura verdim; kızımı bir subayla evlendirdim! Demek o zaman insanla evlenmek adeti yokmuş.” İnsan olmanın bile ikinci plana atıldığı bir düzen… İşte tam da bu yüzden Selim bu dünyaya sığamıyor. Ve belki en can yakıcı olanı şu: “Ne istiyorlardı senden Selim?... İnsana ihtiyacın vardı… İnsanı arıyordun canım kardeşim. Bunda utanacak ne vardı?” İnsan istemek… anlaşılmak istemek… bu kadar zor olmamalıydı. Ama oldu. Ve biz bunu kabullenmek zorunda kaldık. Tutunamayanlar bana şunu hissettirdi: Unutulan insanlar
Alıntı
TutunamayanlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202474,9bin okunma
Tutunamayanlardanız Olric
10/10
·724 syf.··
2026 4. kitabı
·
48 günde okudu
·
Okunma: 19 Mart 2026 00:09
Dün itibariyle Tutunamayanlar’ı bitirdim. 48 günde okumuş olmam kitabın değil tamamen benim meselem :) Her şeyde olduğu gibi okuma alışkanlığım da düzensiz ama en azından varlığına tutunuyorum… Oğuz Atay seni sadece bir hikâyeye değil, bir ruh haline sokuyor. Selim Işık ve Turgut Özben üzerinden ilerleyen iç monologlar, aslında toplumun içinde olup bir türlü tam anlamıyla “karışamayan” insanların sesi gibi. Kitap biraz karanlık, hatta yer yer ağır… ama içine girdiğinde o karanlık sana yabancı gelmiyor. Aksine, tanıdık. Belki de bu yüzden güzel; çünkü seni kendinle yüzleştiriyor. Olaylar değil, boşluklar konuşuyor. Söylenmeyenler, yarım kalanlar, içe atılanlar… Belki de bu yüzden ağır. Çünkü herkes kendi eksik cümlesini tamamlıyor okurken. Selim’in ölümü en başta oluyor ama aslında biz bütün kitap boyunca Selim’i yaşıyoruz. Onu başkalarının anlattıklarıyla tanıyoruz. Herkesin anlattığı Selim başka bir Selim… Tıpkı herkesin hikâyesinde başka bir “biz” olması gibi. Olric ile birlikte Turgut’un o hikâyelerin peşinde dolaşması, aslında insanın kendi içindeki boşluğu doldurma çabasına çok benziyor. Birini anlamaya çalışırken kendine çarpıyorsun sürekli. Bence bu kitabın en güçlü tarafı da burada: Hepimizde biraz Selim var. Belki fazlası bile var. Ama çoğumuz bunu bastırmayı, uyum sağlamayı seçiyoruz. “Tutunmak” dediğimiz şeyin ne kadar kırılgan olduğunu hissediyoruz. Hayata, insanlara, kendine… Oğuz Atay Tutunamayanlar Kitap bitiyor ama o huzursuzluk kalıyor. Sanki içinden bir şey yerinden oynamış gibi. Geri de tam oturmuyor.
1000Kitap
TutunamayanlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202474,9bin okunma
9/10
·240 syf.··
2026 31. kitabı
Yeni Hayat bana hep bu kitabı bilip okuyanların ama genellikle sadece ilk cümlesini duyanların, elimdeki her kitaba “O kitap bu kitap mı?” diye sormalarını; ardından da gençliğimizin verdiği heyecan ve ukalalıkla üzerinde zıpırca tepindiğimiz, bir sürü romandan, filmden, insandan bahsettiğimiz tatlı sohbetleri hatırlatır. İlk cümlesi: “Bir gün bir kitap okudum ve bütün hayatım değişti.”dir. Evet, roman böyle başlar. Bir kitapla hayatı değişenlerden olamadık biz Can, sen de hiç olma dilerim. Enlerin, ilklerin, teklerin dünyasını ben pek güvenli bulmam. Ama belki de huzur oradadır, kim bilir? (Bilemiyorum Olric.) Neyse, dur. Buradan açılmayayım. Kitabın kabaca konusunu söyleyip kapatacağım ben — Yeni Hayat’a bu yakışır —: Üniversite mühendislik öğrencisi anlatıcımız, okuduğu bu Yeni Hayat kitabından çok etkilenir ve o yeni hayatı bulmak için yollara düşer. Otobüsler, duraklar, kazalar, kasabalar… Arayıştayız. Kemerini tak. Sulandırıyorum, evet farkındayım. Sulandırasım var, kitabı yeni kapattım. Ve bu kez bu kitap beni o kadar gülümsetti, o kadar güldürdü ki… Karanlık, dramatik, sıkıcı diyenlerle çarpışabilirim. Yok ya, şaka şaka, ne çarpışacağım bir kitap için Kurgusal ve biçimsel anlamda bence çok kuvvetli, zeki, oyunsu; iyi bir roman Yeni Hayat. Sezgisel, şiirsel, imgesel, dolaylı ve çok katmanlı… Seviyordum, yine pek sevdim ve bu kez daha çok eğlendim. Dilerim doğru zamanda buluşursunuz Can.
Yeni HayatOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 201910,4bin okunma