10/10
·472 syf.·
2026 151. kitabı
Gönülleri Fetheden Adam EDDAİ Necati İlmen Necati İlmen’in kaleme aldığı "Gönülleri Fetheden Adam: EDDAİ", salt bir biyografi kitabı olmanın çok ötesine geçen, arkasına aldığı güçlü tarihî rüzgârla okuyucuyu derin bir yolculuğa çıkaran muazzam bir dönem romanıdır. Eser, 472 sayfa gibi oldukça hacimli ve kalın bir yapıya sahip olmasına rağmen, yazarın üslubundaki akıcılık sayesinde sayfaların nasıl aktığını fark ettirmiyor ve okuyucuya son derece keyifli bir anlatım sunuyor. Romanın temel odağında, Üstad Bediüzzaman Said Nursî hazretlerinin hayatı ve onun ilmek ilmek dokuduğu ölümsüz eseri Risale-i Nur külliyatı yer alıyor. Kitap, onun ömrünü adadığı imân davasını ve bu uğurda çektiği çileleri merkezine alırken, bu mübarek hayatı en ince ayrıntısına kadar, son derece detaylı ve kapsamlı bir anlatımla okuyucuya aktarıyor. Eseri biyografik muadillerinden ayıran en ilginç ve hoş düşünülmüş özelliklerinden biri kurgu tekniğidir. Roman, biyografik bir çizgide ilerlese de aslında otobiyografik ve kurgusal bir döngüye sahip. Hikâye, bir sahaf dükkanında Risale-i Nur’un bizzat konuşmaya başlaması ve oradaki diğer kitaplara Bediüzzaman Said Nursi hazretlerini anlatmasıyla açılıyor. Romanın sonunda ise hikâye yine aynı sahaf sahnesine geri dönüyor ve Risale-i Nur konuşmasını bitirip susuyor. Bu metaforik anlatım, kitaba harika bir derinlik katmış. Ayrıca romanda mekanların ortaklığı üzerinden yapılan zaman geçişleri de çok başarılı bir şekilde kurgulanmış. Mekan aynı kalırken, zamanın bazen geçmişe bazen de Bediüzzaman Said Nursi hazretlerinin son dönemlerine kayması, iki farklı devrin aynı dekor içinde iç içe işlenmesini sağlıyor ki bu da anlatıyı sıradanlıktan tamamen uzaklaştırıyor. "EDDAİ", içinde buram buram tarih barındıran, olayların kronolojik ve şeffaf bir şekilde ele alınmasıyla öne çıkan bir romandır. Roman
Edebiyat
Gönülleri Fetheden Adam EDDAİNecati İlmen · Sueda Yayınları · 201955 okunma
Puan vermedi·
Amerika’daki Kuzey-Güney Savaşı (Amerikan İç Savaşı) aslında tek bir ülkenin kendi içinde yaptığı çok büyük bir savaştı. Kim kimle savaştı? * Kuzey (Union / Birlik) → ABD yönetimini korumak isteyen eyaletlerdi. → Bunlara Yankiler denirdi. → Sanayi, ticaret ve fabrikalar daha güçlüydü. → Başkan Abraham Lincoln Kuzey tarafının lideriydi. * Güney (Confederacy / Konfederasyon) → Ayrılıp kendi devletlerini kurmak isteyen güney eyaletleriydi. → Tarım, özellikle pamuk üretimi çok önemliydi. → Büyük çiftlikler (plantasyonlar) vardı. → Ekonominin temelinde köle emeği bulunuyordu. Savaşın ana nedeni neydi? En büyük mesele kölelikti. Güney eyaletleri siyah insanların köle olarak çalıştırılmasını sürdürmek istiyordu. Kuzey’de ise köleliğe karşı çıkanların sayısı artıyordu (tek sebep sadece bu değildi; eyalet hakları, ekonomi ve siyasi güç kavgası da vardı). Zencilerin (Afrikalı Amerikalıların) durumu nasıldı? Savaş öncesinde: * Güneyde yaklaşık 4 milyon siyah insanın büyük kısmı köleydi. * İnsanlar satın alınabiliyor, aileleri parçalanabiliyor, zorla çalıştırılıyordu. * Hukuki hakları çok sınırlıydı. Savaş sırasında: * 1863’te Lincoln Özgürlük Bildirisini yayımladı; isyancı Güney’deki kölelerin özgür olduğunu ilan etti. * Çok sayıda siyah asker Birlik ordusunda savaştı.
