Bazı sessizlikler, en büyük fırtınaların habercisidir. Kendi enkazımdan çıkardığım bu ilk kelimeler, bir kadının yeniden var olma mücadelesinin dürüst bir kaydı...
ÖNSÖZDEN BİR KESİT
O evden ve o insanlardan uzaklaşmak için başka bir şehre, ablamın yanına sığındım. Bir anlık nefes, bir liman bulacağımı düşündüm. Ne yazık ki fırtına, peşimi bırakmadı. Dört ay boyunca, fiziksel uzaklığa rağmen ruhuma fısıldanan tehditler dinmedi. Oysa, bu yıkıma rağmen evliliğin son nefesine tutunmaya çalışıyordum.
Ablamın yanı, bir inziva yerine dönüşmüştü. Finansal utanç, keskin bir bıçak gibi ruhuma işliyordu. Masraf olmasın diye evden dışarı adım bile atmıyor, yaşamın tadını çıkarmaktan kaçınıyordum. Yemek yerken bile lokmalar boğazıma diziliyordu; çünkü kocamın evinde başlayan o eziklik ve yorgunluk, şimdi tenimde de taşıdığım bir gölgeydi. Ben, en yakınımda bile kendimi yalnız ve çaresiz hissediyordum.
BÖLÜM HAKKINDA: Lirik Düzyazı]
Yıkımın sessizliği, enkazın kalbinde saklıydı. Duvarların yıkılışı bir son değil, yeni bir mimarinin başlangıcıydı. İçimdeki benlik, tamamen darmadağın olmuştu ama bu mutlak sıfır noktasında bir ses yankılandı: Umut. Enkazın o gri, soğuk kalbinden süzülen bir ışık huzmesi, eski benden kalan yaralı dizeleri aydınlattı. Şimdi anlıyordum ki; yeniden doğuş, ancak eski benliğin tamamen yıkılmasıyla mümkündü.
ENKAZIN KALBİ
Bir enkaz düştü içime, sessiz ve derinden,
Yıkıldı tüm duvarlarım, benliğimden.
Kulaklarımda yankılanan bir çığlık var,
Ama o enkazın kalbinden bir ışık doğar.
O ışık, eski benden kalan yaralı dizeler,
Bir nehrin akışı gibi, içime süzüler.
Her damlası, yeni bir umut fısıldar,
O enkazdan, yepyeni bir hayat başlar.
(Görsel tasarımda yapay zekadan destek alınmıştır; metin ve şiir İlkim M.K. imzalıdır.)