Haluk Oytun Ünlü

Haluk Oytun Ünlü
@onsilversky
“ Bu dünyada nadiren iki insan birbirini anlıyor...” Goethe
Sevdiğimi hissedince, bu dünyaya yabancı olduğumu bir kez daha anlıyorum . .. Bir yabancıyım bu dünyaya ve dünyayı ancak bir yabancı olarak yaşayıp seyredince, hu­zur buluyor, korkusuz oluyorum . .. Seni seviyorum ya, kim­seyle yarışmıyorum artık. Kimseye rakip değilim . Kimse benim rakibim değil. İtilmekten, dışlanmaktan hiç korkmu­yorum. llık, tülden bir su sarmış gibi sanki her yanımı, ben­liğimi, baktığım yerleri. Sanki çok zayıfım ama bu za­yıflığım beni ve sevgimi öylesine bir inatla ve güçle koruyor ki zaman zaman buna çok şaşırıyorum. Şaşırınca kendime ve yabancısı olduğum bu dünyaya iyilikle gülümsüyorum. Çocuklara okudukları okullar, yaşadıkları evler, koşup oynadıkları bahçeler, top sahaları, nasıl kocaman, nasıl gizlerle dolu ve uçsuz bucaksız, görünürse, bu yaşımda, bana da artık bu yabancısı olduğum dünyadaki her şey kocaman, gizlerle dolu ve uçsuz bucaksız, görünüyor .. Sanki bir ödül kazanmış gibiyim . Öylesine bekledim ki; öylesine döküntü , öylesine anlamsız, boş, zavallı günler yaşadım; o kör; o kısır yalnızlıklara öylesine zorluklarla katlandım ki sanki, bütün bunların karşısında sevmek, se­vebilmek ödülü verilmiş gibi şimdi bana . . . Sanki biri, bütün bu yaşadıklarımı görmüş, hiç unutmadan belleğimin ve kalbimin bir yerine yazmış, sonunda sıram gelmiş gibi.... Sevgi yüzünden, yabancıyım bu dünyaya. Bu yüzden, dengelere, çıkarlara dayanan hiçbir ilişkimi sürdürmüyor; korumak istemiyorum. Parayla ilişkim pek kalmadı artık. Cebimdeki paralar başka bir gezegenin paraları sanki. Tonlarca bir ağırlıkmış sırtımdaki gelecek kaygısı, parasız kalıp ele güne, muhtaç olma korkum. Nereden geliyor, bu çocuksu umut, her şeye yetebileceğime olan gizli inanç ... Nereden geliyor, bu cesaret. .. Yaka paça, gözaltına alınan bir genci kurtarmak için, beş-on polisin
Sayfa 15·Kitabı okudu
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
İsimsiz Bir Ağaçtan Diledim Tüm Özürlerimi
Ben o gece ağacın biriyle sızana kadar konuştum . Hiçbiriniz orada değildiniz olsaydınız sizinle konuşurdum. Bahane üretmeyin sakın yoktunuz işte hiçbiriniz. Bir tek ağaç vardı yanımda onunla sızana kadar konuştum. Ben o gece ağaca anlattıklarımın tamamını hatırlamıyorum. Belli bir yerden sonra sızdım bir kısmını hatırlıyorum. Yıldızlar çok güzeldi mesela onu hatırlıyorum. Tişörtüm sırılsıklamdı, çok ağlamıştım hatırlıyorum. Kendimi asacak bir dal beğenmeye çalışmıştım hatırlıyorum. Çok içmiştim,çok utanıyordum,çok yalnızdım hatırlıyorum. Onu çok özlemiştim dün gibi hatırlıyorum. Ben o gece ağacın tekinden bütün özürlerimi diledim. Hiçbiriniz orada değildiniz olsaydınız sizden dilerdim. Yandığından çok yaktığım can için özür dilerdim. Bütün öfkelerimden özür dilerdim, bütün bağırmalarımdan, İtmelerimden özür dilerdim. Çekip gitmelerimden,Gidememelerimden özür dilerdim. Gider gibi olup dönmelerimden, O orada olsaydı sabaha kadar özür dilerdim. Yoktu, yalnız ağaç vardı onunla sızana kadar konuştum. Ben o gece o ağaçtan bütün özürlerimi diledim! Ben o gece ağacın tekiyle ağaç olmak istemiştim. Kediyle kedi olmak istemiştim. Çimenle çimen, Şişeyle şişe olmak istemiştim. Neysem onun dışında her şey... Kaybolmak istemiştim tabiat izin vermedi. Ben o gece bütün bunları gerekçeleriyle açıklamıştım. İsimsiz bir ağaçla sızana kadar konuşmuştum...
