7/10
·416 syf.··
2026 50. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 13:13
Hellooo Nasılsınız bakalım? Sizlere okumaktan çokça keyif aldığım bir yazar getirdim. Bizde de yayınlanan Truly Devious serisini okumayan kalmamıştır diye düşünüyorum (3.kitaptayım o seride okunacak ve bitecek inşallah) Sabah Evi'nde Ölüm bağımsız bir kitap. Hikaye iki farklı zaman diliminde ilerliyor. İlk sayfalara 1920 ile acı bir merhaba diyoruz 1920'lerde inşa edilen Morning House'da yaşayan Raltson ailesinin trajik iki ölümle sarsılmasını ve bu ölümlerin günümüze kadar gizemini korumasını okuyoruz. Baba doktor Raltson altı çocuk evlat edinir ve inşa ettikleri Morning House'da izole bir yaşam sürmeye başlar. Her bir çocuğu deney çocuğu olarak düşünebiliriz. Zira bu eğitimlerle çocukların her biri bir alanda başarı sağlarlar. Ama tabi çocuklar büyüdükçe de karakterleri değişir ve artık geri dönülmez bir trajediye de kapıyı açar. Çocukların en küçüğü Max boğularak ve aynı gün kardeşlerin en büyüğü Clara balkondan düşerek ölür. Geride kalanlar için ise trajedi peşlerini bırakmaz. Bu sır dolu ölüm ve gizemlerle günümüze kadar geliyoruz. Gününüzde Marlow neden olduğu bir yangın sonrasında bulunduğu yeri geride bırakıp Morning House'da geçici olarak çalışmaya başlar. Zamanla geçmişi keşfetmek gizemi çözmeye çalışmak kaçınılmaz olur. Gizemli olayları okumayı seviyorum. Hele geçmiş tarihlerde yaşanıyorsa okumak daha keyifli zira bugünün şartlarıyla o zamanın şartları çok farklı olunca ilgi çekici olmayı nasıl başarmasın. Yazarın kalemini sevdiğim için, öneri kısmında elbet önereceğim ancak kitapta lgbtq unsuru olduğunu belirtmeden geçmek istemem. Bunun bilincinde alın OKUYUN ve OKUTUN KitapRüyasından Sevgilerle
Sabah Evi’nde ÖlümMaureen Johnson · Ephesus Yayınları · 202623 okunma
6/10
·352 syf.··
2026 58. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2026 03:37
Pirandello, modern tiyatronun öncülerinden biri olarak commedia türündeki eserleri ve romanlarıyla İtalyan Edebiyatı'nın önemli yazarlarından biri. Pirandello'nun yazarlık kimliğini de özetleyen "Altı Kişi Yazarını Arıyor", yazarın en önemli dört tiyatro oyununa yer veriyor. Commedia türündeki bu oyunlar; Liolà: Sicilya'nın kırsalında geçer. Toplumsal eşitsizlik, çocuk sahibi olmanın toplumsal ve bireysel önemi, soyun devamı, miras gibi konuları vurgular. Size Öyle Geliyorsa Öyledir: İnsanın gerçeklik arayışı, gerçeğin göreceliği, dedikodu temalarından oluşur. Altı Kişi Yazarını Arıyor: Pirandello'nun en ilginç eserlerinden biridir. Kurgu ve gerçekliği, sanat ve yaşamın ilişkisini, kimlik arayışını ele alır. IV. Henri: Toplumsal roller, delilik ve akıllılık arasındaki görünüş, insanın rol yapmadaki sınırlarını sorgular. Pirandello ve oyunları hakkındaki açıklamalarla tiyatroyu seven, ilgilenen, yaşamın felsefesini edebiyat ve sanatla birleştirmekten keyif alan okuyuculara güzel bir öneri olabilir diye düşünüyorum. Tiyatro alanında çalışma yapanlarsa kapsamlı bir inceleme konusu olarak değerlendirilebilir. Tarzı ve yaratıcılığıyla derin bir ifade yeteneğine sahip olan Pirandello'nun oyunlarının özünü kavramak için bence yazarla iyi bir tanışıklık kurmak, bakış açısını kavramak, tarzını anlamak gerekiyor. Bu nedenle de, gerek edebi gerekse sanatsal olarak Pirandello'yu tanımak için önce yazarın romanlarıyla başlamanın daha uygun olacağı görüşündeyim. Keyifli okumalar diliyorum.
