Bir devrin sonunun şahitleriyiz. Çok sancılı oldu benim açımdan ama bu romanı hem okumasıyla hem içeriğiyle tanımlayacak ilk kelime de budur o yüzden çok garipsemeyin lütfen. Her şeyden önce belirtmeliyim ki: Bu uzun serüvende Öznur sayesinde nice arkadaşlıklar edindim nice güzel sohbetlerden yüzümde bir sevinçle ayrıldım. Zor zamanlarımda hep benimleydiniz. Hepinize çok teşekkür ediyorum. İyi ki vardınız…
İncelemelerimde sevdiğim birkaç alıntı ve söze başvuracağım çünkü böyle komplike yazılmış kırılmadık duvar bırakmayan bir eseri anlatmaya benim kelime dağarcığım yetmeyebiliyor.
Elbette seni inciteceğim. Elbette beni inciteceksin. Elbette birbirimizi inciteceğiz. Ama bu varoluşun mutlak koşuludur. Bahar olmak, kışın riskini kabul etmek demektir. -Küçük Prens. Çok sevdiğim ve bu hikayeye çok uygun bulduğum bir alıntı. Çoğu yaşananın özeti gibi. Ne zorluklar atlattılar ihanetler olsun çatışmalar olsun. Birbirlerini kırdılar, anlaşmakta zorlandılar üzdüler, üzüldüler ama başlarına gelen her şeyi kabul ettiler ve neticesinde çözdüler. Birbirlerinin kurtuluşu.. baharı oldular..
Aşıkta akıl arama
Başını aşk yolunda vermiş adamdır o
Baş kalmayınca akıl kalır mı? -Mevlana
Evet belki ilk iki paragrafı okuyan yabancı fanları devamını getirmeyip likeı basıp geçerler diye bu şekilde bir girişi bitirdiysek artık gerçek düşüncelerime geçiyorum. Ama üstteki yazdığım tek doğru cümle alıntıların ve sözlerin kitaba uygun olacığıydı. Ha bir de sancılı oluşu.
Neyse şu sözün güzelliğine bakın ama koca Mevlana nerden bilsin 21. yüzyılda Öznur’un kaleminden çıkacak böylesine hastalıklı bir ikiliyi. Aşkta akıl arama ama bu salaklarda en ufak kırıntısına rastlayacağını düşünene acırım acır en çok da kendime. Kafa yok ki versinler de aşk yoluna baş koysunlar. Derdiniz ne sizin? Evet