Ansızın, kurnazlığı falan bir tarafa bırakıp kalbinin sesini dinlemeye karar veriverdi. İnsan, çaresiz hissettiği zaman çok akıllıca işler yapabilir. Ki akıllı olmak kalpten olmak demektir; kurnazlıkla bir alakası yoktur.
Her ne kadar bunu kabul etmeye yanaşmasalarda insanlar kazanmayı sevmiyordu aslında... çünkü eğer kazanmaya devam ederlerse önünde sonunda başka şeyler üzerine yaşam ve ölüm gibi şeyler üzerine düşünmek zorunda kalıyorlardı
yazmakla suçlanabilir miydi? Bir insanın anıları ‘dost' ya da düşman' olabilir miydi? Anılar geçmişte yaşanmış olaylardı ve bugünü anlatmıyordu. Anılar, geçmişteki olayların olduğu gibi yazılmasıydı.
Küçük çocuklar büyüklerin her şeyi çok iyi bildiklerini, çok akılli ve her zaman da haklı olduklarını sanırlar. Ama biraz büyüyünce bunun pek doğru olmadığını anlarlar.