Rüzgar Gibi GeçtiMargaret Mitchell · Artemis Yayıncılık · 20223,135 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Yük
Puan vermedi·144 syf.··
2026 19. kitabı
Kitap, üç kuşağın (kısmen dört) kadın hikâyesi üzerinden ilerliyor. Büyükannenin, annenin ve kızın hayatı mektuplarla birbirine bağlanıyor. Her kuşak, bir öncekilerin yükünü taşırken aynı zamanda kendi yolunu arıyor. Sadece bir aile hikâyesi değil aslında; kadınların susmak zorunda kalışı, bastırılmış duyguları ve kendi hayatını seçememe hali de çok iyi anlatılıyor. Bu yönüyle kadınların kendi sesini bulma çabasını da öne çıkarıyor. Anlatım sade ama etkileyici. Büyük olaylardan ziyade iç dünyalara odaklanıyor. Yavaş ilerlese de bazı cümleler insanın içine dokunuyor. Ben beğendim, duygusal ve düşündürücü bir kitap. Tavsiye ederim.
Yüreğinin Götürdüğü Yere GitSusanna Tamaro · Can Yayınları · 201319,4bin okunma
8/10
·432 syf.··
Beğendi
·
2026 27. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 22:43
Stephen King-Bay Mercedes Bill Hodges serisinin ilk kitabı olan Bay Mercedes’i okudum. Bu seriyi uzun zamandır bekletiyordum. King favori yazarım olduğu için kenarda okunacak bir şey olsun diye bekliyordum. Geçenlerde dizisinin çok başarılı olduğuyla ilgili yorumlar okuyunca diziyi izlemeden önce okumak için bu kitabı öne çektim. Yazardan genellikle korku ve gerilim kitabı okuduğum için doğrudan polisiye bir kitabı nasıl yazdığını merak ediyordum ama King her zamanki gibi işi kotarmış. Başarılı güzel bir polisiye kitabı olmuş. Normal polis yerine emekli bir polisi seçmesi ve katili de çok geçmeden okuyucuya sunup av ve avcıyı adım adım birbirine yaklaştırması güzel olmuş. Ben katilin kitabın sonunda ortaya çıkmasını sevsem de bu kitapta baştan beri bilmek hoşuma gitti.
