9/10
·724 syf.·
2026 15. kitabı
Postmodern tarzıyla Oğuz Atay , kitaba adını verdiği tutunmak,tutunamayanlar ve tutunmak istemeyenler üçgeninde yazmış kitabı. 200 sayfaya yakın yerde asla tek bir noktalama işareti göremezsiniz. Anlam bazen karmakarışık olabiliyor ya da senin bütün iç dünyanı yerle bir edecek cümleler kurabiliyor tek bir cümlesiyle. Selim Işık‘ın intiharının arkasındaki nedenler o kadar çok irdelenmiş ki hayata tutunamadığı için ölmesini yadırgamamak gerekir . Turgut Özben’in Selim’in iç dünyasını göremediği ,onun intiharına engel olamadığı için kendisi de tutunamamıştır bir anlamda hayata. Turgut’un Selim yüzünden hayattan kopuşunu o acısını bütün cümlelerde hissedebilirsiniz fakat kitabın sonunda beklediğim şey olmadı ben Turgut’un da hayattan kopacağını düşünürken daha yavan bitti kitap. Çok değişik bir serüvendi, çok değişik bir kitaptı bence . Ayrıca sosyal medyada o kadar çok Olric ile ilgili sahte yazılar görürsünüz ki kitapta onlardan pek eser yoktur :) Veee son olarak ; okunması gereken kitapların başında geliyor TUTUNAMAYANLAR
TutunamayanlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202475bin okunma
7/10
·352 syf.··
2026 35. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 12:06
Söze nasıl başlasam bilemiyorum. Bu kitap hem akıcıydı, hem zorlayıcı. Hem güzeldi, hem rahatsız edici. Hem farklıydı, hem birbirine benzer cümleleri ile aynı. (Spoiler içerebilir) En baştan başlamam gerekirse kitap kahramanımız İbrahim, bir sabah işe gitmek için hazırlanır ve evinden çıkar. Ama apartmanın bahçe kapısına geldiğinde dışarı çıkmak istese de çıkamaz. Çeşitli yollar dener, apartmanın içinden bodruma iner bodrumda kaybolur, şehre çıkar, şehir bildiği yaşadığı şehir değildir. Otobüs durağına gider, durakta tek bir canlı yoktur. Önceleri acıkıp susamaya devam etse de kitap ilerledikçe çöllere düşer, kuyuya batar, kuleye tırmanır, merdivenle birlikte sonsuz bir uçurumdan iner, bir sürü farklı insanla karşılaşır, kütüphaneye düşer, kendi kitabını arar, buldum sanır, evlenir, çocuğu olur, aşık olduğu kızı bulur, zamanla açlık ve susuzluk hissi kaybolur gider. Meğer İbrahim ölmüştür de kendini aramaya çıkmıştır bu yola. Kitabın konusu oldukça ilginç, bu nedenle merakla okuyorsunuz ancak içinde yer alan tasavvufi, felsefi ve bazen de aynı cümlelerin farklı soru cümleleri ile sorulmasıyla ilerleyen paragraflar kafanızı karıştırıyor. Aslında yazar kitap içerisinde Olric seslendirmesi ile Oğuz Atay’a da atıfta bulunuyor ve bence sevgili Oğuz Atay’ımızın başarıyla yarattığı kafa karışıklığından esinlenmiş. Ancak bu beni biraz yordu açıkcası. Fikri ve hikayeyi çok beğensem de bazen kitabı okurken sıkıldım, beynim yandı. Herkesin okuyabileceği bir kitap olduğunu düşünmüyorum, zira farklı yaşlarda okunduğunda bile farklı hisler yaratabilir bu kitap. Gerçekten sakin bir dönemde, berrak bir zihinle okursanız keyif alacağınızı düşünüyorum.
