"Ölümsever"
7/10
·111 syf.··
2023 2. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 21 Ocak 2023 13:57
Öncelikle kitabın kendi okuma zevkime çok uyum sağladığını söyleyemeyeceğim fakat yazarın anlatım gücü ve çevirmenin çeviri üzerinde çok başarılı olması kitabı benim için "benlik olmayan güzel kitaplar" kategorisine soktu diyebilirim. Kitabın içeriğinden bahsedecek olursak başlıktanda anlaşılacağı üzere karanlık ve ölüm temalı bir roman olduğunu söyleyebiliriz. Roman, uykuyla uyanıklığın, hayal ile gerçekliğin birbirine geçtiği, tek gerçeğin ölüm olarak benimsendiği, korku, tiksinti ve tedirginlik gibi duygular arasında gidip gelen bir seyire sahip. Ana karakter yoğun nevrotik düşünüş biçimleri ile sürekli aynı temalar üzerinden bir şeyler yaşamakta veya yaşadığını hayal etmekte. Ana karakter haricince anlatılan diğer karakterlerin yani kambur ihtiyar, baba, amca, kasap ve mezarcının aslında ana karakterden bağımsız olmayan iç içe geçmiş tek bir karakteri betimlediğini görüyoruz. Bu durum kitaptaki kadın karakterler içinde geçerli olmakta nitekim ana karakterin hayal ettiği melekvari kadının diğer aşağılık olarak gördüğü kadınlarda zuhur ettiğini ve onlarla bütünleştiğini fark ediyoruz. Diğer yandan karekterin olayları algılayış biçiminden ve yazarın bunu aktarış şeklinden kitabın aslında varoluşçu bir eser olduğu yorumu yapılabilir. Bunlar haricinde kitabın bende rahatsız edici bir etki bıraktığını fakat yazarın amacınında bu duyguyu canlandırmak olduğunu düşündüm. Bence kitabı okumadan önce veya okuduktan sonra Sadık Hidayet'in hayat hikayesini biraz araştırmak eseri anlamak adına büyük bir fayda sağlayacaktır. Nitekim bende çevirmen Ali Fuat Bilkan'ın kitabın sonuna eklediği sonsöz metni ile Sadık Hidayet'in hayat hikayesine, çocukluğuna ve psikolojik durumuna dair bilgi edindim ve bu bilgiler eserle yan yana geldiğinde yapboz etkisi yarattı. Hatta eserin kısmen
1000Kitap
Kör BaykuşSadık Hidayet · İletişim Yayınları · 202036,7bin okunma
10/10
·184 syf.··
Beğendi
·
2021 10. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 13 Şubat 2021 22:54
Heinrich Böll, Ademoğlu Nerdeydin? adlı kitabında, bizi insanoğlunun karşılaşabileceği en büyük acıyla yüz yüze bırakıyor. Savaşın acımasızlığı altında ezilen, yitip giden genç insanlar, küçücük umut kırıntılarına tutunanlar, onca olumsuzluğun içinde yeşeren küçük sevdalar ve ölüm, hep ölüm. Kitap, ırkçı, ölümsever ve takıntılı Nazi yanlısı askerlerin ve istemeyerek sürüklendiği savaşta, istemese de savaşmak zorunda kalmış gönülsüzlerin hikâyelerini er Feinhalls’ın etrafında birbirinden kopuk bölümler de anlatıyor. Farklı askerlerin hikâyelerinde savaşın sebep olduğu absürt ölümlere ya da sıyırmış, psikopat askerlere tanık oluyoruz. Askerin, göğsündeki nişan sayısıyla yani ne kadar katil olduğuyla ölçüp itaat ettiği bir komutan sizce ne kadar saçmalayabilir? Ne kadar canileşebilir? Sınırsız bir öldürebilme ortamında, ölümü hangi fantezilerle sıra dışı kılabilirim diye mi düşünür? Kitabın sonunda, savaşın ardından eski yaşantısına, en azından eski huzuruna dönme hayalini kuran, hala hayatta kalabilmiş askerlerin bu hayale bile sahip olamayabileceğini görürüz. Savaşta mutlu sonun olmadığını son bir kez daha hatırlarız.
