"Yalnızca yaşayanlar tutarsız görünür. Ölüm, onların yaşamını oluşturan olay dizisini sona erdirir. İşte ondan sonra, boyun eğip o olaylara bir anlam yüklemeye çalışırız. Anlam yüklemeyi reddetmek, bir yaşamın, dolayısıyla yaşamın kendisinin saçma olduğunu kabullenmek demektir. Senin yaşamınsa olmuş bitmiş şeylerin tutarlılığına erişmemişti. O tutarlılığı ölüm kazandırdı ona."
"Bunu ilk kez işittiğim için çok hayret ettim ama Japonya'nın șu âna kadar karıştığı tüm savaşlar, aslında, en köküne kadar gittiğimizde, iki üç zenginin (harbi kodamanları kastediyom ha!) bi parmak şıklatmasıyla, türlü saikler, vesileler uydurularak yapılmış meğersem. Sizin anlıycanız her kazanç kokusu aldıkları yeri elde etmek için kudururmuş bu herifçioğulları. Tehlikeli işler bunlar yaa!"
"İnsanlığın yalnız ilkel tabiatı değil, bugünkü hissi, bugünkü kalbi de tamamıyla meçhul... Bütün hareketleri çılgınlıktan başka bir şey değil! Ahlak ahlak diye bağıranlar da bu cinnet çarkının içinde hu hu çekiyorlar..."
"İnsanın ihtiyacı midesinin dolmasıyla bitmiyor. Hele medeniler, kendilerıne pek çok ihtiyaçlar icat etmiş oldukları ve bunları kolayca elde etmedikçe rahat duramayacakları için hemcinslerini zarara sokmak ve yok etmekte canavarları geride bırakırlar. Onlar için hak demek, işi vicdan ve kitabına uydurarak zayıf bulduklarını ta kemiklerine kadar soymaktır."