Nefs-i râziyye:
Nefsin sevgiliye kavuşmak dolayısıyla her bakımdan mutluluğa erdiği, kendini gerçekleştirdiği ve kendisinden razı olduğu (râziyye), kalp ile bütünleştiği basamaktır. Artık kişi ben demekten vazgeçmiş, "bana göre, bence, benim kanaatime göre" gibi içinde benlik geçen her şeyden kurtulmuş, sevgili huzurunda ben değil "sen" olmuştur. Bu hal onun kalbine bir yücelik olarak yansır ve içindeki her şeyi başkalaştırır, sevgili kalıbına sokar, kendiliğinden diğergamlık başlatır. Kalp artık hakikati vasıtasız algılar, yaratılmışlarda kusur görmez, sevgilinin gözüyle görür, sevgilinin kudretiyle tecelli eder. Sûfîler buna fenâ makamı, "fenâ-fı'llah" diyorlar.
Sayfa 60 - kalp ile nefis·Kitabı okudu
Nefs-i.emmâre: İnsandaki nefsin en zalim ve pervasız halidir. İnsan köle gibi kullanan bir zalim kral misali... Hayatın her sahnesine, eğilimlerimize, ideallerimize, geleceğimize hâkim olmuş bir kral. Bilinçaltımızdan bize hükmetmeye, egomuzu besledikçe bize istediğini yaptırmaya, bizi zorlayıp emirlerini (emmâre) dinletmeye ve gitgide kalbimiz üzerinde diktatörlük kurmaya başlamış bir iç ben. Eğer disiplin altına alınmazsa, iç hesaplaşmaya tâbi tutulmazsa felâket... Herkesin arada sırada egosunu muhasebeye çekmeye ihtiyacı var galiba. Nefs-i Levvâme: Yaptığının iyi olmadığım bilen ama yine de yapmaya devam eden bir adam düşünün. Her eyleminden sonra pişman olan ama yine de o eylemi yapmaktan vazgeçmeyen biri. Tiryakilik veya bağımlılık gibi... Nefsini kınamakla (levvâme) birlikte nefsine hâkim olamıyor. İşte kalbin en titrek ve tedirgin hali... Zalim kral karşısmda kendisinin ne derece iradesiz ve zavallı olduğunu fark ettiği halde ona hizmete devam eden ılımlı, iradesiz ve sünepe bir köle gibi. Bu köleye sıkı bir perhiz lâzımdır; alışkanlıklarından ve zevklerinden perhiz. Perhiz olursa nefis bir basamak daha arınacak, değilse kendi basamağının altına düşüp nefs-i emmâre batağına düşecektir. Nefs-i Mülkime: Bir eşik... İyilikle kötülüğün, kurtuluşla savruluşun eşiği... Kalpte beyazın siyaha hâkim olmaya başladığı nokta. Bu eşikte benliğin (egoizm, enaniyet) muharebe hattında savaş verilip benin hâkimiyetine karşı zafer başarılmış, daha doğrusu benlik kazanılmıştır. Artık kişiliği dengelenerek belli ilhamlar (mülhime) almaya başlayacak ve sonraki mücadelelerinden galip çıkacaktır. Nefsin bu üçüncü basamağı ancak dünyaya ait aşırı emellerden, ihtiraslardan, arzulardan vazgeçerek aşılabilir. Egonun kabarmasını durdurarak özgürlüğünü kazanan kişiye ne mutlu! Nefs-i
1000Kitap
Reklam
“Adam gerçek bir âşıktı. Kadın onun kalbini kırdı ama adam onu hâlâ seviyordu. Bir daha sevemez çünkü ona olan aşkını unutamaz”
"Önemi yok, onu öldüreceğim!" "Ne diyorsun evladım sen, babanı mı öldüreceksin?" "Evet, yapacağım bunu. Başladım bile. Öldürmek Buck Jones'un tabancasını alıp güm diye öldürmeyi kastetmiyorum. Öyle değil. Onu kalbimde öldürmek. İyiliğini istemekten vazgeçmek. Ve bir gün büsbütün ölecek."
Sayfa 145·Kitabı okudu
Nefs-i râziyye: Nefsin sevgiliye kavuşmak dolayısıyla her bakımdan mutluluğa erdiği, kendini gerçekleştirdiği ve kendisinden razı olduğu (râziyye), kalp ile bütünleştiği basamaktır. Artık kişi ben demekten vazgeçmiş, "bana göre, bence, benim kanaatime göre" gibi içinde benlik geçen her şeyden kurtulmuş, sevgili huzurunda ben değil "sen" olmuştur. Bu hal onun kalbine bir yücelik olarak yansır ve içindeki her şeyi başkalaştırır, sevgili kalıbına sokar, kendiliğinden diğergamlık başlatır. Kalp artık hakikati vasıtasız algılar, yaratılmışlarda kusur görmez, sevgilinin gözüyle görür, sevgilinin kudretiyle tecelli eder. Sûfîler buna fenâ makamı, "fenâ-fı'llah" diyorlar. Bu mutlak aydınlanmadır ve bu basamaktaki bir nefsi ölüm bile öldüremeyecek, onun yükselişi sonsuzluk içinde sürecektir.