YAŞAM ANATOMİSİ | Bölüm 1: Fırtına Öncesi Sessizlik
​Bazı sessizlikler, en büyük fırtınaların habercisidir. Kendi enkazımdan çıkardığım bu ilk kelimeler, bir kadının yeniden var olma mücadelesinin dürüst bir kaydı... ​​ ÖNSÖZDEN BİR KESİT O evden ve o insanlardan uzaklaşmak için başka bir şehre, ablamın yanına sığındım. Bir anlık nefes, bir liman bulacağımı düşündüm. Ne yazık ki fırtına, peşimi bırakmadı. Dört ay boyunca, fiziksel uzaklığa rağmen ruhuma fısıldanan tehditler dinmedi. Oysa, bu yıkıma rağmen evliliğin son nefesine tutunmaya çalışıyordum. ​Ablamın yanı, bir inziva yerine dönüşmüştü. Finansal utanç, keskin bir bıçak gibi ruhuma işliyordu. Masraf olmasın diye evden dışarı adım bile atmıyor, yaşamın tadını çıkarmaktan kaçınıyordum. Yemek yerken bile lokmalar boğazıma diziliyordu; çünkü kocamın evinde başlayan o eziklik ve yorgunluk, şimdi tenimde de taşıdığım bir gölgeydi. Ben, en yakınımda bile kendimi yalnız ve çaresiz hissediyordum. ​ BÖLÜM HAKKINDA: Lirik Düzyazı] Yıkımın sessizliği, enkazın kalbinde saklıydı. Duvarların yıkılışı bir son değil, yeni bir mimarinin başlangıcıydı. İçimdeki benlik, tamamen darmadağın olmuştu ama bu mutlak sıfır noktasında bir ses yankılandı: Umut. Enkazın o gri, soğuk kalbinden süzülen bir ışık huzmesi, eski benden kalan yaralı dizeleri aydınlattı. Şimdi anlıyordum ki; yeniden doğuş, ancak eski benliğin tamamen yıkılmasıyla mümkündü. ENKAZIN KALBİ Bir enkaz düştü içime, sessiz ve derinden, Yıkıldı tüm duvarlarım, benliğimden. ​Kulaklarımda yankılanan bir çığlık var, Ama o enkazın kalbinden bir ışık doğar. ​O ışık, eski benden kalan yaralı dizeler, Bir nehrin akışı gibi, içime süzüler. ​Her damlası, yeni bir umut fısıldar, O enkazdan, yepyeni bir hayat başlar. ​(Görsel tasarımda yapay zekadan destek alınmıştır; metin ve şiir İlkim M.K. imzalıdır.)
Ahde Vefa
Önsözden Bir Kesit "Aramızda dilden öte, kalpten kalbe kurulan bir köprü vardı. Ate için sevilmek sadece bir lütuf değil, bir görevdi aynı zamanda. Benim ruhumdaki en ufak bir dalgalanmayı, yüzümdeki gölgeyi daha ben fark etmeden o hissederdi... ​...Oysa o anlarda bilemezdim; gün gelecek, ben onun için gerçekten ağlayacaktım ve o, benim ellerimi yüzümden çekecek mesafede olmayacaktı." ​🐾 🐾 🐾 #İlkimMK
Alıntı
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Vahiyden Kültüre Tarihin, kültürün doğrularını değil, onların üstündeki mutlak doğruları elde etmek ve böylelikle vahiyde anlamını bulan Müslüman olabilmek için geçmişi ve bize bıraktığı mirasını sorgulamak zorundayız. Bu miras yanlış olmayabilir. Aynen kabulü ve yaşanması durumunda hidayete eriştirebilir, ancak ya doğru değilse? -önsözden
Kap lambası
Banu Mushtaq Türk okurları için yazdığı önsözden alıntı.
Son zamanlarda yaptığım bir incelemeye gelen bir yorum vesilesiyle bunu yazma ihtiyacı hissettim. Kitaplar üzerine yazılan metinler aynı nitelikte olmak zorunda değil. Kimi okur kısa bir tanıtım yapar, kimi arka kapak, önsözden.. faydalanarak ilerler, kimi de metnin kendisiyle uzun uzun düşünür, sorgular, çıkarımlar yapar. Bunların hiçbiri diğerinden üstün ya da değersiz değildir; hepsi bir okuma tercihidir. Ancak bir metni okumayı seçip, onu uzunluğu ya da düşünsel çabası üzerinden küçümsemek eleştiri değildir. Eleştiri, metinle kurulan bir ilişkiden doğar; alay ise ilişki kurmaktan kaçınmanın kolay yoludur. Ben kitapları alıntı paylaşmak ya da hızlı tüketmek için okumuyorum. Beğendiğim bir metinse üzerine düşünmeyi, beğenmediysem nedenlerini aramayı tercih ediyorum. Benim yazdıklarım bir tanıtım metni niteliği taşımıyor. Her metin kapatılıp rafa konmaz. Bazıları insanın içinde dolaşmaya devam eder; akıldan geçer, kalbe takılır, orada bir süre yaşar. Benim de yaptığım bu tam olarak. Yazdıklarım herkes için olmayabilir; zaten olmak zorunda da değil. Okumamak her zaman bir tercihtir, küçümsemek değil. Bir metni anlamaya çalışan tek bir okura bile ulaşabiliyorsam, benim için yeterlidir.
Okurluk