Küçük kara balık, bir alıntı ekledi.
5 dk. · Kitabı okuyor

Ya onu sevmem, ya ondan nefret etmem gerekiyordu. Her şeyden önce de, duygum ne olursa olsun, yeniden görmem gerekiyordu onu, hem de hemen.

Kamelyalı Kadın, Alexandre Dumas (oğul)Kamelyalı Kadın, Alexandre Dumas (oğul)
İpek Seray Sayıner, bir alıntı ekledi.
35 dk. · Kitabı okuyor · Beğendi

Varlığımızı öyle bir hale getirelim ki, başkalarının gözünde hep bir muamma olarak kalsın, bizi en iyi tanıyanların ötekilerden tek farkı, sadece daha yakın olup da bizi çözememeleri olsun.

Huzursuzluğun Kitabı, Fernando Pessoa (Sayfa 164)Huzursuzluğun Kitabı, Fernando Pessoa (Sayfa 164)
Ebruli, bir alıntı ekledi.
41 dk.

Inancimiz ve tarihimiz gereği, mazlumlardan yana tavır almak zorundayız. Bedeli ne olursa olsun.

Öbür Divan, İbrahim Tenekeci (Sayfa 164 - Profil Yayıncılık)Öbür Divan, İbrahim Tenekeci (Sayfa 164 - Profil Yayıncılık)

"Eğer olabilecekleri daha önceden görseydim, Boyalı Kuş'u asla yazmazdım." diyen Kosinski'nin pişmanlık içeren sözleri Boyalı Kuş'un yazım aşamasından yayımlanmasına, yayımlanmasından okunmasına kadar ve ardında bıraktığı olaylara istinaden dile getiriliyor.

Bir Kosinski olamazdım, biliyorum. Ama onun kadar cesurca yazamazdım. Çünkü otobiyografik özelliklerinin tamamen yansıtılmadığını dile getirse de her bir cümlesinde ona ait bir yaşamdan olduğu belli oluyor. Hani, bırakın dönemin siyasal, toplumsal dokusundaki olayları, kendi yaşamımı dile getirmeye cesaretim olmazdı. Bu kitabı nasıl yazabilmiş, hayret ediyorum.

Bi'düşünelim: "Ailenin yanında huzurlu bir yaşam sürdürüyorsun. Henüz çocuksun. Savaş ve kötülükler patlak veriyor. Doğayla bütünleşmek, ailenin huzurunda uyumak ve çocuk oyunları oynamak dururken 'güvende olacağınız' düşünülerek sizi bir yere gönderiyorlar. Ve her şey çorap söküğü gibi gelişiyor. Savaşın ortasında, sefalet içerisinde, tanımadığın insanların arasında, insan doğasında kaybolarak ayakta kalmaya çalışıyorsunuz. Ve yakalanırsanız mağlubiyeti kabullenin."

Kitabı elime alıp okumaya başladığım ilk günden beri kitaptan rahatsız oluyordum. Okudukça, bir sayfasını daha çevirdikçe okuduklarımı midem kaldırmamaya başladı.

Kitap değil, konusu rahatsız edici. İnsan doğasını yüzüme bir tokat gibi çarparak kelimelere dökülmesi incitici. İnsanın içerisinde yer edinen canavarı, kötülükle bütünleşmesi, zalimane işkenceler yapması, yakıp yıkması, öldürmesi, kadınların ırzına geçilmesi... Her biri apayrı iğrençlik. Bir de bunun yanında 'mecburiyet' hissi var. Onu yapmak zorundasın. Yapmazsan yaşayamazsın. Bu savaşı kaybedersin.

Sahi, savaşlar ne için var? Toplum refahı için mi? Siyasi kaygılar için mi? Yoksa içimizde barındırdığımız yükselme hissiyatıyla beslediğimiz egolarımız için mi?

Her ne olursa olsun ya da ister savaşın içerisinde bir asker ol, yahut da o köyde bulunan halktan bir vatandaş. Herkesin bir mücadelesi ve bu mücadele esnasında yaşadığı travmalar var. Hani bellek yalan söylemez. O tarihin üstü ne kadar kapansa da insan o travmayla yaşar.

Kosinski de öyle benim gözümde. Kim bilir daha neler yaşadı da birçoğunu anlatmadı kitabında. Çünkü çoğu şeyi de dile getirmediğini söylüyor.

Yazılıp basıma hazırlanmasının ardından herkes okumayı bekliyor gibi hemen yasaklanması ve toplanması öngörülmüş kitabın. Çünkü tarih, insanın kirli zihniyetini örtmeyi severdi. Çünkü Boyalı Kuş, bir tarih kitabı olarak okutulabilirdi. Ya da insan doğasını anlatan felsefi bir kitap olabilirdi. Birilerine dokunacak, gözlerini açacaktı.

Çünkü savaşarak kazanmaya çalıştıkları uğruna insanlıktan çıkmayı normal görüyorlardı.

