Ana babalarımız, çocukluğumuzdan bir olayı o kadar çok anlatırlar ki, biz bunu dinleye dinleye, o olayı anımsıyormuş gibi oluruz; düşle gerçek birbirine karışır.
1915 doğumlu aziz nesin'in 12 yaşına kadar olan hayatını anlattığı bir otobiyografi. kitap, ailenin yaşadıkları yangın sebebiyle eldeki avuçtaki çoğu şeyi yitirişleriyle başlıyor. sonra ordan oraya taşınıyorlar. yobaz bir yapıya sahip babası sebebiyle sıkı bir dini eğitim alıyor ve başarılı da oluyor. hatta öyle anektodlar var ki böyle muhafazakar bir baba etkisinden aziz nesin yıllar içinde nasıl ateistliğe geçmiş düşünmedim değil. genelde kitap aziz nesin'in "ilk kavga", "ilk aşk", "ilk dayak" gibi üçer beşer sayfa halinde anlattığı "ilk"lerinden oluşuyor denebilir. daha sonra darüşşafaka yılları başlıyor, ordaki anılar ve tabi ki annesinin trajik ölümü. annesini çok seviyor nesin, öyle ki "sahip olduğum iyi özellik ne varsa annem sayesindedir" diye sık sık belirtiyor. dikkatimi çeken bir husus kız kardeşinden pek sık bahsetmemesi oldu. taşınırken bir şeyler taşıdıklarına veya hasta annesine baktığından biraz değiniyor o kadar. araları mı iyi değildi başka bir sebep mi var bilmiyorum ama aynı evdeki kız kardeşinden bu kadar az bahsetmesi tuhafıma gitti. aziz nesin'in hayatını ve onun gözünden cumhuriyetin ilk yıllarını merak ediyorsanız mutlaka okuyun.
Peki rahatsız oluyor muydum bana bakmalarından ya da laf atmalarından? Aslında kadınlar bu tür hareketlerden çok rahatsız olduklarını, nefret ettiklerini, iğrendiklerini falan söyleseler de, içten içe beğenildiklerini hissetmek hoşlarına gider.
Henüz bir kişi çıkmadı, buluştuğum ve benimle birlikte olmak istemeyen. Rahatsız olduğum husus da bu aslında, ben, beni insanca sevsinler istiyorum, tanımaya çalışsınlar... Seks, bedenlerin keşfi daha sonra gelsin...