Kassandra Damgası, tesadüf eseri bir dizide ismini duymamla merak ederek aldığım bir kitap oldu. Konusu itibariyle okumadan önce üzerine bir süre düşündüğüm ve acaba bu konuyu baz alan nasıl bir kitap yazılmış olabileceğini hayal ederek başladım. Böyle bir keşfin yapılmış olması, bunu cesaretle insanlığa sunmak başta çok garip geldi. Yıllar boyu yapılan her keşfe ilkin kafa tutan insanoğlu elbette ki bu keşfe de aynı muameleyi yaptı. Olayların nasıl ilerleyeceğini merak ederek okurken sayfalar nehirde akan su misali farkında olmadan akıp gidiyor. Cengiz Aytmatov'dan okuduğum ilk kitaptı. Dili, düşünce biçimi, yazılışı okuyucuya büyük bir zevk veriyor. Sonu hiç beklenmeyen ve tahmin edilmeyen şekilde bitiyor. Sadece Robert Bork'un yaşadıklarına çok üzüldüğüme ayrı bir parantez açmak istiyorum. Öyle bir bilim adamının hak etmediği şekilde, sırf inandığı değeri savunuyor diye canice, linçle katledilmesi çok üzücü. Beğenerek okuduğum bir kitap oldu. Tavsiye ederim:)
"Gerçek şu ki; iyi ile kötü arasındaki ilişki hakkında çok az düşünüyoruz. Onları tek bir yapı içinde eşleştirerek; kötülüğün hakim güç olduğu, kötülüğün kadim yazgımızı sürekli mahvettiği, içimizdeki evrensel kaynakları yok ettiği, var oluşun diğer yetilerini kavramamız ve insanın şimdi olduğundan niteliksel olarak farklı hale gelmesi için aklımızı başımıza devşirmemize izin vermediği gerçeği hakkında çok az düşünüyoruz."
Kan ve hâkimiyet, işte kötülük tohumlarının sonsuza dek yetiştiği toprak!.. Bir kötülük bir sonraki için tohumlarını bırakarak bir başka kötülük ile yer değiştiriyor...
Kassandra embriyonlarının sayısı sürekli artıyor. Bunun nedeni, dünya bilincinin alt korteksinde sonsuz aşırılıktaki insan varlığında gözlemlenen günaha yönelme ve kendini mahvetme duygusunun artmasıdır.