Konudan konuya atlamak denilince de ben (:
Misafir-Sin I (İşaret V) Sindirimi biraz zorlayıcı ve zaman alıcı olduğundan biraz ara vermiştim. Çok lezzetli bilgileri var, yemek için sabırsızlık yaratsa da sadece okuyup geçmek için okumak istemiyorum: Açgözlülüğün de bir sınırı olmalı. (: Açtığım arayı kapatmanın vakti geldi. Bu sefer nasıl bir farkındalık katacak? Bir sonraki kitapta neler olabileceğini artık tahmin bile edemiyorum. Çünkü kaldığım yerde yükseklik korkum dahi oluşmaya başlamıştı: Yetişememiştim. Ve öğrendiklerimin zorlayıcı tarafıyla da yüzleşmiştim. Gerçekten bazı şeyleri kaldırmak çok zordu: Sadece bilmekle yetinebiliyorsanız size zor gelmez. Ama kendinize ve yaşamınıza katma prensibiniz varsa zorlayıcı yanı orada çünkü her şeyi paramparça edip darmadağın hâle getirdi. Bir yandan eskisinden daha iyi bir oluşum yapmak için fırsatken öbür yandan hiçlik ve kaybolmuşluk hissi de veriyor. Ya da kafayı yiyebilecek hissi. Çünkü kaldırmanın zorluğu burası. Sakinlikle, yavaş yavaş, sağlam ve bir şeylerden eminlik sağlayarak gidilmesi lazım. Bu mesela altyapısı olmayan ya da altyapı oluşturmamış insanların dördüncü gözü açılmadan önce üçüncünün açılması gibi: Zihni ya da yüreği pislik içindeyse gözü ne görür sizce? Veya çocuk kadar saf olmadan bir şekilde açarsa nereyi görecek? Kılavuzunu okumadan kullanmaya çalışması yanlış düğmeyle basmasıyla başına ne açabilir? Veya bazı çocuklar da köprü görevi görebilirken siz bilmeden onları nasıl yönlendireceksiniz? Korkmamalarını ya da anormal olmadığını nasıl sağlayacaksınız? Kaçık, büyücü, içine cin girdi muamelesi yapıp üç buçuk atmanızla birlikte ona da üç buçuk attırmanız en olası. Günümüzdeki çoğu çocuk, yetişkinlerden daha yüksek idrakli ama doğru düzgün yönlendirilme sağlanmıyor ve o yüksek enerjiler akmadığı için depresyona ya da başka şeylere meyilleniyor. Nasıl
1000Kitap
Bölüm 1
Yeryüzüne indirildim... Oyun oynarken birden yağmur atıştırmaya başladı. Bir çardağın altına saklandık. Sanki yağmur yağarken susmamız yazısız bir kuralmış gibi bir anda kesildi sesimiz, sessizce izlemeye başladık ve yağmurun huzur veren sesini dinledik. Toprak çok güzel kokuyordu. O anımın hayatımın en güzel anlarından birini olduğunu bilsem yağmurun daha fazla yağmasını isterdim tabi ama bir an önce bitmesini bekledik oyunumuza devam etmek için. Böyle bir girişle romantik bir özlemci olduğumu düşünebilirsiniz. Bu arada özlemci şu an geldi aklıma. Bunu da ben eklemiş olayım Türkçe'mize. Yazarlarla zenginleşirmiş dil. Tabi o dili öğrenenler için bu kadar farklı anlamı anlamaya çalışmak zor olsa da. Hiç bir şey yapasım yok şu aralar ama arayış içindeyim. Ben kimim buraya gelmeden önce hayatımı nasıl planladım. Hangi yollardan geçmeliyim kendimi nasıl bulmalıyım. Buraya takılmış olabilirsiniz. 'Nereye gelmeden önce' buraya işte, Dünya'ya. Artık anlamış olmanız lazım, ya da hayır burada bu kadar keskin konuşup kendimi küçük düşürmek istemem. Benim anladığım kadarıyla diyelim. Anlamaya çalışmayın benim anladığım kadarıyla diyelim. Yazdım çizdim hayal ettim sazla sözden ibarettim arkamı dödüm emanet ettim anlayamadın ya. Nedense bu şarkı şarkı sözünü yazmak geldi içimden. Dur gitme adamın birinin aklına bir şeyler gelmiş yazmış bende okuyorum diye düşünme. Şu an tam olarak bir arayış içindeyiz. Sen artık gelecektesin ben geçmişte senin yazdıkalrını okuyorum aynı anda değiliz diye düşünme. Tam da aynı andayız. Zaman diye bir şey yok. Evet bunu deneyimledim onun için keskin bir şekilde yazıyorum. Çok zor olmuştu. İlk başlarda çok güzeldi 'bilmek' ne kadar yüzeysel olduğumu hatırlıyorum daha önce. Hatırlamak ve geçmişi hala şimdideki gibi yaşamak öyle güzel bir duyguydu