Belli ki bu kitap beni epey sinirlendirdi ve dolduruşa getirdi. Evet, gerçekten sinirlendim. Kimi zaman oldu okumak istemedim. Kitabı kaldırıp bir köşeye fırlattım. Görmek istemedim. Lakin okudukça insanlığıma bakıp, sorguladım. Varoluş amacımız neydi?

Boyalı Kuş, İkinci Dünya Savaşı sırasında güvenliği amacıyla ailesinden uzak bir yere gönderilen bir ‘çocuğun’ başından geçenleri anlatıyor. Çocuk diyorum çünkü; ya gaz odalarında yakılarak öldürülecekti ya da bir Çingene yahut da Yahudi olduğu için.

Okurken rahatsız olmanız için yazılmış, otobiyografik ve savaştan kalma bir kitap.

Cesaretiniz varsa okuyun.

Madam Tutli Putli, bir alıntı ekledi.
 2 saat önce · Kitabı okuyor · Beğendi

Hiç hayvan güler mi, gülmek ağlamak insanlara mahsustur. Vay ahmak insanoğlu vay, asıl gülmeyi unutan insanlardır. Şu dünyada dostu, arkadaşı olmayan, bir sıcak elin tadına, bir bakışın güzelliğine artık bundan sonra varamayacak olan da insandır. Umutsuz olan, nankör olan insandır, altında yaşadığı göğü, üstünde gezdiği toprağı, akan suları göremeyen insandır. Yunuslar, balıklar, kuşlar, tilkiler, ne pahasına olursa olsun, hem de börtü böcekler bu dünyanın tadını çıkarırlar.

Hayvan olmak bu çağda insan olmaktan daha mutluluktur.

Deniz Küstü, Yaşar Kemal (Sayfa 36 - YKY)Deniz Küstü, Yaşar Kemal (Sayfa 36 - YKY)
Yusuf efsan, bir alıntı ekledi.
 2 saat önce · Kitabı okuyor · Beğendi · 10/10 puan

Mustafa Kemal insanlardan soyutlanmıştı.Okul arkadaşları tarafından se-
vilmez veöğretmenleriyle çokça münakaşa eder ve problem çıkarırdı. İnsanlara saldırdığında mutluluk duyardı. Nitekim İrfan Orga da onun
hakkında şöyle diyor: “Enver, Talat ve Cavit gibi isimlerin nüfuz ettiği İttihat
ve Terakki Cemiyeti liderleriyle çok tartışırdı. Çünkü kimsenin kendisinden
sorumlu olmasına tahammül edemezdi. Bir keresinde Enver Paşa da İttihat
ve Terakki üyeleriyle terfi ettirilmesi konusunu müzareke ederken, onun
hakkında şöyle demişti: “Bilginiz dahilinde olsun, Mustafa Kemal, paşa rüt-
besine yükseldiğinde, sultan olmak ister, sultan olduğunda da ilah olmak
ister.”

Cumhuriyetin Tarihi, Celaleddin Vatandaş (Pınar yayınları)Cumhuriyetin Tarihi, Celaleddin Vatandaş (Pınar yayınları)
M.Y., bir alıntı ekledi.
2 saat önce · Kitabı okudu · 10/10 puan

Bir başka eksik yaşam endişesi de tabii ister resim yapmak olsun, ister edebiyat olsun, sanatçısına fazla ilgi göstermeyen ve umut da vermeyen bir ülkede yaşadığımı fazlasıyla bilmemdi.

Babamın Bavulu, Orhan PamukBabamın Bavulu, Orhan Pamuk
Çalıkuşu, bir alıntı ekledi.
3 saat önce · Kitabı okudu · Puan vermedi

""Ben o kimseyim ki, gücümden kainat titrer. Ben o kimseyim ki bileğimin gücü her canlıya hükmeder. Ben o kimseyim ki, kim olursa olsun bana baş eğer. Ayağımı bastığım toprak insanların secde yeridir. Ben o kimseyim ki, yiğit yaratılışlı insanlar arasında bile benzerim yoktur. Yiğit kimseler kapımın hizmetçileridir. Ben o kimseyim ki, adalet terazimde herkes eşittir. Bence, cihana hükmeden padişahlar ve fakirler aynı derecededir. Kısacası ben, İzid'in kuvvet ve kudret kılıcıyım. Ben Aşkim, gücümden kainat titrer.""

A'mak-ı Hayal, Filibeli Ahmed HilmiA'mak-ı Hayal, Filibeli Ahmed Hilmi
Ayça Türkmen, bir alıntı ekledi.
4 saat önce · Kitabı okumayı düşünüyor

Akşam olsun babam pazar ekmeği getirsin diye beklerdik.
Yaz günleri sahici denizler, sahici kıyılar olurdu. Ama bizim sığınağımız sonbahardı
Cam önleriydi sokağa bakan.Çok fakirdik.
Akşam olsun babam pazar ekmeği getirsin diye beklerdik.

Marazın Kahvesi, Ali Bayram (Sayfa 203)Marazın Kahvesi, Ali Bayram (Sayfa 203)