İbrahim'in Kaybettiğini BulmasıdırGüray Süngü · Ketebe Yayınları · 2022737 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
10/10
·724 syf.·
2026 46. kitabı
Oğuz Atay ’ın TUTUNAMAYANLAR romanı Türk Edebiyatında ilk post modern roman değildir; ilk modern romanıdır. Oğuz Atay’ın bu kitabı modern akımın roman türündeki karşılığıdır. Oysaki Türk edebiyatına modern akım, öykü ile girmiştir ve aslında çok uzun zamandır vardır. Bu bağlamda öyküde Modernist akım ellili yıllarda ortaya çıkmıştır diyebiliriz. Modern Türk romanı açısından önemli bir kırılma noktası kabul edilir. Biçimsel cesareti, ironisi ve yabancılaşma temasını işlemesi nedeniyle çok sevilir. Ancak birçok okur için gereğinden fazla dağınık, zorlayıcı ve kendine hayran bir metin gibi görünür. Sevenleri onu başyapıt olarak görürken, sevmeyenleri romanın çevresindeki kültü daha büyük bulur. Bilinç Akışı Yöntemi Bilinç akışı yöntemi, oluşturulan roman kahramanın zihninden geçenleri, zihninden geçtiği gibi romana aktarma çabasıdır. Modern romanların zor anlaşılmasını sağlayan en önemli unsurdur. Şöyle açıklayalım: Realist bir romanda kahramanın saatlerce düşüncelere daldığını ve saatlerce aynı düşünce etrafında düşünce ürettiğini okuruz. Ancak Modernist roman kahramanı öyle saatlerce aynı konu üzerinde fikir üretemez. Çünkü bilinçten akan şey, o karmaşa, sapmalar olduğu gibi yansıtılır. Buna bilinç akışı denir. Ama Modernistler, sadece bilinç akışı yöntemini kullanmazlar. Modernistler bir konuya odaklanmış iç konuşma, iç monolog tekniği denilen bir konuşma aktarımını gerçekleştirirler ki bunu da ilk kez onlar ortaya çıkarmıştır. Bunlara iç diyalog yöntemi denilebilir. Mesela bazen kendi içimizde muhayyel bir kişiyle konuşuruz, kavga ederiz, kendi kendimize sorular sorarız ki iç monolog da tam olarak budur. Modernist yazarlar, zihinden geçenlerin dolaysız aktarımı konusunda oldukça önemli yenilikler gerçekleştirirler. Modernist yazarlar için insanın fiziksel
TutunamayanlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202475bin okunma
Hoşça kal Olric..
10/10
·724 syf.··
Beğendi
·
2026 17. kitabı
·
71 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 01:26
Şimdi mutlu musun Olric, yolculuğumuz sona erdi.” Yordu, her yolculuk gibi, başlarken bile korktum hatta şöyle söyleyeyim 5 yıl önce ilk kez başladığımda da korkumdan devam edemedim; tutunamadım. Birçok kişinşn sancısı aslında, Tutunamayanlar’a tutunamamak. Ama her şeyin zamanı var değil mi, benim de işte tam da bu an tamamlamam gerekirmiş. Tutunabilmek mutlulukmuş, bunu kitabı bitirdiğimde buruk bir sevinçle idrak ettim. Hem lütfen uydurmayın, bilinç akışları yordu diye yarıda bırakmadınız ya da hikaye yavaş diye. Herkesin kendisinden, sevdiklerinden parçaları var bu kitapta. Ondan yorucu geliyor, bir çırpıda okuyamadım mesela yine, hem geç tutundum hem çok yavaş sonunu getirebildim. Aslına bakarsanız başlarken ne kadar korksam da, yolu yarılayınca dönmek gelmedi içimden, sonra da yolculuğun kendisi; bir yere varmasa da tatlı geldi. Acı bir tatlılık, bir yerden sonra onu okurken acı çekmek bile zevk veriyor insana, bazı yollar böyledir; çünkü asıl mesele, bilinç akışlarının yoğunluğu, noktalama eksikliği, anlık kişilik değişimleri değil, hayatın kendisinin bütün bunları içerdiğini kabullenmenin zor olması. Hayatınızın en önemli yerinde kendinizi ruhsal portrede, farklı bir yere taşınmaktan korumak için hiç “hayır şimdi değil” diye telkin ettiğiniz zamanlar olmadı mı sanki? Ya da hiç fiziksel olarak, somut bir varlık göstererek bulunduğunuz çerçevede, dibinizdeki insanların konuşmalarından tek bir kelime bile hatırlamadığınız zamanlar, olmadı mı sahi? Boşverin esas meseleye gelelim. Toplumda üzerimize devrilen rolleri taşımak zorunda kaldığımız ama taşımak istemediğimiz için yargılandığımız bir dünyada, hepimiz bir olaya, olguya, kişiye, nesneye ‘tutunamayanlar’ız. Boşuna yargılamayın yazarı, anlamak istediğinizde anlayacağınız bir gerçekten daha bahsedeyim,
1000Kitap
TutunamayanlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202475bin okunma
Bir zihnin içinde kaybolmak...