Sayfa 48
Anadil Babamın anadili gibisin,anladığım ama konuşamadığım. Var mı anlatamamanın daha acı bir izahı? Yanılmışım, öyle olmadığında ısrar etmiştim Oysa daha mühim şeyler varmış, Hayli geç farkına vardığım. Aşk yerini kalp ağrısına bıraktığında anladım. Yanılmak üzere kuruluymuş meğer dünya Ağrımak kaydıyla dolaşıyor damarda kan. Ne yazık geçti artık benden hayaller çağı ilk akı fark ettiğim ayna çoktan kırıldı. Elini vicdanına koy da cevap ver... İnsanın saç dipleri ağrır mı? Yalanmışım gerçek olduğumu zannediyordum. Oysa daha esaslı şeyler varmış. Dışarıdan baktığımda gördüm ve anladım. Kaybedeceksiniz diye fısıldayarak dönüyormuş dünya Er geç ağlamak şartıyla, gülüyormuş insan
Sayfa 32
Dark
''Ne kadar mücadele etmek istesek de taşıdığımız kanla birbirimize bağlıyız. Ailelerimizden soyutlanabiliriz, onların yürüdüğü yolu anlamıyor olabiliriz. Ama sonunda yine de ailemiz için her şeyi yaparız. Hepimizin hayatını birbirine bağlayan ortak bir nokta işte.'' Dark dizisinden
Televizyon
Mizantropi
BirGün gazetesinde Bülent Usta'nın Mizantropist olmak ile ilgili bir yazısı... . Mizantropi sözlük anlamıyla "insanlardan nefret etmek, ürkmek veya sevmemek " anlamına geliyormuş. Mizantropi " Sık sık duyduğum bir söz: “İnsanları sevmiyorum.” “Bir hayvanın hayatı, bir insanın hayatından daha değerli, çünkü onlar insanlar kadar kötü değil” ya da “İnsan, doğanın bir hatası” gibi sözler duymak, o kadar olağan ki artık. Çağımızın benlik sorunlarıyla ilgili bir durum mizantropi, yani insan kaçkınlığı, insanlığa karşı nefret, korku ve güvensiz hissetmek. Ben öyle biri olamadım hiç, hayvanları da, insanları da sanırım eşit bir biçimde seviyorum. Ama dostlarımdan duydukça, merak ettiğim bir ruh haliydi bu. Bugünlerde Can Yayınları, Sybelle Berg’in “Uyuyan Adam” ve “Hayat İçin Teşekkürler” romanlarını yayımladı. “Uyuyan Adam”ın arka kapağında yazar için ‘mizantropi ustası’ yazıyordu ve heyecanla romanın içine gömüldüm. Güney Çin Denizi’ndeki küçük bir adaya kaçmış olan romanın anlatıcısı yaşlı kadının zihninde ve anılarında dolaştıkça, bu ruh halinin nedenlerini anlamaya başladım. Aslında kendimde de benzer duygu ve düşüncelerin zaman zaman oluştuğunu fark ettim. Sybelle Berg, “Uyuyan Adam”da genel bir insanlık eleştirisi yapıyordu: “Herkes kendini bir diğerinden üstün buluyor, bu da içimizdeki saldırganlığın, bitmek bilmeyen bir kulak çınlaması gibi sürüp gitmesine sebep oluyordu.” Başka bir yerde de şöyle yazıyordu Berg: “Gençken hayvanseverlere sinirlenir, neden enerjilerini insanları kurtarmak için kullanmadıklarını anlayamazdım, şimdiyse anlıyorum. (…) İnsanlar kendilerine küçük küçük, güzel sebepler buluyorlardı ama birçoğunun çok büyük bir budalalığın ya da alçaklığın ürünü olduğunu göstermiyorlardı kimseye.”
Felsefe