1000Kitap
Ademoğlu Neredeydin?Heinrich Böll · Can Yayınları · 2006409 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·143 syf.·
2020 70. kitabı
Erich Fromm'dan okuduğum ikinci kitap, her okuduğumda kendisine olan saygım bir kat daha artıyor. Wikipedia'dan kısaca bakacak olursak; "Erich Fromm (23 Mart 1900, Frankfurt - 18 Mart 1980), Yahudi kökenli Almanya doğumlu Amerikalı ünlü bir psikanalist, sosyolog ve filozoftur. Ruh bilimine Marksist-sosyalist ve insancıl yaklaşımın en önemli temsilcilerindendir." Buradaki üç bileşen, (psikanalist, sosyolog ve filozof olması) bence kitaplarının bu denli güzel olmasında çok etkili. Çünkü sadece psikoloji bilmek yetmiyor insanı tanımak için. Şu insan çocukken şunu yaşamış ondan böyle olmuş demek değil psikoloji. Fromm'u okurken bunu daha iyi idrak edebiliyoruz. Bir konuyu anlatırken "Bu ilk toplumlarda şöyleydi, sonra şu sebepler yüzünden şu şekilde gelişti, ama bunda şu şu bireysel etkenler de var, toplumlara yansıması da şu şekilde olur, bu konuda şu düşünürlerin fikirleri de şu şekildedir." şeklinde anlatıyor bütün konuları ve dolayısıyla anlattığı konuya bütüncül bir bakış açısı sağlıyor, ki bu en sevdiğim özelliklerinden biri. Özelde kitap incelemesine gelecek olursam, kitabın 143 sayfa olduğuna bakmayın, o kadar dolu dolu bir kitap ki sindirerek anlayarak okuması epey zaman alıyor. Bu kitabı yazar başta 'Sevme Sanatı' kitabının tamamlayıcısı olarak tanımlıyor. Sevme sanatında nasıl sevileceğini anlatmaya çalışmıştı bize, bu kitapta da sevginin yanlış yerlere kanalize edilmesini anlatıyor. Bunları da kısaca 3 başlık altında toplamış: ölüm severlik, narsizm ve kandaşla cinsel saplantı. Hepsini ayrı ayrı anlattıktan sonra son kısımda da insanın davranışlarındaki özgürlüğünü tartışıyor. Spinoza, Freud ve Marx'ın düşüncelerini kollektifliyor. Kitapta o kadar çok yerin altını çizdim ki, burada paylaştıklarım azaltılmış hali. Özellikle birkaç düşünce çok hoşuma gitti,
1000Kitap
Sevginin ve Şiddetin KaynağıErich Fromm · Payel Yayınları · 19941,707 okunma
9/10
·143 syf.··
2020 6. kitabı
Keşke herkes okusa dediğim bir kitap oldu. Kitabın içinde "bireysel ve toplumsal Narsisizm" isimli bölüm en beğendiğim kısmı oldu. Çoğu yerin altını çizdim. Ölümsever ve yasamsever kisilerden bahsetmiş. Ölümsever kişilerin gözle görülür bir zarar vermese bile yaydıkları negatiflikle çevredekilerin yaşama sevincini yok ettiğini söylemiş. Adalet, toplum, sınıf eşitsizlikleri, özgürlük, seçme özgürlüğü ve daha birçok şey...