Puan vermedi·724 syf.·
2026 36. kitabı
Bu kitabı bitirdiğimde ilk düşündüğüm şey "Bundan sonra ne okuyacağım " oldu. Garip bir boşluğa düştüm. Uzun zamandır bir kitap bende böyle his bırakmamıştı. Okumaya başladığımda neden bu kadar sevildiğini anlamam biraz zaman aldı. Çünkü alıştığımız romanlar gibi ilerlemiyor. Bazen bir düşüncenin içinde kayboldum, bazen uzun bir iç konuşmanın içinde. Ama tam da bu yüzden gerçek geliyor. İnsan sanki bir hikâye okumaktan çok, başka bir insanın zihninin içine giriyormuş gibi hissediyor. Cümleler uzun ve katmanlıydı; bir düşünceden diğerine aniden geçiyordu. Bazen "Ne okudum ben şimdi?" deyip dönüp tekrar okudum bazı yerleri. Ama sıkmadı hiç, çünkü her okuyuşta başka bir şey hissettirdi. En sevdiğim taraflarından biri de hüznü ve ironiyi aynı cümlenin içine sığdırmasıydı; hem gülümsedim hem içimi garip bir sıkıntı sardı. Mesela: “Kötü bir resim asarım korkusuyla hiç resim asmadım; kötü yaşarım korkusuyla hiç yaşamadım" Kitabın birçok yerinde hüznün yanında buna benzer ince bir ironi hep hissediliyor. Bir de bazı kelimeleri özellikle uzatarak ya da bitiştirerek yazması beni çok şaşırttı. İlk başta alışması zor geldi ama sonra bunun karakterlerin heyecanını ve zihinsel karmaşıklığını daha güçlü hissettirmek için yapıldığını fark ettim. Sanki düşünceler durmadan akıyor da kelimeler birbirine yetişmeye çalışıyor gibi. Hatta romanın ilerleyen kısımlarında noktalamanın neredeyse tamamen ortadan kalktığı o bölüm, bu hissi en üst noktaya taşıdı. Metnin boğucu ve nefessiz yapısı, karakterlerin hissetiği o büyük tutunamama hissini birebir yaşattı. Bence Atay noktayı koymuyor, "Nefes alacağın yeri kendin bul " der gibiydi. Tabii bir de Olric var... Kitapta beni en çok etkileyen yerlerden biri de Turgut’un bu hayalî arkadaşıyla olan konuşmaları oldu. Olric sıradan bir hayali
Edebiyat
TutunamayanlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202475bin okunma
Puan vermedi·724 syf.··
2026 80. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 21 Mayıs 2026 05:28
Tutunamama temasının en yoğun olduğu eser Oğuz Atay tarafından yazılan Tutunamayanlar romanıdır. Bu temanın en önemli temsilcisi olan roman, Türk edebiyatında çok önemli bir yeniliğe imza atarak dikkat çekmiştir. Roman tamamen bir tutunamama hikâyesidir. Her şeyden önce bir intihar vardır ve intihar başlı başına bir tutunamayıştır. Selim Işık ve Turgut Özben romanın ana karakterleridir. Roman, Selim Işık’ın ardında dağınık kağıt parçaları bırakıp intihar etmesiyle başlar. Turgut Özben; arkadaşı Selim Işık’ın intiharını araştırmaya, bunun nedenini anlamaya, Selim’in benliğine dahil olmaya çalışır. Fakat bunu yaparken kendi benliğinin yolculuğuna çıkmıştır. Oğuz Atay tutunamayan kişileri şu şekilde ifade etmiştir: “Tutunamayan: Beceriksiz ve korkak bir hayvandır. İnsan boyunda olanları bile vardır. İlk bakışta, dış görünüşüyle, insana benzer. Dik arazide, yokuş yukarı hiç tutunamaz. Yokuş aşağı, kayarak iner. Gözleri çok büyük olmakla birlikte, görme duygusu zayıftır. (…) İnsanlarda görülen durgunluk, hafif sıkıntı, sebebi bilinmeyen vicdan azabı ve hiç yoktan kendini suçlama gibi duygulara sebep oldukları, hekimlerce ileri sürülmektedir. Başları daima öne eğik gezdikleri için, çeşitli engellere takılırlar. İnsanlar arasında barınmaları –ev düzenine uyamamaları nedeniyle- çok zor olmaktadır. Şehirlere yakın yerlerde yaşadıkları için, onları şehrin içinde, çitle çevrili ve yalnız Tutunamayanlara mahsus bir parkta tutarak, sayılarının azalmasını önlemeyi düşünmenin zamanı artık gelmiştir.” İronik ifadelerin geçtiği bu kısım, romanın başlığını açıklamaktadır. Roman tutunamayanların iki tipi üzerinden gitmektedir. Selim Işık karakteri hikâyenin kilit noktasıdır. Tutunamayanların prototipi demek yanlış olmaz. Hikâye onun intiharı ile şekillenmeye başlamaktadır. Selim bir
Edebiyat & Roman
TutunamayanlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202475bin okunma