Puan vermedi·151 syf.··
2026 34. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 09:52
Günlük yaşamda ve sosyal hayatta, hatta bireysel yaşamımızda sıkıntılar çoksa, bazı temel kavramların fiiliyata yansımasında sıkıntılar var demektir. Yazar anlamlı bir hayat için, iyilik, haysiyet, vaat, benlik, hakikat, sorumluluk, sevgi, bağışlayıcılık, özgürlük ve ölüm kavramları üzerinde yüzeysel duruyor. Anlamlı bir hayat, yeni bir dünya için on eski fikir olarak bazı filozoflar baz alınarak incelemelerde bulunuyor.
Hayata Nereden Bakmalıyız?Svend Brinkmann · İletişim Yayıncılık · 2022157 okunma
7/10
·480 syf.··
Beğendi
·
2026 59. kitabı
·
17 saatte okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 07:14
𝗦𝗮𝗱𝗲𝗰𝗲 𝘀𝗲𝗻 𝘃𝗲 𝗯𝗲𝗻, 𝗮𝘆𝗻ı 𝘁𝗮𝗿𝗮𝗳𝘁𝗮... 𝗕ü𝘁ü𝗻 𝗞ö𝘁ü𝗹𝗲𝗿𝗶𝗻 Ş𝗲𝗵𝗿𝗶 𝗸𝗮𝗿şı𝗺ı𝘇𝗱𝗮 𝗼𝗹𝘀𝗮 𝗯𝗶𝗹𝗲. ━━━━━━━ Spoiler içerir!! Kitap, başkarakter Yekta’nın bir ceset başında, elleri kan içinde ve hiçbir şey hatırlamadan uyanmasıyla başlıyor. Suçunu tam olarak bilememesi nedeniyle “Kötülerin Şehri” olarak bilinen ada hapishanesine, gri mahkum formasıyla gönderiliyor. Hikâye buradan itibaren hız kazanıyor. Kötülerin Şehri nedir? 2021 yılında Türkiye’de kurulan Ada hapishaneleri sisteminin bir parçası olan bu yer, 18–30 yaş arası mahkumların gönderildiği izole adalardan oluşuyor. Ama buraya “hapishane” demek biraz hafif kalıyor; resmen suçlular için kurulmuş ayrı bir toplum gibi. Şehir dışındaki suç oranını düşürmek amacıyla tasarlanmış bu sistem, ironik bir şekilde mahkumların bile oradan çıkmak istemediği bir düzene dönüşmüş. Ada, suç türlerine göre beş bölgeye ayrılmış: ayrılmış: #Kırmızı Bölge (Dolandırıcılar ve hırsızlar) – Öncü: Amber #Mavi Bölge (Şiddet suçluları) – Öncü: Mirza #Siyah Bölge (Katiller) – Öncü: Kunter #Yeşil Bölge (Kaçakçılar) – Öncü: Giray #Sarı Bölge (Cinsel istismarcılar) – Hiçbir sarı uzun yaşamıyor; adaya düştüğünde meydanda idam ediliyorlar. #Gri ise suçu kanıtlanmamış veya muallak olanlar için. Gri’ler istediği bölgeye geçiş yapabiliyor Yekta, hafızasını kaybetmiş bir gri olarak adaya düştüğü için herkesin ilgisini çekiyor. Özellikle Kunter’in onu elde etmek için her şeyi yapması, hikâyeye ciddi bir gerilim katıyor. Diğer karakterler hakkında şunu söyleyebilirim , En sevdiğim karakter kesinlikle Kunter oldu. En ısınamadığım ve yapmacık gelen Asıl ve gıcık kaptığım Öncüsü Amber. Giray,Mirza, Sinan, Devin ve arkadaşlarını da sevdim diyebilirim. Sarah'ın ölümüne üzüldüm. Kitabın sonunda Yekta’nın hafızası geri gelir ve aslında suçsuz olduğu ortaya çıkar. Ancak bu
1000Kitap
Veyl - Kötülerin ŞehriFatma Şamata · Artemis Yayınları · 2025498 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Puan vermedi·352 syf.··
2026 18. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 09:44