Sevginin ve Şiddetin KaynağıErich Fromm · Payel Yayınları · 19941,707 okunma
Akman (Şubat) ayının 4.betiği (2020 yılında okuduğum 11.betik)
8/10
·276 syf.··
2020 11. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 18 Şubat 2020 18:18
"Yılbaşı tinin o ışıklı, türlü tüslü, bol armağanlı, eğlenceli kısmını değil de karanlık, ürkütücü ve rahatsız edici kısmını yaşatan om üç tane öykü var betikte. Kullandığımız milladi gündizmesinin getirdiği Hristiyanlık geleneği olan Yılbaşı'nın bize göstermediği yüzüyle tanışacaksınız. Bu on üç öykünün en iğrenç ve tiksindirici öyküsü Ölü(m)sever'dir. En sevdiğim öyküler ise Karanlık Bedava, Çörten, Seneye Görüşürüz, Yolculuk, Dönüş ve Tatsız Masal'dır. Demokan Atasoy'un yazdığı Bir Yılbaşı Şarkısı adlı öykünün Türk uyarlaması olan Karanlık Bedava'da korkmadım ama kişinin özüyle hesaplaşmasının sezisine kapılacaksın. Orijinalindeki gibi Zebercet'in yaşayıp hatalarını telafi etmesini çok isterdim. Demokan ağabeyin yeğine (tercihine) saygı duyuyorum. Seneye Görüşürüz sayesinde alışveriş merkezlerindeki Noel Baba'lara güvenmeyeceğimi anladım. Tatsız Erteki de Kibritçi Kızı elesinin geri dönüşüne tanık oldu. Bir çift peluş terlik için bir yuvayı yaktı. Bir Yılbaşı Korkusu öyküsü bence ana karakter bir karabasandan uyanıp eşine sarılarak bitmeliydi. Dönüş öyküsünde Bilûn'un Doğa Ana sayesinde tecavüzcüden kurtulmasına çok sevindim. Okuyup okumamayı sizlere bıraktım." #BetikEli #KaranlıkYılbaşıÖyküleri #AralıktanSızanKaranlık #Kollektif #BirYılbaşıKorkusu #DefneninTılsımı #EfendiClaus #KaranlıkBedava #FuckNewYear #Çörten #SeneyeGörüşürüz #Ölümsever #TatsızMasal #Yolculuk #YeniArkadaşlar #Dönüş #KarşınınYolcuları #BilgiYayınevi
Edebiyat
Karanlık Yılbaşı ÖyküleriKolektif · Bilgi Yayınevi · 201778 okunma
10/10
·143 syf.··
Beğendi
·
2020 1. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 14 Ocak 2020 03:30
Kafamda birçok şey aydınlandı bu kitapla birlikte, okunması kolay Freud'a nazaran ama roman okur gibi hızlı hızlı değil düşüne düşüne sorgulaya sorgulaya ilerlenmeli bana kalırsa. Ben hiçbir ayrıntıyı kaçırmamak için sindire sindire okudum. Aklımda yer edinen bazı yerler şunlardı: * Dini veya siyasal liderler yandaşlarını düşman tarafından tehdit edildiklerine ikna ederek tepkisel düşmanlıktan doğan bir karşı koyma duygusu yaratır. Her iki taraf da sanki saldırıya karşı kendini savunuyormuş gibi davranır çünkü liderler onları buna yönlendirir. Zamanında Hitler'de sanki Polonya düzenlemiş gibi kendi ordusuna yalancı bir saldırı tertipler ki Polonya'ya karşı giriştiği haksız saldırıyı haklı çıkarabilsin. *Ölümsever kişiyi şöyle tanımlıyor, ölümsever kişi nesneye ancak sahip olduğu zaman ilgi duyabilir bu yüzden onun sahip olduğu şeylere yönelen tehdit kendisini yöneltilmiş gibidir, sahip olduklarını yitirirse yaşamının anlamını da kaybeder. Onları kaybetmektense yaşamını yitirmeyi tercih eder. Denetime tutkundur, denetlerken yaşamı öldürür. Yaşama karşı derin bir korku duyar çünkü yaşam düzensiz ve denetimsizdir. Yasalara ve düzene taparlar. Düzenli, saplantılı bilgiçtirler. Benizleri ölü gibidir, soğukturlar. Durmadan kesinlik peşinde koşar. Ama yaşam kesin, önceden belirlenebilir, denetlenebilir bir şey değildir; denetlenebilir kılmak için yaşamı ölüme dönüştürmek gerekir, yaşamda kesin olan tek şey ölümdür. Ölümsever kişiler sadece Hitler, engizisyoncular ararında görülmez: öldürme olanağı ve gücü bulunmayan ama ölüm sevgilerini daha zararsız biçimde belli eden bireyler vardır. Örneğin sürekli çocuğunun hastalıkları, başarısızlıkları, geleceği konusunda karamsar varsayımlarda bulunan anne çocuğundaki olumlu gelişmelere sevinmez, neşesine tepki göstermez. Bu anne
Sevginin ve Şiddetin KaynağıErich Fromm · Payel Yayınları · 19941,707 okunma