Küçük çocuklar büyüklerin her şeyi çok iyi bildiklerini, çok akılli ve her zaman da haklı olduklarını sanırlar. Ama biraz büyüyünce bunun pek doğru olmadığını anlarlar.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Yaşamakta oldukları güzel hayatı, böyle bir yağmurun hiç önemi olmayan, insanların temiz, berrak sularda yüzdüğü, şartların, eğlencelerin bambaşka olduğu, ana-babaların çocuklarını daha başka yetiştirdikleri, onlarla daha başka ilgilendikleri bir hayatı almışlardı onlardan.. Zarife bunu unutamıyor, bunun için ağlıyor olmalıydı.
Bir keresinde, kardan tıkanan yolları açmak için durup dinlenmeden tam kırk sekiz saat çalışmış, geceleyin önlerini bir lokomotifin farlarıyla aydınlatmışlardı. Kar dinmek bilmiyor, yine dinmek bilmeyen rüzgâr, onlar yolun bir yanını açarken öbür yanını karla dolduruyordu. Soğuk desen, iliklerine işliyordu insanın. Yüzleri gözleri şişmiş, mosmor olmuştu. Arada bir soluk almak, biraz ısınmak için lokomotife çıkıp birkaç dakika kalıyor, sonra yine dönüyorlardı Sarı-Özek’in o sonu gelmez, berbat işine. Bir ara lokomotif bile tekerleklerinin yukarısına kadar kara gömüldü. Onlarla beraber çalışan üç yeni işçi, o gece Sarı-Özek’e lanetler okuyarak, küfürler savurarak işi bıraktılar. “Tutsak miyiz biz! Tutsaklara bile dinlenme, yatma izni verilir!” demişler, sabahleyin de bir trene binip gitmişlerdi. Giderken ‘Allahaismarladık' yerine onlara :
- Ne hâliniz varsa görün, aptallar, çılgınlar!' diye bağırmışlardı.
Bu yeni işçilerin Kazangap'la Yedigey’e küfredip gitmelerinin sebebi yalnız karla boğuşmaları değildi. Kavga etmişlerdi. Gece yarısı artık çalışamaz durumdaydılar. Kar durmadan yağıyor, rüzgâr savuruyor ve kudurmuş bir köpek gibi saldırıyordu işçilerin üzerine. Başlarını sokabilecekleri bir yer yoktu. Lokomotifin farları bile yetmiyordu önlerini aydınlatmaya. Çünkü lokomotiften çıkan buhar bir sis oluşturuyor ve önlerini göstermiyordu. Üç yeni işçi çekip gidince işler Kazangap'la ikisine kalmıştı. Onlar da iki deveyi bir kızağa koşarak taşımaya başladılar yığılan karları. Ama hayvanlar da donuyor, o göz açtırmayan tipide yürüyemiyorlardı. Yolun iki yanında kar develerin göğsüne kadar yükselmişti. Kazangap önde giderek hayvanları çekiyor, Yedigey ise arkadan kamçısını sallayarak onları gayrete getiriyordu. Böylece gece yarısını ettiler. Develer kara saplanıp kalıyor,