Zaman Kaybolsun
9/10
·124 syf.·
2026 71. kitabı
Kaybolan zamanın izini sürmek bazen insan için yorucudur. Zira geçmişe dönen yüz pişmanlıklarıyla karşılaşır. Bu nedenle geçmişe takılmayı zaman kaybı olarak nitelendirmek de mümkündür. Ama bir gerçek de vardır ki geçmiş zamanlar bize az rastlanan hikayeleri vadeder. Bir psikiyatrisin çocukluğa inme çabası bile gizemli hikayeleri ortaya çıkarır. İpek, bu romanıyla karakterini geçmişe oltasını atan bir balıkçı misali resmeder. Olta her yukarı çekilişte çıkan her bir parçanın oluşturduğu anlamlı bütünler hem karakterin ruhunu hem de öyküyü tamamlar. Güçlü edebi anlatım öyküye okuru o kadar iyi adapte eder ki merak son satıra kadar etkisini sürdürür. Kimlik çözüldükçe anlatıya dair mesele hallolmuş gibi zannedilse de aslında olay örgüsüyle tasarlanan son daha ilgi çekicidir. Üstelik kurgunun ilgi çekmesi için yazar tarafından ek bir çabaya girişilmez karakterin geçmişe dönüşü bile öyküyü ilgi çekici kılar. Her şeyden öte eserdeki güzel Türkçe en sade haliyle bile okuru cezbetmek yeterli gözükür. ** zafer saraç Zaman Kaybından Ölen Kadının Hikayesi Ali İpek Zafer Saraç**
Edebiyat
Zaman Kaybından Ölen Kadının HikayesiAli İpek · İletişim Yayınları · 202656 okunma
8/10
·134 syf.··
Beğendi
·
2026 13. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 25 Mart 2026 00:00
Spoiler içerir!!! Toplumsal konularda duyarlılığıyla tanınan Zülfü Livaneli bu kitabında da göçmen meselesini,siyanürle altın aramayla yok edilen köyleri,rant hırsı olan şirketlerin ekolojik yıkımlarına kadar işlemiş. Roman,Egede bir kasabada balıkçılıkla geçinen bir aile olan Mustafa ve Mesudenin hayatını anlatıyor. Küçük yaştaki oğulları Deniz denizde kaybolur. Afgan göçmen olan Zilha göç ederken botları alabora olur.Oğlu Samiri de kurtarmak için bir bota bağlar.Samir ölmez ve Mustafa onu denizde bulur. Ölen oğlunun yerine koyup bağrına basar. Mesudeye zorda olsa onlarla kalması için ikna eder.Oğlanın ismine Deniz koyarlar.Yalan beyan verdiği için hapse girip çıkar. O sırada Samirin annesinin yaşadığı ortaya çıkar. Mesude çocuğu annesine teslim eder.Bir süre sonra Zilhanın Afganistana dönmek zorunda olmasından dolayı çocuğu tekrar onlara vermek ister Livanelinin kalemi zaten çok akıcı,kitap su gibi akıyor ama hikayenin devamını bekledim olmadık yerde bitmiş hissi uyandırdı bende. Yinede herkese tavsiye ederim “Çiçeğe dokunuşu çiçekten güzel “ “Nasipten ötesi yok” “Deniz her olta sallayana,her ağ atana teslim etmez kendini.”
Balıkçı ve OğluZülfü Livaneli · İnkılap Kitabevi · 202436,5bin okunma
Reklam
7/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2026 105. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 22 Mart 2026 17:53
Eserden bir alıntı; O gün boyunca bir sal üstünde açlığa ve susuzluğa dayanmanın bir insanı kahraman yapacağını hiç düşünmemiştim. Tek uğraşım beklemek ve sağ kalmaya çabalamaktı. Eğer salda su ve peksimeti, bir pusula ve olta takımı olsaydı, kuşkusuz gene şimdiki gibi hayatta olurdum. Şu farkla ki, kahramanmışım gibi davranılmazıdı bana. Benim durumumda kahramanlığın kaynağı yalnızca on gün boyunca açlığa ve susuzluğa boyun eğmeyişimdi. Geminin batması sonucu donanmada görev yapan denizci Luis Alejandro Velasco’nun on gün boyunca yemeden içmeden bir salda ölüm kalım savaşını konu ediniyor. Denizci bulunduktan sonra kahraman ilan edilmiştir. Zaman içinde yükselişe geçen hayatı bir süre sonra düşüşe geçip, unutuluyor.