Altı Kişi Yazarını ArıyorLuigi Pirandello · İletişim Yayınları · 202329 okunma
Reklam
9/10
·160 syf.··
2026 11. kitabı
Yani çok tatlı bir kitaptı, soruları cevaplarken çok eğlendim. Bence her yaş kesimine hitap edebilir. Öğretmen arkadaşlar etkinlik amaçlı öğrencilere tavsiye edebilir. ( şahsi fikrim profesyonel olarak söylemiyorum sadece öneri) Çerezlik çok tatlı yetişkinler için olan kitaplarını da okumak istiyorum
Dedemin Bakkalı: ÇırakŞermin Yaşar · Taze Kitap · 20174,124 okunma
Veba: Kötülüğün Karşısında İnsan Kalabilmek
8/10
·304 syf.··
2026 32. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 19:48
Albert Camus'nün Veba romanı ilk bakışta bir salgın hikâyesi gibi görünür. Oysa romanın asıl konusu hastalık değil, insanın kötülük karşısındaki tutumudur. Camus, Oran kentini veba mikrobu ile kuşatırken aslında insanlık tarihini kuşatan daha büyük bir sorunun peşindedir. İnsan, yenemeyeceğini bildiği bir kötülüğe karşı neden mücadele eder? Romanın gücü de zayıflığı da bu sorunun etrafında şekillenir. Camus'nün dünyasında kötülük istisnai bir durum değildir. Veba yalnızca bir hastalık değildir. Savaş, baskı, fanatizm, ideolojik körlük ve insanın insana uyguladığı her türlü tahakkümün simgesidir. Romanın sonunda doktor Rieux'nün söylediği gibi, veba mikrobu hiçbir zaman tamamen ölmez. Bu düşünce yalnızca biyolojik bir gerçeği değil, insanlık durumunu anlatır. Kötülük her zaman geri dönebilir. Bu noktada Camus'nün çağdaşlarından ayrıldığı görülür. O, tarihi nihai bir kurtuluşa doğru ilerleyen bir süreç olarak görmez. Ne dinî kurtuluş vaadine ne de siyasi ütopyalara güvenir. Çünkü ona göre insanlık tarihi, iyiliğin kesin zaferlerinden çok, kötülüğün tekrar tekrar farklı biçimlerde ortaya çıkışlarının tarihidir. Ancak Camus'nün karamsarlığı umutsuzluğa dönüşmez. Veba'nın merkezindeki asıl fikir, kötülüğün varlığı değil, ona rağmen insan kalabilme çabasıdır. Doktor Rieux'nün kahramanlığı burada ortaya çıkar. O ne bir azizdir ne de bir devrimci. Dünyayı kurtaracağını düşünmez. Sadece ölen insanların yanında durur. Camus'nün ahlakı tam da burada şekillenir. İnsanlık, büyük ideallerden önce başkalarının acısını azaltma sorumluluğudur. Bu yaklaşım günümüzde de son derece değerlidir. Çünkü modern insan çoğu zaman büyük davaların peşinde koşarken somut insanı unutabilmektedir. Adalet adına baskı, özgürlük adına şiddet veya kutsal değerler adına dışlama üretebilmektedir.
VebaAlbert Camus · Can Yayınları · 202424,5bin okunma
Algernon’un dostu Charlie
6/10
·325 syf.·
2026 1. kitabı
Kitabı okumadan önce inceleme okuyanlara kötü haber bu inceleme onlardan değildir. Ben İnstagramda denk geldim kitabın yorumuna be hemen gittim aldım. Üç günde okudum. Kitap akıcı, dili de konusu da yormuyor. Etkilendiğim alıntıları da bırakacağım. Kahramanımız, zeka seviyesi baya düşük bir arkadaş. Kendisi öğrenmeye karşı bitmek bilmeyen bir sebata da sahip gelgelelim potansiyeli belli. Sonrasında bir deneye denek oluyor, işler orada değişiyor. Geçirdiği bir operasyon sonrası kısa sürede zeka seviyesi normalin üzerine çıkıyor. Benim saptamam da burada işte. Charlie, zeka seviyesindeki artışla birlikte kısa zamanda çok şey öğreniyor ve “moron”ken hayran olduğu herkes onun için bir hayal kırıklığı oluyor. Yaşadığı bu durum bence “Martin Eden sendromu”dur. Martin Eden Sendromu, bireyin uzun süreli ve yoğun çabalarla ulaşmayı hedeflediği statü, başarı veya ideale kavuştuktan sonra hissettiği derin tatminsizlik, amaçsızlık ve varoluşsal boşluk durumudur. Öğrenmeye karşı duyduğu arzunun neticesinde zihinsel yükselişe karşın duygusal süreçte bu hıza ayak uydurmakta zorlanır. Yalnızlaşır. Charlie’nin kadınlarla fiziksel ve duygusal ilişkisi geçmişteki travmalarını da tetikler. Tüm bunları okudukları ile de anlamlandırmaya çalışır. Hayatı boyunca öteki olmuş ve sevildiğini zannetmek birinin her şeyin gördüğünden farklı olduğunu anlaması ne demekse Charlie de onu yaşadı. Ekteki alıntılar saptamamı destekler niteliktedir. “Şimdi herkes bana ne kadar farklı görünüyor. Meğer profesörlerin entelektüel birer dev olduklarını düşünmekle ne kadar aptalmışım. Onlar da birer insan, hem de dünyadaki diğer insanların bunu fark etmesinden korkan insanlar... Ve Alice de bir insan - o bir kadın, bir tanrıça değil - ve ben yarın akşam onu konsere götürüyorum.” (Algernon’a Çiçekler,
Algernon'a ÇiçeklerDaniel Keyes · Koridor Yayıncılık · 202536,4bin okunma
Puan vermedi·152 syf.··
2026 23. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 00:45
Öneri ile okudum ve beklentim yüksekti.Gerçek mi kurgu mu , iki ayrı evren mi anlayamadığım bir hikaye.İlk kısımda çocuğu olmayan bir kadın genç Xavier ile tanışıyor ve acaba annem olabilir misiniz diye soruyor genç adam.Kadın bir yanlış anlama olabileceğini hiç çocuğu olmadığından bahsediyor.İkinci kısımda paralel evrene geçiyor olabiliriz çünkü xavier onların çocuğu ve o artık bir anne rolünde.Bu rol üzerine çokta oturmuyor.Çatışmalarla dolu ama bir yandan eşi Tomas’ın baba olduğunda nasıl biri olacağını bize çok iyi anlatıyor.Rollerimiz bizi değiştiriyor mu? Aynı ben bugün anne olmasam farklı biri olur muydum sorularını sordum kendime.Bilemiyorum kitapla ilgili ne düşüneceğimi gerçekten bilmiyorum
SeçmelerKatie Kitamura · İthaki Yayınları · 2026481 okunma
Reklam
Reklam