7/10
·72 syf.··
Beğendi
·
2026 29. kitabı
·
8 saatte okudu
·
Okunma: 15 Mayıs 2026 08:05
“Neticede ben zaten ölüyüm.Onların ebni tekrar öldürmelerine imkan yok.” Bugün kendisini ilk defa okuduğum ödüllü yönetmen Nesimi Yetik’ten 2025 Sevim Burak Öykü ödülünü alan Ben ve Gulyabani ile geldim Yazarın yönetmen kimliği öyküler içerisine o kadar ince ince sızmış ki.O tedirgin atmosferi yaratmada bir nevi sahneyi kurmada oldukça başarılı yazarımız.Boşuna ödül almamış! Öyle büyük olaylar da değil öykülerde anlatılan.Sıradan insanların günlük hayatlarını..11 öykünün hepsinde de durum öykücülüğünün başarılı örneklerini gördüm diyebilirim.Olaylardan çok hisse odaklanıyorsunuz ister istemez.Tüm bu sıradanlıkları,huzursuz ve tekinsiz bir atmosferde okuyorsunuz ki neredeyse her biri kısa bir film haline geliyor. İncik,Bu Gemiler Nereye Gidiyor,Cebeci’de talebeler,Evin Anahtarı,Bakanlıkta memurlar,Ben ve Gulyabani,Tanrımıza Hamd Olsun,Ref,Truvalı Voleybolcular,Tampere ve Ayrılık Davetiyesi öykülerini barındırıyor içerisinde. En çok etkilendiğim öykülerin başında kitaba ismini veren Ben ve Gulyabani geldi.Yaşıtlarından daha iri,oynadıkları basketbol takımında oyun oynamak dışında her türlü işi yapan ve herkesin Gulyabani ismini taktığı,kimsenin farkında olmadığı Ümit ile anlatıcımızın karşılaşmasıyla başlıyor hikaye.Çocukluk zamanlarının acı izleri,geçmişle hesaplaşma,zamanın geçişi,yalnızlık,yaşlılık gibi temaların ince ince işlendiği etkileyici bir öyküydü. Ref,beni etkileyen hikayelerden biri daha.Refika yani..Yıllar önce öğrenci eylemlerinin birinde öldürülmüş ve ‘Ödeşme hakkı’yla kendisini öldürenlerle eşit şartlarda karşılaşmak ve ödeşmek için dönmüş.Ne diyeyim?Umarım yüzleşirsin ödeşmen gerekenlerle Refika! Cebeci’de talebeler,Evin Anahtarı,Bakanlıkta memurlar gibi Ankara’da geçen hikayelerse beni o sokaklara,öğrencilik zamanlarıma götürdü,o günleri
Ben ve GulyabaniNesimi Yetik · A7 Kitap · 202510 okunma
8/10
·88 syf.··
Beğendi
·
2026 14. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 03 Mayıs 2026 16:14
Fransız edebiyatının en cesur ve özgün seslerinden #MargueriteDuras ‘tan #ModeratoCantabile kitabını severek okudum. Kitaba adını veren; Moderato, orta tempoda, Cantabile ise ezgili demek. Aslında anlatılan hikayenin ritmini ve yapısını belirtir. Bir piyano sonatı gibi bölümlere ayrılmış, bir parçadaki gibi tekrar eden ezgileri var; piyano dersi, şarap, rıhtım. Matmazel Giraud piyano hocası, Anne Desbaresdes’in oğluna her cuma piyano dersi veriyor. Anne Desbartes, Dış alım-satım ve Kıyı Dökümevleri Kurumu Yöneticisinin karısı, burjuva hayatının monotonluğunda sıkışmış bir kadın. Deniz Caddesi'nde oturuyor. Oğlunun varlığı karşısındaki şaşkınlığı ilk günden beri aynıydı. Bazen onu kafasında uydurduğunu, gerçek olmadığını düşünüyordu. Oğlan, öğretmeniyle Diabelli’nin bir parçasını çalışıyor. Bir gün çocuğun kendini bütünüyle verdiği bir ders esnasında matmazelin evinin hemen oradaki kahveciden gürültüler geldi. Çok uzun bir ses. Sesi duyup çıktıklarında kahvecide bir kadın cesedi, üzerine kapanan bir de sevgilisi vardı “Aşkım, aşkım…” diyen. Kalbine bir kurşun sıkılmıştı. Şüphesiz