Televizyonda kendimin suçlu olduğunu gördüğüm yetmezmiş gibi bir de Gece'den fırça yiyordum. En ihtiyacım olduğu zamanlarda ailemden ve dostlarımdan yediğim darbeler artık kaldırması çok güçtü. Niye kaçmıyordum? Ben koşulsuz şartsız ne zaman güvenilecektim? Ne zaman sevilecektim? Ne zaman bulunduğum yeri gerçekten evim sanacaktım?
Issız, terkedilmiş kalenin arkasında kendini büyütmek zorunda kalmış Doğa ve o kaleyi yerle bir eden Ediz. Yerle bir etmekle kalmayıp tapusunu elinde tutan Ediz. Tapusunu eline almakla kalmayıp o arsanın üzerine merhem gibi gelen imar affıyla eski gecekonduları yıktıran Ediz.
Bilmiyorum belki bir gün ben de hayaller kuracak kadar zihnimdeki prangalardan kurtulurum. Bu başta zindanım olan dağ evinde Edizle yaşayabilir miyiz? Tüm acılarımızı birlikte silebilir miyiz? Bu masum düşlerimde de sırtımdan vurulmadan tekrar sevebilir miyim?