Percy Bysshe Shelley otuzuncu yaş gününe birkaç gün kala, 8 Temmuz 1822'de, Akdeniz'de boğularak öldü. Lord Byron' dan gelen maddi jestle aldığı ve Don Juan adını verdiği tekne İtalya'nın La Spezia kasabası açıklarında alabora olmuştu! Yıllar önce intiharına sebep olduğu ilk eşi gibi, o da boğularak ölmüştü ... Shelley'nin birkaç gün sonra karaya vuran cesedi tanınmaz haldeydi. Cebinden çıkan bir Keats şiiri, teşhis edilmesini sağladı. Naaşı, Lord Byron, Leigh Hunt ve Mary Shelley'nin de katıldığı bir günbatımı merasimiyle, boğulduğu La Spezia sahilinde ateşe verildi, ancak gizemli bir biçimde, bütün vücudunu küle çeviren ateş Shelley'nin yüreğini yakamadı. Onun zekasına büyük hayranlık duyan Lord Byron kafatasını, karısı Mary Shelley ise yüreğini aldı.
Şairin külleri o gece Akdeniz'e doğru uçuşup yayıldı.
O güne dek bir şair olarak Shelley'nin eserlerinin kıymeti ne Lord Byron'ın Don Juan'ı, ne karısı Mary Shelley'nin Frankenstein'ı ne de Wordsworth'ün Prelude'ü ile kıyaslana cak kadar önemsenmişti. Küçük şöhreti, ömrü boyunca süren büyük trajedisinden geliyordu. Percy Bysshe Shelley Romantizmin mutsuz bilinci ve "trajik kahraman" tabirinin tam karşılığıydı. ..
Freinkestain okuduktan sonra bu çiftin hayatı çok ilgimi çekti. Önsözden aldığım bu pasajı kesmek istemedim.Percy aristokrat bir aileden geliyor. Hayata karşı duyarlı biri olmasına karşın ilk eşinin ölümüne sebep olmuş , evlat acıları da yaşayarak bazı acılar çekmiş ve intihar etmiş.Bu kitapta da katliamlara ve toplumsal olaylara karşı tepkisini belirtmiş, intihar etmese daha güzel şiirler yazardı.