bir cinayetti. Bu olay Anne Desbartes’i çok etkiledi. Her gün o kahveye gitmeye başladı ve orada, o cinayete tanık olan işçi sınıfından Chauvin ile buluştu. Bir kadın için kahveye gitme gerekçesi bulmak çok zordu. Belki şarap, susamışlık. Bu noktada Anne Descartes’in mutsuzluğunu ve toplumsal sınıfından duyduğu sıkıntıyı çok net anlıyorsunuz. Bu genç adam ile şarap içti, o dramın kahramanı olan çiftin umutsuz aşkını düşündü. O aşkın öyküsünü yeniden kurguladılar. Tuhaf bir birliktelik oluştu aralarında. Kitabın sonunda aralarındaki veda aslında hiç başlamadan biten bir yasak aşk değil, Anne’nin o ölen kadının yerinde olmak için yanıp tutuştuğunu gösterir bize. Çünkü bu cinayet aslında aşkın en
Moderato CantabileMarguerite Duras · Can Yayınları · 1998273 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Puan vermedi
Geç kalmadan kazılsın tam bu akşam mezarım Takvimler bir gün bile sarkmasın nolursunuz Ben zaten bir ölüyüm sanmayın ki yaşarım Gömün beni çabucak siz de kurtulursunuz Garip doğdum ömrümce ben hep garip yaşadım Bir yanım hep eksikti hep kırıktı kanadım Mezar taşıma bile sakın yazmasın adım Üç gün sonra nasılsa siz de unutursunuz...
Şiirin MavisiZeynel Korkmaz · Ateş Yayınları · 20212 okunma
9/10
·448 syf.··
Beğendi
·
2026 23. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 03 Nisan 2026 00:00
Yazardan okuduğum ilk kitap oldu. Son zamanlarda yeni yazarlar keşfetmek beni mutlu ediyor. Okumaya bu kadar uzun bir ara verdiğim için pişmanlık duyuyorum. Sanırım son üç ayın en başarılı polisiye-gerilim romanını okudum. ​Kitabın tam anlamıyla bir korku atmosferi sunduğunu iddia edemem zira gece kapağını kapattığımda evde bir ürpertiyle dolaşmadım. Benim için gerçek bir gerilim romanı tam olarak bu hissi yaşatmalı. Ancak kitapta merak duygusu her an ön planda ve sürekliliğini koruyor. Hikayenin yarısından itibaren katilin kim olduğuna dair kesin bir karara varmıştım ama elbette ters köşe oldum. Eğer tahminim doğru çıksaydı ve olaylar o kişiye bağlansaydı kurgu benim için kusursuz olurdu. Yine de mevcut haliyle müthiş bir senaryo derinliği ve kurgu başarısı hissettiriyor. Müfettiş Frost ile terapist Frankie'nin bu hikayesini mutlaka okumalısınız. Kitapta birçok yazım yanlışı vardı bu arada şimdiye en çok yanlışla karşılaştığım kitap bu oldu sanırım bunu da belirtmiş oluyum. Psikoterapist Brian Freeman
1000Kitap
PsikoterapistBrian Freeman · Panama Yayıncılık · 2018633 okunma
9/10
·136 syf.··
2026 17. kitabı
"...Belki de senin doğduğun çağ, şu bolluk ve konfor dolu yıllar, büyük savaşlar ile artık üzerimize doğru gelen şeyler arasındaki bu dönem... belki de tüm bunlar birer... kazaydı. Bir sapma. Ya da zalimce bir şakaydı. Ya da...Bir mola yeri..." Karakterimiz Abe hasta babaannesini ziyarete etmek için yola çıkmıştı.Yolda bir benzin istasyonunda mola vermek istedi .Vermez olaydı.Başına akıl almaz şeyler geldi.Bu mola; Abe'yi bambaşka bir yola sürükledi aslında.Kendini tartmasını , geçmişi ve sevdiklerinin öğütlerini düşünmesini ve aslında hayattaki kötü gidişata kendi çapında bir dur demesini sağladı.Yani kırılmasını... Babaannesi; savaş görmüştü.Polonyada küçücük bir köyde büyümüş; Naziler ile Komünistler arasında sıkışıp kalmış ve kötülükler görmüştü.