“Tam da aleyhinize konuşulduğu için öne çıkıp konuşmalısınız. Bu ülkede anında itiraz edilmediği takdirde her zaman itham edenler haklıdır, bundan emin olun.”
Dünyada herhangi bir şeye inanmayan tek
bir kişi bile yoktur. En eksantrik şeylere bile inanan birilerinin bulunacağı öne sürülebilir, kolay kolay çürütülemeyecek bir iddiadır bu. Öte yandan soyut inanç büyük oranda imkansızdır, inancı pekiştiren somut olandır; kupanın, mumun, sunak taşının gerçekliğidir; heykel gözyaşı dökene kadar değersizdir, felsefe filozof şehit düşene kadar değersizdir.
Bana lütfen söyleyiniz: Bir bitin bizim vücudumuzu bir dünya sanmasına ve içlerinden biri kulağınızın birinden ötekine gittiğinde, arkadaşlarının onun dünyanın bir ucundan diğerine seyahat ettiğini veya bir kutuptan diğerine koştuğunu söylemelerine inanmak o kadar garip midir? Evet, kuşkusuz bu küçük halk sizin kıllarınızı ülkesinin ormanları, salya sümük dolu deliklerinizi çeşmeler, derinizdeki çıbanlarınızı ve uyuz böcekçiklerini göller ve su birikintileri, kan şişliklerini su taşkınları zannederler; öne ve arkaya taranırsanız da, bu hareketi okyanusun gel-gitine verirler.
Liberals welcomed higher criticism because they recognized a radically different view of the Bible was necessary for intelligent moderns. They felt free from the need to defend the whole Bible as the infallible Word of God. They no longer had to take into account a God who killed the firstborn sons of the Egyptians or who ordered the Israelites to kill their enemies to the last woman and child or who sent bears to maul children who poked fun at a prophet.
The studies of the higher critics, said the liberals, make it clear that God has revealed himself through an evolutionary process. It began with primitive, bloodthirsty ideas of a tribal God and showed how the Jews slowly came to grasp the idea of a righteous God who can be served only by one who does justly, loves mercy, and walks humbly with his God. This evolutionary revelation of God, they said, finds its fulfillment in Jesus, where God is portrayed as the loving Father of all humanity.
ondan daha güçlüydüm, bu yüzden de başımı öne eğip oturmuyordum. ama yaşamak da değildi bu. yorgun düşmüştüm. sürekli hazırlıklı olmaktan, her an kendimi savunmaya hazır olmaktan, bu şartlarda yaşamaya mecbur olmaktan yorulmuştum.