Her gün harı az biraz daha söner acının. Sonra incecik bir duman tütmeye başlar, ki o da rüzgarda savrulur gider. Ölüm acısı unutulur. Aşk acısı haydi haydi unutulur.
Sırdaş olmak kadar önemliydi birlikte suskun ya da birlikte durgun olabilmek. Bizim gibi derdi bol, yükü ağır çocukların düşünceye daldığında, birinin ötekine, sürekli neyin var, canın neye sıkılıyor, bir şeye mi gücendin diye sormaması! Birbirini sürekli eğlendirmeye, hoş eylemeye çalışmaması!
Hiçleşmek mi ölüm?
Bir diyardan diğerine göç mü yoksa?
Ruh uçuşlarının yönü belli mi?
Ayasofya’nın damından havalanınca Ruhban Dağı’na uçan keşişlerinkine benzer mi son yolculuk?
Zaman katmanlarının ötesinde bir bekleyenimiz var mı?