Kemal Tahir’in büyük değer verdiği tarih bilimi ve sosyoloji bilimi o anda, ölüm karşısında ona hiç yardımcı olmuyor. Ölüme karşı bir çözüm, bir öneri getirememek... Çünkü ateistler için ölüm ötesinin olmayışı çok korkunç bir şeydir. Cehennemî bir çıkmaza tosluyorum. Bazı sofralarda, bazı yemeklerde Kemal Tahir, “Yahu çocuklar öldüğümüz zaman bütün bu birikim kaybolacak; kültürümüz, düşüncemiz, her şey kaybolacak, yok olacağız. Bu dehşet verici bir şey!” demişti.
Öneri 1: Stresinizle başa çıkın.
Öneri 2: Stresinizle baş ederken size destek olabilecek başka insanlardan yardım isteyin.
Öneri 3: Kendinize vakit ayırın.
Öneri 4: Çocuğunuzu günlük streslerdən korumayın.
Öneri 6: "Panik düzeyinizi" düşük tutmaya çalışın.
Öneri 7: Çocuğunuzun mizacını anlayın.
Öneri 8: "Beklentilerin iyiliğini" geliştirin.
Öneri 9: Stresle başa çıkmada çocğunuza uygun olan kontrol seviyelerini uygulayın.
Öneri 10: Eğer çocuğunuz utangaçsa, ilk önce yeni durumları gözlemlemelerine izin verin ve daha sonra değişimi yavaşça başlatın.
Öneri 11: Çocuğunuzun "limonata standını" geliştirin.
Öneri 12: Çocuklarınızda bir değişim zihniyeti geliştirin.
Öneri 13: Çocuklarınızın kişiliklerini değil, çabalarını ve stratejilerini övün.
Zekânız ayrıcalığınız değildir. Size iktidar kurma, cömert bir yaşam sürme hakkı tanımaz. Siz halka ışık tutmak için varsınız. Ve bir mum yakıldığında üstü kapatılmaz, etrafı aydınlatması için yükseğe, şamdanın üzerine yerleştirilir.
Siz öğretmenler çevresini aydınlatan parlak ışıklarsınız, ancak aydın olarak geçinen yüz binlerce insan halkın eğitimi için ne yaptı? İçlerinde düşünce ve bilginin saf ateşi yanıyor mu? Ne kadar parlıyor, halkını ne kadar aydınlatıyorlar.
Sayfa 59 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okuyor
“Herkes aynı biçimde yaşamaz sevgisizliği; kiminde sadece yorgunluk, kiminde uykusuzluk, kiminde suskunluk yaparken, kiminde nefes darlığına yol açar sevilmemek.”
Herkese selam
Kelimelerin sadece birer iletişim aracı olmadığını, bazen bir kalkan, bazen de içimizde biriken bir yük olduğunu hissettiren, bittiğinde bile sizi düşünmeye zorlayan çok başarılı bir eser ile geldim.
Arize ve Araz’ın farklı dünyalardan gelip ortak yaralarda ve sırlarda buluşma hikayesi beni ilk sayfalardan itibaren içine çekti.
Annesini ve babasını anlama çabasıyla büyümüş Arize’nin, geçmişten gelen gizemli bir mektubun izini sürmesiyle başlıyor.
Bu yolculuk, Arize'yi sadece ailesinin karanlık geçmişine değil; yolu bir şekilde yaralarla ve kayıplarla kesişmiş olan Araz’ın dünyasına da çıkartıyor. İki farklı hayat, iki farklı sessizlik ama aynı arayış.
Arize’nin geçmişin gölgeleriyle, ailesinin sırlarıyla ve en çok da kendi iç dünyasıyla olan savaşına tanıklık ediyoruz.
Kelimelerin gücüne, ruhuna ve insanı nasıl dönüştürebileceğine tanıklık etmek isteyenler için harika bir öneri "Çürümüş Kelimeler".
Yazarın dili o kadar naif ama bir o kadar da derin ki, her sayfada kendinizden, sustuklarınızdan bir parça buluyorsunuz.
İletişimsizliğin, sevgisizliğin ve insanı kendine yabancılaştıran o sessiz çığlıkları duyuyorsunuz.
Bu kitabı okurken kendinize rastlayacaksınız eminim.
Gizemli bağları ve ters köşe kurguları seviyorsanız Arize ve Araz'ın bu tehlikeli ve gizemli yolculuğuna kesinlikle ortak olmalısınız.
Keyifli okumalar dilerim