Bay MercedesStephen King · Altın Kitaplar · 20141,727 okunma
4/10
·480 syf.··
2026 11. kitabı
Veyl Kötülerin Şehri, fikir olarak beni heyecanlandıran ama okudukça potansiyelini kullanamadığını düşündüğüm bir kitap oldu. Kitabın konusu aslında oldukça ilgi çekici suçluların toplumdan tamamen dışlanıp özel bir ada hapishanesine gönderildiği, burada işledikleri suçlara göre renklere ayrıldığı ve her bölgenin kendi öncüsü tarafından yönetildiği bir sistem kurulmuş. Katiller, hırsızlar, kaçakçılar ve diğer suçlular aynı adada kendi düzenlerini oluşturuyorlar. Ana karakter Yekta ise bir Gri yani suçunun ne olduğu kesinleşmemiş, neden burada olduğunu bilmeyen ve hafızasını kaybetmiş bir karakter. Kâğıt üzerinde bakıldığında oldukça güçlü bir distopya fikri var ne yazık ki kitap bu fikrin derinliklerine inmeyi tercih etmek yerine çoğu zaman romantik ilişkilere ve karakterler arasındaki çekişmelere odaklanıyor. En çok adanın kendisini merak ettim bölgeler arasındaki güç savaşlarını, öncülerin politik hamlelerini, insanların nasıl hayatta kaldığını, bu düzenin nasıl işlediğini görmek istedim. Çünkü yazarın kurduğu dünya buna son derece müsait. Fakat hikâye ilerledikçe bunların çoğu arka planda kalıyor ve yerlerini karakterler arasındaki flörtleşmeler alıyor. Oysa bu kadar ilginç bir evren varken sayfalar boyunca imalı konuşmalar, laf sokmalar ve romantik gerilim okumak bana büyük bir fırsatın kaçırılmış gibi hissettirdi. Dünya ile karakterlerin birbirine uymaması bize anlatılan yer katillerin, suçluların ve şiddetin kol gezdiği bir ada hapishanesi. İnsanların sürekli ölüm tehdidi altında yaşadığı söyleniyor. Fakat karakterlerin davranışları çoğu zaman bu dünyanın ciddiyetini yansıtmıyor. Özellikle bazı sahnelerde kendimi bir distopya değil de romantik gençlik romanı okuyormuş gibi hissettim. Sürekli birbirine laf atan, imalı konuşan, gereğinden fazla rahat davranan
Veyl - Kötülerin ŞehriFatma Şamata · Artemis Yayınları · 2025488 okunma
Puan vermedi·206 syf.·
2026 64. kitabı
Sanırım uzun zamandır okuduğum en cesur metindi. Yenilenme, bir queer romanı. Cesur diyorum fakat bunu yalnızca içerdiği cinsel sahneler nedeniyle söylemiyorum; insanın en mahrem düşüncelerini, arzularını, korkularını ve utançlarını böylesine filtresiz bir şekilde ortaya koyabilmesi asıl cesaretini oluşturuyor. Greenwell okuru rahat ettirmeye çalışan bir yazar değil. Tam tersine, onu zaman zaman rahatsız eden, sorgulamaya zorlayan ve karakterinin zihninin en karanlık köşelerine kadar götüren bir anlatı kuruyor. Kitaba başlamadan önce Garth Greenwell’in önceki romanı “Sana Ait Bir Şey”i okumadığım için bu durumun okuma deneyimimi olumsuz etkileyeceğini düşünmüştüm çünkü iki kitap arasında bağlantılar olduğu söyleniyor. Ancak Yenilenme, tek başına da rahatlıkla okunabilecek bir eser. Evet, bazı geçmiş olayların gölgesi hissediliyor ama Greenwell karakterinin bugünkü hâline odaklandığı için hikâyeyi takip etmekte hiçbir zorluk yaşamadım. Hatta romanın parçalı yapısı nedeniyle anlatıcının geçmişini bilmemek, karakteri adım adım tanımama da katkı sağladı. Romanın merkezinde Sofya’da yaşayan Amerikalı bir öğretmen bulunuyor. İsmi verilmeyen bu anlatıcı aracılığıyla aşkı, arzuyu, yalnızlığı, aidiyet duygusunu ve yabancılaşmayı izliyoruz. Yazar, bir queer roman olarak zaten toplumsal olarak hâlâ çeşitli önyargılarla karşılaşan bir deneyimi merkeze alıyor ama Greenwell’in cesareti yalnızca bundan ibaret değil. Asıl cesur olan, karakterinin arzularını, çelişkilerini, utançlarını ve zaaflarını saklamadan ortaya koyabilmesi. Bence en belirgin tema utançtı. Anlatıcının yaşadığı pek çok deneyimin altında, toplum tarafından öğretilmiş ya da zamanla içselleştirilmiş bir utanç duygusu hissediliyor. Ancak Greenwell bu duyguyu yargılamıyor. Aksine, onun kökenine inmeye çalışıyor.
1000Kitap
YenilenmeGarth Greenwell · Livera Yayınevi · 20262 okunma