Duygu ve Düşünce
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Güç, Servet ve Mahremiyet: Küresel Siyaset Sosyolojisinde Nüfuz Ticareti ve Akraba Kayırmacılığı İnsanlık tarihi, gücün doğası ile o gücü elinde bulunduran odakların mülkiyet ilişkileri arasındaki gerilimin tarihidir. Güç, yapısı gereği merkezîleşme ve etrafında korunaklı bir elit tabaka yaratma eğilimindedir. Siyasi otoritenin, toplumsal kaynakları dağıtma yetkisini elinde bulundurması, iktidar sahiplerinin yakın çevreleri, hısımları ve çocukları için her dönemde doğal bir ekonomik cazibe merkezi doğurmuştur. Farklı coğrafyalarda, değişen rejimlerde ve hatta yüzyıllar arasında bile bu temel rasyonalite değişmemiştir. Doğu’dan Batı’ya, gelişmekte olan demokrasilerden kurumsallaşmasını tamamladığını iddia eden modern devletlere kadar, "güce yakın olanın kaynaktan pay alması" olgusu evrensel bir insan tabiatı ve sistem zaafı olarak karşımıza çıkmaktadır. Türkiye’nin yüz yıllık siyasi geçmişinden modern Amerikan demokrasisinin güncel krizlerine kadar uzanan süreç, bu evrensel kuralın yapısal mekanizmalarını incelemek adına zengin bir zemin sunmaktadır. Kamusal figürlerin ve onların ailelerinin özel hayat sınırları, demokratik ve hukuki toplumlarda sıradan vatandaşlara kıyasla her zaman daha esnek bir zeminde tartışılmıştır. Siyasetçilerin, üst düzey yöneticilerin veya popüler kültür ikonlarının attığı adımlar, şeffaflık ilkesi gereği kamuoyunun incelemesine ve eleştirisine açıktır. Ancak bu esneklik, bireysel mahremiyet haklarının tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmemektedir. Bireylerin rızaya dayalı özel yaşam tercihleri, cinsel yönelimleri veya sağlık durumları, toplumsal bir zarara ya da kamusal bir suç unsuruna yol açmadığı müddetçe en temel insan haklarından biri olan özel hayatın gizliliği kapsamında korunmalıdır. Dijital çağın getirdiği dönüşümle birlikte,
Sosyoloji
İnsan doğası ve güce yakın olma arzusu her coğrafyada aynı anomalileri doğuruyor. Batı dünyasında bu durumun sadece Trump ile sınırlı olduğunu düşünmek büyük bir yanılgı olur; Trump sadece bunu en pervasız, en göz önünde ve "kuralları esneterek" yapan uç bir sembol. Joe Biden’ın oğlu Hunter Biden, Batı demokrasilerinde "kuralların arkasından dolanmanın" en güncel ve en skandal örneklerinden biridir. Ukrayna ve Çin Bağlantıları: Babası başkan yardımcısıyken, Hunter Biden’ın enerji sektöründe hiçbir tecrübesi olmamasına rağmen Ukraynalı enerji şirketi Burisma'nın yönetim kuruluna girip ayda on binlerce dolar maaş alması, Çinli yatırım fonlarıyla şaibeli ortaklıklar kurması tam bir "nüfuz ticareti" örneğiydi. Yargı Süreci: Hunter Biden en sonunda federal mahkemelerde vergi kaçırma ve yasa dışı silah edinme gibi suçlardan mahkum oldu. Bu dava, Batı'daki "Nepo Baby" ağının en tepesindekilerin bile nasıl bir koruma kalkanı altında iş yürüttüğünü tüm dünyaya izletti. Fransa’da eski Başbakan ve Cumhurbaşkanı adayı François Fillon’un 2017'de patlak veren skandalı, Avrupa'daki aile içi fon aktarımının en somut kanıtıydı. Hayali Danışmanlık: Fillon’un, eşi Penelope Fillon’u yıllarca kendi meclis danışmanı olarak göstertip devlet bütçesinden yaklaşık 1 milyon Euro maaş ödettiği, ancak eşinin aslında hiçbir gün bile danışmanlık yapmadığı, yani tamamen "hayali istihdam" sağlandığı ortaya çıktı. Fillon bu sahtekarlık yüzünden hapis ve siyasetten men cezası aldı, kariyeri bitti. Avrupa'nın göbeğinde, Brüksel'de patlak veren bu rüşvet skandalı, sistemin lobicilik adı altında nasıl çürüdüğünü gösterdi. Avrupa Parlamentosu Başkan Yardımcısı Eva Kaili ve yakın çevresinin evlerinde, Katar ve Fas hükümetleri lehine kararlar çıkartmak karşılığında valizler dolusu nakit euro ele
