Kadir

Ulukepez Hüdhüd'e Filler Sultanı der ki:
"Borazanlar, televizyonlar, gazeteler, romanlar, özellikle karıncayı fil yapma okulundan çıkan aydınlar asıl bundan böyle işe yarayacaklar. Karınca uluslarının artık hiçbir ışıkları kalmadı. Umutsuzluk tutsaklığın gıdasıdır. Umutsuzluk köleliğin anasıdır. Umutsuzluk yüreğin yıkımıdır. Umutsuzluğu körükleyeceğiz. Yıl on iki ay, gece gündüz karıncaları fil etme okulundan çıkma aydınlar, radyonun, televizyonun, gazetelerin başına geçecekler, durmadan durmadan umutsuzluğu söyleyecekler."
Sayfa 192·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam
"Kırmızı sakallı topal karıncayı bulacağız. Ölmüşse ölüsünü sultanımıza getireceğiz. Sonra da ölüsünü karıncalar ülkesinin orta yerine asacağız. Bu işte bize öteki karıncaların hor gördükleri sarıca karıncalar yardım edecekler." "Ancak hor görülenler, zayıf olanlar, hırslılar, karıncalıktan çıkmış olanlardır ki soylarına hainlik ederler. Bu sarıcalar nasıl yaratıklardır?" diye sordu sultan. "Bir görsen onları sultanımız" dedi hüdhüdler başı, "bir görsen, bir sarı bir sarı ki onlar, saydam gibi bir şey, karınca ama karıncaya hiç benzemiyorlar. Bir de tembeller ki..." "Tembel olmaları daha iyi," dedi sultan. "Daha çok işimize yararlar. Bir parça buğdaya, bir böcek parçasına bize kul köle olurlar." "Bulsalar bulsalar, kırmızı sakallının izini sarıca karıncalar bulurlar bize." "Al getir onları buraya."
Sayfa 56·Kitabı okudu
"... Bu kişiler, öfkeyi kontrolsüzce sergilemeyi ve öfkeye boyun eğmeyi cesaret ve erkeklik olarak görürler. Onlardan biri şöyle der: 'Ben, hile ve kandırmaya asla katlanmam ve kimsenin bana yaptığı bir yanlışı örtmem.' Bunun anlamı aslında şudur: 'Bende akıl ve sabır yok."
Sayfa 21·Kitabı okudu
"Öfkeden sakın, çünkü seni özür dilemenin küçüklüğüne düşürür."
Sayfa 16·Kitabı okudu
8/10
·84 syf.··
2026 1. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 04 Ocak 2026 01:51
Kısa kısa öykülerden oluşan bir kitap. Çarçabuk ve keyifle okunuyor. Fakat Tolstoy okurken hissettiğim gibi hissettim. Bazı hikayelerin yarım kaldığını düşünüyorum ve devamını merak ettiren ya da "eee peki sonra n'oldu?" dedirten cinsten hikayeler vardı. Bir yere bağlanmalarını bekliyor tabi insan. Belki de yazar kafasında bağlıyordur ama biz okurlar sanırım ekseriyetle ben gibi düşünüyoruzdur.  Yasemin Seven Erangin "Zümrüt" başlıklı hikaye ise beni en çok etkileyen kısım oldu. Hayatın çok içinden ve karşılaşmak istemeyeceğimiz cinsten bir hikaye. Toplamında, kalemine sağlık.
Edebiyat
Delikli Tencereler de İsyan Eder Yasemin Seven Erangin · Vizyoner Yayıncılık · 20221 okunma
Reklam