ÖMER CAN KOÇ

Sokrat'a sorarlar '' Üzülmemeyi nasıl başarıyorsun?'' .Cevabı şu olur '' Kaybettiğim takdirde üzüntüsünü çekeceğim şeyleri elde etmiyorum''.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.

ÖMER CAN KOÇ

, bir kitap okudu
10/10
·186 syf.·
Beğendi
·
5 günde okudu
·
2018 32. kitabı
José Mauro de Vasconcelos
8.8/10 · 275,5bin okunma
ARAFTAKİLER
6/10
·224 syf.··
2018 31. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 10 Kasım 2018 13:55
Kahramanımız Doppler'in hikayesi devam ediyor. İlk kitap kadar sürükleyici değil. Belden aşağı laflar çok. Doppler ormanda geçirdiği üç sene sonrasında evine dönmek ister. Geldiğinde beyaz evi maviye boyanmıştır. Posta kutusunda başka bir adamın ismi yazılıdır. Yani karsı ve çocukları başka bir adamla yaşamaktadır. Doppler evin bahçesindeki ağaçta yaşamaya başlar. Gündüzleri ise eve girer ve karısının sevgilisini evden attırana kadar entrikalar çevirir. Adam gidince de hiç bir şey olmamış gibi evine döner. Ailesi entrikalardan habersiz olduğu için onu kabul ederler. Ama bir sorun vardır. Doppler 3 senedir yabani bir hayat yaşamaktadır. Modern hayata kanalize olamaz. Çalışmaz, çocuklarının sorunlarını anlayamaz. Para kazanmaz ve sorumluluklarından kaçar. Miskindir. Bir de bunun üstüne yeni tanıştığı bir adamın kıyamet senoryolarına kapılır. Evdeki eşyaları sokağın ortasında yakarak bunlardan kurtulun bunlar prangalarınız der. Ailesinin sabrı taşmıştır. Doppler'i istemezler. Doppler sokaklarda yaşar dilencilik eder ve çingenelerle kalmaya başlar. Ama oradan da kovulur. Doppler'in kafası karışık ve perişan bir vaziyettedir.Bir vesileyle Danimarka'ya gider ve orada hayata tutunur. Aşçılık yapmaktadır. İşleri iyiye gitmekteyken bir porno yapımcısı ona bir teklifte bulunur. Doppler porno sektöründe hızla yükselir ve parası ve popüleritesi artar. Bu seferde sağlığından olur. Tekrar Norveç'e döner. Ailesi tarafından yine kabul görmez. Ve tekrar ormana döner. Ormanda daha önceden tanıştığı bir çingene ile evlenir. Artık bir kulübesi , bir kadını ve ektiği sebzelerden gelen bir yiyeceği vardır. Hikaye bu, şimdi yoruma geçelim. Yazarımız Erlend Lee bize kafası karışık bir adam tasvir ediyor. İlk kitabında modern hayattan bunalmış bir adam işini gücünü bırakıp doğada 3 yıl
Bildiğimiz Dünyanın SonuErlend Loe · Yapı Kredi Yayınları · 20242,051 okunma

ÖMER CAN KOÇ

, bir kitap okudu
6/10
·224 syf.··
4 günde okudu
·
Okunma: 10 Kasım 2018 13:55
·
2018 31. kitabı
Erlend Loe
6.7/10 · 2.051 okunma
Ne güzel ÖĞRETMENSİN SEN 🙂 “Üzmüşler çocuğu, diğer çocuklar. “Senin baban çöpçü, sen de pis kokuyorsun” demişler. Vicdan duygusu tam gelişmemiştir okul öncesi çocuklarında. Zaman zaman böyle acımasız olabilirler. Kırmışlar yavrucağın kalbini. Konuştum babayla. Çok üzüldü, çocuğunun üzülmesine. Dağ gibi adam gözyaşlarını ilk kez akıttı gözlerinden belki de. “Üzülmek yetmez dedim, bir planım var. Dahil olur musun?” Kabul etti seve seve. “Pis ülke” oyunu oynattım çocuklara bir gün. Türetilmiş (uydurma) bir oyun. Ne bulduysak attık yerlere. Bu arada “kötü koku spreyi” sıktık sınıfa, çocuklar görmeden tabi. Birazdan sınıf dayanılmaz bir kokuya karıştı. Dedim niye böyle oldu? Dediler öğretmenim çöplerden, pislikten. Durun dedim, bakın kapıya, biri gelecek, kurtaracak bizi bu pislikten, kokudan, büyüleniyor sanki. Bak bak bitiremiyorlar. 1.90 boy. Heybetli mi heybetli çöpçümüz. Başlıyor hemen temizliğe. Bende pencereleri açıyorum hemen. Temiz hava nüfuz edince etkisini kaybediyor kötü koku spreyi. Yardımcı öğretmenimiz de yasemin kokulu oda spreyini sıkıyor birkaç fıs. Çocukların gözü bizi görmüyor zaten. Ama içlerine doluyor mis gibi çiçek kokusu. Sonra yarım ay düzeninde oturuyoruz çöpçünün karşısına. Konuşuyor prova ettiğimiz gibi. “Çöpçüyüm ben” diyor. “Siz sabahları uyurken daha, ya da gece yarısı mahallenizin çöplerini topluyorum. Arkadaşlarım da var. Onlar da topluyor. Çöpler toplanmasa sokaklardan, her yer bugün sınıfınızın koktuğu gibi kokar. Çöpçülük zordur çocuklar. Çok zor iştir.” Anlatıyor uzatmadan. Kısa, öz, keskin. Anlattıkça daha da büyüyor adam. Nasıl dinliyorlar anlatamam. Gözlerini hiç ayırmadan. Hele oğlu. Gurur duyuyor babasıyla ve her sözünde hayran oluyor ona. O bakışa ömür verilir inanın bana. Sonra fotoğraf çektiriyoruz hepimiz kahramanımızla.