Puan vermedi·64 syf.··
2024 23. kitabı
·
35 günde okudu
·
Okunma: 20 Ağustos 2024 07:43
Bediüzzaman said Nursi Hastalar Risalesi'nin Birinci devasında hastaya sabır etmesini hatta derdin de bazen deva olacağını söylüyor. İkinci devasında yine sabretmeyi tekrar edip derdin bir ibadet olduğundan O'nu hatırlayıp yalvarmamızı derdimiz için deva dilememizden manevi bir ibadetten bahsediyor. Üçüncü devasında hayatın hep güzel geçmeyeceğini bazı dermanın dünyanın sonu olduğunu ahiretin de var olduğunu ona göre bir hazırlık yapmamız geretiğini söylüyor. Dördüncü devasında bedenin sana ait olmadığını tıpkı üstündeki gömlek gibi gömleğin senden kısalıp uzaması için sana söyleyememesi gibi verilen derdin de geçmesini istediğinde hemen geçmeyeceğini dertli olunca kedere kapılmaman ve perde açıldığında ardındaki güzellikleri gördüğünde nasıl olacağını bilemeyeceğinden söz ediyor. Beşinci devasında Kimi dertli insanlarla konuşmalarında rabbine yöneliş ve şairane bir üsluba sahip olduğunu görmüş ve derdin de bir nevi sıhhat olduğundan bahsetmiştir. Altıncı devasında "Bu da geçer yahu."de ve sabret. Yedinci devasında "Her şey zıddıyla bilinir." der. Karanlık olmazsa ışığın önemi bilinmez. Hastalıklı azalarımızın sıhatini de sağlıklı olmayınca bilemeyeceğimiz gibi. Sekizinci devasında Hakk'ı bilmeyenin ahiret inancı da yoktur. Bu kişiler derdiyle beraber yok olurlar şayet Hakk'ı bilen kişi derdin de geçici olduğunu bilir ve şifasını bulur. Dokuzuncu devasında ölümü hatırlayıp daha fazla hayır işlememize neden olan derdimizin aslında derman olacağından söz ediyor. Onuncu devasında merakın hastalığı çoğaltıgını onun yerine hastalığın çabuk geçeceğini düşünüp ortadan kaldırmaya çalış diyor. Onbirinci devasında sabır etmekle hastalığı yenebileceğinden bahsediyor. Onikinci devasında hastalığın bir sır olduğunu ve bazı duaların kapılarını açtığını
Felsefe-Düşünce
Hastalar RisalesiBediüzzaman Said Nursî · RNK Neşriyat · 20172,602 okunma
10/10
·266 syf.··
Beğendi
·
2017 5. kitabı
başlangıç ile bitişin örtüşmesine dair, roman şu paragrafla başlar: "kronik vicdan azabı, tüm ahlakçıların hemfikir olduğu gibi, hiç de istenmeyen bir duygudur. ... ne sebeple olursa olsun hatanızın üzerinde kara kara düşünmeyin. temizlenmenin yolu çamurda yuvarlanmak değildir." o beklenen sonda ise vahşi john, son anlarını derin bir pişmanlıkla geçirir. kendini dikenli bitkilerin üzerine atar, kırbaçlar ve trajik sona ulaşır. huxley, toplumların sınıflandırılarak "mutlu" olabilecekleri bir evren yaratmıştır. bu evrenin yaratıcısı henry ford’tur (ford hazretleri). ford, tüm toplumlar tarafından ilah olarak görülür. tanrı aşkına yerine ford aşkına denir. öyle ki ford’tan önce ve sonra olarak bir tarih tanımı vardır. f.s. 632 gibi. huxley'nin bu taşlaması fordgil'in (herkesin malumu henry ford’un) o şaşaalı endüstrisine dayanır. yeni dünya'da kadınlar doğum yapmaz. bokanovskileştirme yöntemi uygulanır. yani yapay dölleme merkezleriyle geleceği şartlandırılmış insanlar yaratılır. “şişede büyütülmek.” ve her bölüm bu insanları toplumsal yapıda hangi yere sahip olacakları konusunda işlemlere tabi tutar. alfa, beta, epsilon gibi toplumsal sınıflar vardır. epsilon en aşağı katmandır. fakat her bir epsilon mensubu hiçbir zaman bir üstündeki sınıfı kıskanmaz. daha fazla didinip beta yahut alfa’daki insanların konumuna erişmek istemez. toplumsal sınıfların oluşma zorunluluğu vardır. bizim dünyamızda da keza öyledir, aileden tutalım da kraliyete değin her kurumda bir hiyerarşik düzen uygulanmıştır... aksi halde mutsuzluk ve çatışma baş gösterir. yeni dünya'daki bu sınıflardan biri, diğerini bastırmaz. "kıbrıs deneyi" olarak bir örnek verir mustafa mond(denetçi), vahşi john'a. ve sınıfların oluşturulma gerekliliğinden bahseder uzunca. hipnopedya, şartlandırma merkezleri,
Televizyon
Cesur Yeni DünyaAldous Huxley · İthaki Yayınları · 202173,2bin okunma