Je t'aimais, je t'aime, je t'aimerai. Seni sevdim, seviyorum ve seveceğim. Anne ve babasını bir yangında kaybeden Bonlivre'in kalmaya başladığı yurtta birkaç gün sonra müdür değişir. Müdürün değişmesiyle beraber tüm çocukların hayatı çekilmez bir hal almaya başlar. Herkesin kişisel eşyasına el konulur, yemekleri kısılır, soğukta uyurlar. Bonlivre, yazar olan anne ve babasının ona bıraktığı defteri itinayla yeni müdür Xavier'den saklarken müdür sonunda deftere de el koyar. Tüm çocukların mutsuzluğu yurtta yerleşik bir hayat yaşamaya başlamak üzereyken Bonlivre, akşamları hikayeler anlatmaya başlar. Ve bu umudun yeşermesi demektir. Elbet yasaktır. 🪾 Bu esnada şehirde yazarlar kaybolmaktadır. Kahramanımız ailesinin ölümüyle bu kayıplar arasında bağ olduğunu düşünür ve sonra olaylar gelişir. Yazar macera dolu bu kitabı anlatırken sakinliğini korumuş. Kitabı bitirirken bunu düşündüm. "Ne kadar sakin, koşturmacadan uzak, güzelce yerleştirmiş olayları," dedim kendime. Bu kısmı ayrıca sevdim. Dostluk, yuvaya dönme, pes etmemek, her şeye rağmen cesur olmak, dayanışma temaları kitabın tamamına işlemiş. Çevirisi sayesinde de bir çırpıda okunuyor kitap. Çevirmenin dile hakimiyeti sayesinde kitaptan hiç kopmuyorsunuz. Bu iyi çevirinin sahibi de @asli.konac
Bastien Bonlivre'in Şaşırtıcı HikâyesiClare Povey · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20254 okunma
Eh işte
6/10
·156 syf.··
2026 23. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 08:37
Merhaba bugün sizlere Beyaz Kale anlatacağım. Türklere esir düşen İtalyan bir eleman, asıl mesleği astronom olmasına rağmen işte normal köle gibi olmamak için sağlıkçı olduğuna dair kolpa atıyor. Bakıyorlar 3 5 kişiyi iyileştiriyor bu, paşanın huzuruna çıkıyor. Astronom olduğundan falan bahsediyor, paşa da bundan bi havai fişek gösterisi hazırlamasını istiyor. Bu gösteri için Hoca diye biri var onla çalışcaksınız diyor. Bizimki bi bakıyor Hoca kendisi. Kendisi değil de manyak bi benzerlik var neyse bunlar çalışıyor ediyor gösteriyi hazırlıyorlar. Sonra paşa bunu Hoca'ya köle diye veriyor. Hocanın fikir dünyasına büyük etkiler yapıyor bizimki. Birbirlerinin hayatlarını detaylıca öğreniyorlar önce. Bizimki Hoca'nın farklı perspektifden düşünmesini sağlıyor bazı şeyleri. Tabi Hoca'dan da çok şey öğreniyor bunu da söylemek lazım. Padişahla, paşayla vs. görüşen Hoca, aslında onlara bizim elemandan öğrendiklerini satıyor. Böyle bir hayat başlıyor ama bizimki köle en nihayetinde. Hoca biraz da çektiriyor buna o yüzden. Veba salgını başlıyor bir ara. Hocanın vücudunda çıkan bir çıbandan ötürü ölüm korkusu baş gösteriyor. Daha sonra bizimki vasıtasıyla Hoca benliğini sorgulamaya başlıyor. Kendine sürekli "Kimim ben?" sorusunu soruyor artık kafayı yiyecek raddeye gelmiştir. Hocayla bizimki artık resmen aynı kişi gibidirler. Padişah günün birinde Hoca'dan bir silah hazırlamasını istiyor, yıllar süren bu hazırlık sürecinde Padişah ile Hoca değil bizimki görüşmeye başlıyor. Padişah da boş adam değil anlıyor bir şeyler olduğunu. Ben m hoca diye konuştuğum adam senmişsin falan diyor. Neyse silahın hazırlıkları bitiyor savaşa gidiliyor ama durumlar kötü. Askerlerde huzursuzluk başlıyor. Hoca bakıyor ki durumlar ciddi, sen ben oldun ben de sen oldum diyerek kaçıyor gidiyor. Bizim
Edebiyat
Beyaz KaleOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202311,3bin okunma
Bütün zalimler aynıdır.
