“Holbach, Bağdat’ta “Huzurlu günler geçiren” mübarekliğiyle ünlü dervişlerin hikayesini anlatır. Çevre sakini “her gün onlara yemek ve hediye getirmek için koşturur.” ve kutsal zat da, bekleneceği
“Hayvanlara bakarken, genelde görmek istediğimiz insandır. İnsandaki hayvani yanı tespit ederek ve içgüdülerle yönetilen hayvanın sahip olmadığı nitelikleri, yani aklı, iradeyi ya da sembolik dili buna ekleyerek, insanı gerçekten insan kılan şeyi bilmeye çalışırız.”
"Yetiştirdiğim çocuğun öğrenmekten aciz olduğuna inanırsam, bakışlarıma ve sözlerime sinen bu inanç onu aptallaştırır; güvenim ve beklentim ise tersine, yumurcak için meyve ve çiçekleri olgunlaştıran güneş gibidir. Sevdiğim kadına kendisinde hiç de bulunmayan erdemler atfettiğimi söyleyebilirsiniz fakat kendisine inandığımı gördüğünde bu erdemleri kazanacaktır. İtimatsızlık insanı suça iter, eksik itimat hakaretten farksızdır; fakat onu tam anlamıyla vermeyi bilmişsem beni kim yanıltabilir? Öncelikle vermek gerekir."