Çoğu kez seferde yeniçeriye at verilir, çoğu dönüşte atı satar, parayı onu on bire faize verir. Ocakta sefer zamanında İstanbul'da ihtiyar korucu (polis) adıyla kalan yeniçeriler, zamanla çok artmıştır. II. Selim (1566-1574) zamanında ancak 400 korucu İstanbul'da kalıyordu. Korucu adıyla kalanlar oda beklemez ulûfeyi bırakıp pazarda kazanç peşinde dolaşırlar. Yüksek gündelik, 24 akça verilen koruculuk eskiden yalnız sanat sahiplerine verilirdi. Şimdi, diye yazar ekler, rüşvetle yedekci adıyla İstanbul'da kalanların sayısı iki üç bini bulmuştur. Birçok yeniçeri, beylerin paşaların hizmetindedir. Donanma hizmetine verilen yeniçerilere zifci denir; yedekciler gibi onlar da bu hizmette kalmaz, ocak dışı şahısların hizmetine gider yahut esnafa katılırlar.
Sayfa 145 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Sırf üzerime gelmeyi bıraksın diye dalga geçercesine ondan istediğim yüz on üç katlı gökdelene bakıyordum.Ondan İtalya'da yüz on üç katlı bir gökdelen isterken ciddi değildim.Bundan yola çıkarak bana İtalya'da gerçekten bir gökdelen alacağını hayal dahi edemezdim.Üstelik şehrin göbeğindeydi.
Sejanus idam edildi ve cesedi Utanç Merdiveni'nden atıldı; halk onun cesedini üç gün boyunca hırpaladı. Cesedin boğazına kanca geçirilerek Tiber'e atılmasının zamanı geldiğinde, kafatası çoktan Halk Hamamları'na götürülmüş ve top niyetine kullanılmıştı; gövdeden de geriye sadece yarısı kalmıştı. Roma sokakları ayrıca sayısız heykelin kırılmış ve ortalığa saçılmış kol ve bacaklarıyla da darmadağınıktı.
Sejanus'un Apicata'dan olan çocukları da idam edildiler. Sejanus'un reşit bir oğlu, reşit olmayan bir oğlu, bir de oğlum Drusillus'la nişanlanmış kızı vardı - bu kız şimdi on dört yaşındaydı. Reşit olmayan çocuğun idam edilmesi kanunen yasak olduğundan, İç Savaş'taki bir uygulamayı benimseyerek ona erkek togası giydirdiler. Kızın bakire olması, idam edilmesini kanunen daha da sorunlu kılıyordu. Bir bakirenin sırf babasının kızı olduğu için idam edildiği görülmemişti. Kız hapishaneye götürülürken durumu anlayamayıp "Beni hapse atmayın! İsterseniz kırbaçlayın, bir daha yapmam! " diye bağırdı. Çocukça bir kabahat işlediği ve vicdanının rahatsız olduğu belliydi. Kızın bakireyken idam edilmesinin Roma'ya uğursuzluk getireceğini düşünen Macro, resmi celladın ona tecavüz etmesini emretti. Bunu duyar duymaz şöyle düşündüm: "Roma, sen bitmişsin; böyle korkunç bir suçun kefareti olamaz" (...)