Kitabı beğendim, tavsiye ederim. Kitap kendi içinde tutarlı döngüler ve biraz da tahmin edilebilir bir kurgu içeriyor. Ancak benim kurgu konusundaki önsezilerimi siz dikkate almayabilirsiniz. Zira genelde bu tatsız önsezi sebebiyle kurgudışı okuyorum. Hayata dair eleştirel taraftaki ve yıpratıcı kitaplardan değil. Bu bakımdan çok güzel. Özellikle gençlere daha çok tavsiye ederim. Zira istatistiksel olarak intihar bu yaş gruplarında yoğun.
Derinlemesine bir şey yazmak istersem, kitaptaki en başat felsefeci aslında topluma ve devlete dair keskin bir özgürlük eleştirisi getiren Henry David Thoreau. Gelin görün ki kitap bana Camus'un Sisifos Söyleni'ni hatırlattı. Çünkü iki kitap da aynı noktaya varıyorlar. Biri kurgusal diğeri felsefi. Biri küpeli bir kulağı o taraftaki eliyle tutarken, diğeri tüm tarihi dolaşıp aynı kulağa öteki eliyle ulaşıyor.
Camus sözünü Kral Sisifos'tan alıp, Karl Jaspers gibi intiharı derinlemesine incelemeye kalkan biriyle sürdürüyordu. Bu varoluşçu bağlam kitapta biraz da Satre'a atfedilmiş. Yine de Camus kitap'ta var. Ancak Söylen'e değinilmemiş.
Yaşam ve ölüm konusu beni korkutan bir alan. Zira dediğim gibi intihar eden insanlar var. Bu basit gibi görünse de zor bir konu. O bakımdan kitabı önemsedim ve tavsiye ediyorum. Bu konuların nesnesi ve öznesi olmak arasındaki bağlam çok keskindir. İki kitap da aynı konuyu bağlamda tutarak işini yapıyor. Biri işini zor ve derin bir felsefi temel ile yaparken diğeri ise işini bizi Gece Yarısı Kütüphanesinde tutarak yapıyor. Gece Yarısı Kütüphanesi