Şimdi Abe 'nin yaşadıkları neydi ki? Abe de güçlü olmalıydı , savaşmalıydı, en önemlisi gerçekten yaşadığını hissetmek için direksiyona kendisi geçmeliydi.Çünkü direksiyona biz geçmezsek daha kötü biri geçebilirdi...Kötülük başka başka şekillerde daima vardı, dün de bugün de... Bir oturuşta okunacak kadar sürükleyici ve bana yukarıda söylediklerimi hissettiren harika bir kitaptı.Öncelikle yetişkinler okumalı; zira argo sözcükler ile kan , böcek , yılan ve dehşet içeriyor. Daha evvel yazarın "Dehşet Apartmanı" isimli kitabını okumuştum.Tabi o daha uzun soluklu bir eserdi ama bu da kısa olup etkileyici bir kitaptı .Zaten 2024 yılı en iyi korku romanı ve 2025 yılı Bram Stoker Ödülü finalisti oluşu da başarısını ortaya koyuyor. Korku ve gerilim ile okuyucuya adeta ders veren ve yazıldığı dönemin siyasetini de eleştiren bir kitaptı.Ben çok sevdim.En çok da yazarın kitabın sonunda bu kitabı neden yazdığını anlatmasını sevdim ve son sözün son cümlesini... Tavsiye ederim... #alıntılar "Dinmiş, milliyetmiş, hepsi
Mola YeriNat Cassidy · Nox Yayınları · 2026106 okunma
8/10
·136 syf.··
Beğendi
·
2026 16. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 14 Mart 2026 16:05
“Hem halattayım, hem ölüyüm. Sadece birinin kutuyu açıp gerçek halimi görmesini bekliyorum.” Herkese merhaba Gerim gerim gerilerek okuduğum ‘Dehşet Apartmanı’nın yazarı @natcassidy ‘nin bir diğer kitabı Mola Yeri ile geldim bugün. Yolculuklarda sık sık benzin istasyonlarında durur musunuz? Buralar size ne ifade eder?İhtiyaç molası, içecek sıcak bir kahve, atıştırmalıklar..Tipik mola yeri,değil mi?Ne yazık, bu kitabı okuduktan sonra oralara masum bir gözle bakabilecek misiniz merak ediyorum! Benzinlikte verilen kısa bir mola ne kadar tehlikeli olabilir ki? Hastanede yatan büyükannesinin yanına girmek için yola çıkar Abe.Yol üzerinde sakin görünen bir benzin istasyonunda ihtiyaç gidermek, belki de birkaç atıştırmalık almak için durur.Bunda ne var ki?derdiğinizi duyar gibiyim..Önce bir karavan görür..plakası bir garip!Bir şeylerin-kötü bir şeylerin- habercisi olduğunu nerden bilebilirdi ki Abe! Abe tuvalete girdiği anda kapının üzerine kilitlenir ve her şey değişir. Şaka mı bu?! Maalesef değil!Sadece çok daha karanlık bir sürecin başlangıcı..Sıradan görünen bir durak, bedenen ve ruhen sınanılan bir yere nasıl dönüşebilir?Ve daha da önemlisi Abe oradan kurtulacak mı? Korkmaktan ziyade gerildiğimi hissettim.Kapalı bir mekanda geçiyor oluşu nefesimi sıkıştırdı.Mekan sadece bizi değil, karakteri de etkiliyor üstelik, Abe’in o içsel çatışmaları, kendiyle, ailesi ve çevresiyle, istek ve arzularıyla çatışmasını okumak da ayrı bir gerilim nedeniydi. Özellikle yaşadığı o yoğun çaresizlik hissi.Çaresizliğin çaresizliğim, öfken öfkemdi Abe! Her saniyesinde tetikte olacağınız bir gerilim hikayesi. Bir sürü cevaplanmamış sorularım vardı, mantığıma uymayan noktalar filan ama kimin umrunda?Gerildim mi evet! Fakaat özellikle yılan ve örümcek korkusu olanlar, kapalı alan korkusu ve
Mola YeriNat Cassidy · Nox Yayınları · 2026106 okunma