Ödül, sosyal normları, pazar normuna dönüştürür. Sosyal sorumluluk ya da yardımcı olmak isteyen bir insana ödül verilince, ilişki pazar normuna dönüşür. Kişi de o işi ödül için yapacak olursa, kendini ucuz hisseder. Ucuz hissetmemek için yapmak istemez.
Çocukları notla kontrol ve hatta tehdit ettiğimiz sürece, okullarda yaratıcılığı sağlamamız mümkün değil. Sonuç olarak çocuğu ödülle ne kadar çok kontrol ederseniz, onun yaratıcılığı o kadar düşer.
Kısacası, ödül kullanımı arttıkça, özdenetim azalır. Çocuğun davranışları dış bir mekanizmayla denetleniyorsa, çocuk kendi özdenetim mekanizmasını geliştirme ihtiyacı duymaz. İç denetim gelişmedikçe, aileler daha çok dış denetim mekanizması kullanma yoluna
gider. Böylece kısır döngü başlar ve sürekli birbirini beslemeye devam eder. Bu da çocuğun hem başarısını hem de mutluluğunu olumsuz etkiler. Ödül aslında bir cezadır. Aynı mantıkla, ceza da ödüldür.
Çok gören biri, kendini ancak az gören biriyle tamamlayabilir
çünkü bence. Fazlalık da bir nevi noksanlık neticede. Herkes ne
yapıyorsa onu yapmak ister beş buçuk yaşındayken insan. Ve
bu arzusu devam eder büyüyünce de. Kendine benzemeyenlerden korktuğu kadar, başkalarına benzeyememekten de ödü kopar.