ad hominem: Bir tartışma sırasında ileri sürülen bir argümana karşı argümanla cevap vermek yerine karşıdaki kişinin kişisel özelliklerine saldırmak, işi şahsileştirmektir. Türkçe'de buna "mantıksal safsata" da denir.
Günahkârların güçlendiğini, işlerinin yolunda gittiğini gördüğünüzde korkmayın ey adil olanlar! Onlarla yoldaş olmayın, onların zulmünden uzak durun, çünkü siz göğün topluluklarıyla dost olacaksınız!
"Borazanlar, televizyonlar, gazeteler, romanlar, özellikle karıncayı fil yapma okulundan çıkan aydınlar asıl bundan böyle işe yarayacaklar. Karınca uluslarının artık hiçbir ışıkları kalmadı. Umutsuzluk tutsaklığın gıdasıdır. Umutsuzluk köleliğin anasıdır. Umutsuzluk yüreğin yıkımıdır. Umutsuzluğu körükleyeceğiz. Yıl on iki ay, gece gündüz karıncaları fil etme okulundan çıkma aydınlar, radyonun, televizyonun, gazetelerin başına geçecekler, durmadan durmadan umutsuzluğu söyleyecekler."
"Kırmızı sakallı topal karıncayı bulacağız. Ölmüşse ölüsünü sultanımıza getireceğiz. Sonra da ölüsünü karıncalar ülkesinin orta yerine asacağız. Bu işte bize öteki karıncaların hor gördükleri sarıca karıncalar yardım edecekler."
"Ancak hor görülenler, zayıf olanlar, hırslılar, karıncalıktan çıkmış olanlardır ki soylarına hainlik ederler. Bu sarıcalar nasıl yaratıklardır?" diye sordu sultan. "Bir görsen onları sultanımız" dedi hüdhüdler başı, "bir görsen, bir sarı bir sarı ki onlar, saydam gibi bir şey, karınca ama karıncaya hiç benzemiyorlar. Bir de tembeller ki..."
"Tembel olmaları daha iyi," dedi sultan. "Daha çok işimize yararlar. Bir parça buğdaya, bir böcek parçasına bize kul köle olurlar."
"Bulsalar bulsalar, kırmızı sakallının izini sarıca karıncalar bulurlar bize."
"Al getir onları buraya."