1000Kitap
SELİM GÜRBÜZER KİTAPLARI-KDY
GÜNEŞ DOĞUDAN DOĞAR Orta Asya’dan Nizam-ı Âlem’e SELİM GÜRBÜZER Uzun yıllar uğraşı sonucu oluşan Güneş Doğudan Doğar adlı eserim 2022 yılının son aylarında Kitap Yurdu Doğrudan Yayıncılıktan (KDY) okuyucuyla buluşup, yayımlanan eserim 9 ayrı bölümden oluşmakta. Ve bu eser 454 sayfa hacimlidir. Kitabın önsözünde şu ifadelere yer verdim: “Allah-ü Teâlâ ve Tekaddes Hazretlerine sonsuz hamdu senalar, Resul-i Ekrem Efendimiz (s.a.v)’e salat ve selam olsun. Eser incelendiğinde Orta Asya’dan başlayan bu kutlu yolun Balkanlar’a uzandığını, oradan da Viyana kapılarına kadar uzandığını görürüz. Orta Asya’dan başlayan bu koşunun hem maddi hem de manevi cephesini okuyucuya ilginç geleceğini umduğum bir üslup çerçevesinde dikkatinize sunmaya çalıştığım görülecektir. Tabii ki, bu uzun soluklu koşuyu bir solukta anlatmanın mümkün olmadığının idrakiyle ortaya karınca kararınca ne koyabilirsek buna da şükretmemiz gerekecektir. Hem nasıl şükretmeyelim ki, hele bilhassa tarihi süreç içerisinde Başbuğu Hakanlara ışık saçan Gönül Sultanlarının manevi tasarruf ve sohbet iklimi altında bu eseri kaleme almanın hazzını almak bile başlı başına bizim için büyük bir nimet olsa gerektir.. Bu nedenledir ki eserin hazırlanmasında yaklaşık 10 yıllık bir süre içerisinde büyük bir titizlikle defalarca gözden geçirip olgunlaştığına kanaat getirdiğim noktada 2022 yılın son ayı itibariyle vira bismillah deyip siz değerli okuyucularımın beğenisine sunmuş durumdayım. Oldu ya, şayet anlatılması gereken gözden kaçan hususlara değinmeyip ya da anlatımlarımızda sürçülisan babından hatalarımız olduysa da şimdiden okuyuculardan bizleri mazur görmelerini dilerim. Her ne kadar Orta Asya’dan Nizam-ı âleme giden yolun tarihi akış çerçevesini tam
Gerçeklerde biraz (: Yok kendime dahi torpil yok.
Yaşarken olenler, olmüşken yaşayanlar, oldüğü için ölenler... Hayatımda sevdiğim tek tük insan vardı. Toprağa dönüştüler. Şerefsize dönüşenlere bir şey olmadı. Ya yaşarlarken ya da olmüşlerken kaybettim. Sevdiklerim olarak kaybettim ama asıl kaybeden o yaşayanlardı ama oldükleri için umrumda değiller ve o yüzden kayıp ya da kazanç olayına bile değinmiyorum. Daha küçük acılarda omurgasını yamultanları affetmeyeceğim. Onlar da kendini affetmesin. Ya da pek bir şeye maruz kalmadan çok şeye maruz bırakanları. Hayatın zorlaştırıcılığında rol oynayan herkes suçlu. Ve affetmiyorum. Bugün affetmeyen tarafındayım. Büyük oldukları için hürmet beklerken büyük gibi davranmayanlara ise öfkem de var. Yaşınız aşağılık oluşunuzu örtememiş. İğrenç oluşunuzu kapatmamış ne saygısı? Beni ölünce beni yiyecek olan kurtçuklara dahi saygıyla yaklaşırken onlar bir kurtçuk seviyesinde bile değil. Ne saygısı cidden? Acizlik ve pştluk saygı duyma algıma girmiyor. İnsan o yaşına kadar hiç mi kendini sorgulamaz, hiç mi kendini adam etmeye çalışmaz, hiç mi bir şeyleri düzeltmeyi düşünmez? B.k yemeye başlayıp nefeslenmeye dahi fırsat bırakmamışlar. B.k havuzu olup yaşlarından ötürü, sadece yaşlarından ötürü böbürlenerek yürüyorlar. Büyümek gerçekten saygıya baksaydı çoğu insan Dünyaya geldiği ilk andaki haliyle kalırdı. Bu senin emeğinle ya da çabanla hak etmiş olduğun bir şey değil. Ne saygısı? Benden fazlaca gün yaşamışsın. Ona rağmen bir halta yaramamış. Ne saygısı? Saygıya da basit gözüyle bakıyorsunuz: Yaşla sınırlandırılması ya da yaşın içinde olması basitliğini gösteriyor. Ezberden bozma hiçbir şeye saygım yok. Ağlayarak amel defterlerine yazabilirler. Layıkıyla olamamış olduğunuz hiçbir şeye saygı duymam ben. Mesafeden ikinci çoğulla konuşurum, saygıdan değil. Siz de aslında hak etmediğinizi
Duygu ve Düşünce