Bir Kayıp DenizciGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 20242,735 okunma
Hayatın sertliği, denizin ve bazı insanların inceliği
Puan vermedi·208 syf.··
Beğendi
·
2026 13. kitabı
Kitabı dinlerken, kitap bittiğinde, kitabı düşünürken yüzüme sert bir deniz rüzgarı çarpmış gibi hissediyorum. Öyle bir hikaye ki burnuna iyot kokusu, kulağına dalgaların sesini, gözünün önüne eski İzmir'i getiriyor. Kağıt, mürekkep ve bir sesten ibaret olmayan bir hikaye. Ada ve deniz hikayesi gibi başlayıp derinlere indikçe insanın o en çıplak, en korunmasız haline dokunuyor kitap. Kimin haklı, kimin güçlü olduğu arasındaki o bitmek bilmeyen savaşı anlatıyor. Kelimeleri öyle seçmiş ki, sanki her cümle birer olta iğnesi gibi; takılıyor ruhuna ve seni çekiyor. Bir de Deli İbram’ın o duruşu, insanın içindeki doğru olanı yapma isteğini gıdıklıyor. Kitabın dünyası çok canlı. Denizin o hem bereketli hem de acımasız yanını okurken, insanın doğa karşısındaki küçüklüğünü ama azmini iliklerine kadar hissediyorsun. Bir adada bir İzmir sokaklarında dolaşıp oradaki insanları dinliyorsun. Özellikle karakterlerin anlatılışını sevdim. Hepsi kendine özgü, gerçek hayatta karşılaşabileceğimiz kadar sahici insanlar, dünyaları da bir o kadar ilgi çekici. Ege havasını, ada hayatının o kendine özgü ritmini hissetmek çok güzel. Mekanların ruhu, atmosferi iyi yansıtılmış. Keyifli ve akılda kalan bir kitap oldu. Bitirdikten sonra bile zihnimde dolaşan güzel hikayelerden biri.
1000Kitap
Deli İbram DivanıAhmet Büke · Can Yayınları · 20212,841 okunma
8/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
Galata köprüsü üzerinden İstanbul'un tarihine, sosyolojisine değinen halkın sesiyle zenginleşmiş harikulade bir eser. Geert Mak, modern dönemin en parlak seyyahları arasında. Gördükleriyle okudukları arasında bağ kurmakta oldukça başarılı. Kitabın ilgi çekici noktalardan biri, yazarın eski İstanbul'u kapalı köylerin bir araya gelmesinden oluşan bir kent olarak tasvir etmesi. Osmanlı İstanbul'u bir hoşgörü şehrinden ziyade farklı kavimlerin birbirine değmeden ve hatta birbirini umursamadan yaşadıkları bir yer yazara göre. Çok kültürlü yapısına rağmen kültürel alışverişin sınırlı olduğu, her mahallenin kendi içinde izole yaşadığı bir dünya şehri. Öyle ki ilk demiryolu inşaatları başladığı sırada çalışanlar arasında hiçbir Musevi işçi bulunmuyormuş çünkü 300 yılı aşkın bir süre önce İstanbul'a gelmelerine rağmen Türkçe bilmiyor, sadece Ladino konuşabiliyorlarmış. Yazarın geçmişteki bu parçalı yapıyı günümüzde de gözlemlemesi takdire şayan. Köprüde her bir grubun geldikleri yere göre birbirinden ayrıldıklarını ve kendi içinde muhafazakar bir yapı kurduklarını tespit etmiş. Profesyonel balıkçılar Trabzonlu, balık satıcıları Erzincanlı, olta malzemesi tedarik edenler genellikle Kastamonulu. Üstelik başka bir şehirden göç etmiş bir kişinin bu gruplar içine girmesi hayli güç. Bu birbirine benzemez grupların bir araya geldiği kavşak noktası tarih boyunca Galata köprüsü olmuş. Şehrin iki temel farklılığı, yansımasını köprüde bulmuş. Köprünün kuzeyi daima modern İstanbul'un, güneyi ise geleneksel İstanbul'un simgesiymiş. Küçük bir halicin ayırdığı bu iki bölüm, arasında bir okyanus varmışcasına birbirinden kopuk denmiş kitapta. Kitabın sonlarında Geert Mak ile Elif Şafak arasındaki konuşma dikkat çekici. Orhan Pamuk'a pek çok atıf var. Ayrıca yazarımız, Edmondo de Amicis, Gerard
Die Brücke von Istanbul: Eine Reise zwischen Orient und OkzidentGeert Mak · Perfect Paperback Published · 20071 okunma
Puan vermedi·144 syf.··
2026 1. kitabı
Öğrenmeyi Öğrenmek, "okuduğumu hemen unutuyorum" veya "nereden başlayacağımı bilemiyorum" diyen herkes için bir başucu kitabı. ACM, okura balık vermiyor; zihnin nasıl bir olta gibi kullanılacağını, bilginin nasıl sindirilip karaktere dönüştürüleceğini öğretiyor.
Duygu ve Düşünce
Öğrenmeyi ÖğrenmekAltay Cem Meriç · Tin Yayınları · 20243,591 okunma
Reklam
Reklam