Bu iki katlı süreç vasıtasıyla ulus, kendi hakkındaki bilincini de gerçekleştirir. Bir ulusun kendi hakkındaki bilincinin, tıpkı her bireyin kendi soyut "ben"i hakkındaki bilincinde olduğu gibi, sadece soyut bir tasavvurdan, bir düşünceden ibaret olduğu hayal edilmemelidir. Ulusal ruh; faaliyet, eylem olarak ulusun kurumlarında yaşar. Bir ulusun ruhu tanınmak isteniyorsa, kurumlarında, devlet anayasasında, medeni toplumun kanunlarında, ailede, ailenin eğitim yönteminde ve genel eğitimde incelenebilir. Ancak bu kurumlar toplum üyelerinin yapıp etmelerinde yaşar ve kurumların lafzından ikincisi (eylemler) hakkında yalnızca eksik bir bilgi edinilir; onların ulusun tüm yaşamında nasıl işlediğini (gerçekliklerini) görmek ve deneyimlemek gerekir. Böylece ulusun kendisi de, ancak ulusal ruhun günlük ve anlık faaliyetinde kendisinin ne olduğunu, onu neyin bir ulus kıldığını deneyimleyebilir.