10/10
·136 syf.··
2026 147. kitabı
Keops bir sabah uyanıyor ve piramit yaptırmaktan vazgeçtiğini söylüyor. Etrafındakiler bir anda dehşete düşüyor ve piramit yaptırmanın ne kadar önemli olduğunu delillerle anlatıp firavunu ikna ediyorlar. İkna olan Keops madem bu kadar önemli o zaman en büyüğünü yaptıracağım diyor. Bir ömür boyu sürecek piramit yapımı başlıyor. Ama halktan itiraz edip muhalefet edenler oluyor. Bütün muhalifleri susturmak için onlara KOMPLOCÜ diyorlar ve en ufak bir itiraz, en küçük bir muhalif ses, hatta muhalif bir koku ve nefes bile en ağır şekilde cezalandırılıyor. İnsanlara piramit yapımının yüksek bir gaye olduğu ve bu gayeye ulaşmak için onların hayatlarının zerre kadar önemli olmadığı fiilen anlatılıyor. Piramit fakir halkın ömrünü yiyip biririyor. Tabii firavunun da... Piramitin yapımı yirmi seneden fazla sürüyor. Ve Keops, piramit yükseldikçe kendi ömrünün kısaldığını fark edip adeta çıldırıyor. Fiziken ve ruhen büyük bir çöküş yaşıyor. Fakir insanları, masum halkı hatta en yakınındakileri bile KOMPLOCÜ ilan ederek öldür.tüyor. İktidarını kaybetme ve ölüm fikri onu çileden çıkarıyor. Sona yaklaştıkça daha çok zulüm yapıyor. Nihayet piramit bittiğinde onun da takati kalmıyor ve kısa süre sonra geberip gidiyor. Halk onun gebermesiyle büyük bir rahatlama yaşıyor. Ama bu çok uzun sürmüyor. Yeni firavun, başa geçtikten kısa bir süre sonra halka müjdeyi veriyor. Yeni bir piramit inşaatına başlanacaktır. . Zulüm ve zalim hiç bu kadar net, bu kadar açık anlatılmamıştı. Her sayfası ve her satırı ibretlik levhalarla dolu harika bir kitap. Hakkında daha uzun bir yazı planlıyorum. Okuduğum en iyi İsmail Kadare kitaplarından biri. Çevirisi de kusursuz. Yayınevi bence bu kitabın reklamını daha çok yapmalı. Bütün firavunların ve zalimlerin akıbetinin aynı olduğunu görmek için mutlaka bu
Piramitİsmail Kadare · Ketebe Yayınları · 202269 okunma
‘‘Ez li vir nasekinim, ez ê biçim çolê.’’
10/10
··
Beğendi
Xeyrî’nin tek başına kalışı ve yaralı hali beni derinden etkiledi. 13 gün boyunca aç kalması, çaresizlik içinde bir eve sığınması ve “ben açım” demesi sahnenin ağırlığını daha da artırıyordu. Fermê ananın ağlayıp üzülmesi, onun mücadelesine inanması ve yaşananlara rağmen ayakta kalmaya çalışması çok sarsıcıydı. Evin ve kardeşi Mizgin’in Xeyrî’ye olan düşkünlüğü, özellikle Mizgin’in içinin içini yemesi ve Evin’in de aynı şekilde derin bir üzüntü yaşaması bu acıyı daha da yoğun hissettirdi. Onu yolcu ederken yaşanan duygular, vedanın ağırlığı ve sahnenin genel atmosferi okurken tüylerimi ürpertti. Hele “tuz, un, yağ kızartılmış” ve “Heval Bêrîtan’ın helvası” gibi sözler bende çok güçlü bir etki bıraktı, adeta içimi parçaladı. Bu olaylar bütününde Xeyrî’nin yaşadığı yalnızlık, açlık ve hayatta kalma mücadelesi beni çok etkiledi ve uzun süre aklımdan çıkmayacak bir iz bıraktı. Henüz kitabın 40. sayfasına kadar okumama rağmen bu kadar etkilenmiş olmam, hikâyenin ne kadar güçlü ve sarsıcı bir anlatıma sahip olduğunu gösteriyor. Gülümse Ölüm Utansın 2
Kurdî
Gülümse Ölüm Utansın 2Xeyri Garzan · Aryen Yayınları · 2018189 okunma