Erich Fromm'dan okuduğum ikinci kitap, her okuduğumda kendisine olan saygım bir kat daha artıyor. Wikipedia'dan kısaca bakacak olursak;
"Erich Fromm (23 Mart 1900, Frankfurt - 18 Mart 1980), Yahudi kökenli Almanya doğumlu Amerikalı ünlü bir psikanalist, sosyolog ve filozoftur. Ruh bilimine Marksist-sosyalist ve insancıl yaklaşımın en önemli temsilcilerindendir."
Buradaki üç bileşen, (psikanalist, sosyolog ve filozof olması) bence kitaplarının bu denli güzel olmasında çok etkili. Çünkü sadece psikoloji bilmek yetmiyor insanı tanımak için. Şu insan çocukken şunu yaşamış ondan böyle olmuş demek değil psikoloji. Fromm'u okurken bunu daha iyi idrak edebiliyoruz. Bir konuyu anlatırken "Bu ilk toplumlarda şöyleydi, sonra şu sebepler yüzünden şu şekilde gelişti, ama bunda şu şu bireysel etkenler de var, toplumlara yansıması da şu şekilde olur, bu konuda şu düşünürlerin fikirleri de şu şekildedir." şeklinde anlatıyor bütün konuları ve dolayısıyla anlattığı konuya bütüncül bir bakış açısı sağlıyor, ki bu en sevdiğim özelliklerinden biri.
Özelde kitap incelemesine gelecek olursam,
kitabın 143 sayfa olduğuna bakmayın, o kadar dolu dolu bir kitap ki sindirerek anlayarak okuması epey zaman alıyor. Bu kitabı yazar başta 'Sevme Sanatı' kitabının tamamlayıcısı olarak tanımlıyor. Sevme sanatında nasıl sevileceğini anlatmaya çalışmıştı bize, bu kitapta da sevginin yanlış yerlere kanalize edilmesini anlatıyor. Bunları da kısaca 3 başlık altında toplamış: ölüm severlik, narsizm ve kandaşla cinsel saplantı.
Hepsini ayrı ayrı anlattıktan sonra son kısımda da insanın davranışlarındaki özgürlüğünü tartışıyor. Spinoza, Freud ve Marx'ın düşüncelerini kollektifliyor.
Kitapta o kadar çok yerin altını çizdim ki, burada paylaştıklarım azaltılmış hali.
Özellikle birkaç düşünce çok hoşuma gitti,